Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1857 E. 2022/13032 K. 25.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1857
KARAR NO : 2022/13032
KARAR TARİHİ : 25.10.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı iflas idaresi ve davalılardan …, vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu … Kablo San. A.Ş. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını, borçlunun dava dışı …. Elektrik Proje A.Ş.’den olan alacağını 01/04/2013 tarihli temlikname ile davalı … San. ve Tic. A.Ş temlik ettiğini bu temliğin mal kaçırma amacı ile yapıldığını belirterek tasarrufun iptalini istemiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair karar, önce Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20/06/2017 tarih 2017/639 Esas 2017/6993 Karar sayılı ilamı ile borçlu şirketin borca yaptığı itirazdan feragat ederek hakkındaki takibin kesinleştiği, borçlu adresinde 06/06/2013 tarihinde yapılan haczin İİK’nun 105.madde kapsamında aciz belgesi niteliğinde olduğu, davacının alacağının 2006 yılından gelen kredi borçlarından doğduğu, iptali istenilen temlikin bu tarihlerden sonra 01/04/2013 tarihinde gerçekleştiği, mahkemece hernekadar, İİK’nun 279/1 maddesindeki temlikin borçlunun evvelce taahhüt etmiş olduğu hallerin dışında teminat amaçlı olarak verildiği, İİK’nun 279/2. maddesine göre mutad ödeme aracı olmadığı ve İİK’nun 280. maddesine göre üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen şahıslardan olduğu kabul edilmiş ise de gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesinin ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracı olduğu, davalı üçüncü kişinin, borçlu ile ticari ilişkisini temlik tarihinden öncesinde ve sonrasında devam ettirdiğini ve temlik miktarı kadar gerçek bir alacağı olduğunu iddia ettiği, mahkemece alınan 16/04/2014 ve 24/11/2014 tarihli bilirkişi raporları ile üçüncü kişi ve borçlu arasında önceye dayalı olarak ticari ilişkilerinin olduğunu temlik tarihinde temlik miktarının çok üzerinde borçlunun üçüncü kişiye borcunun bulunduğu ve temlik tarihinden sonrada bu ticari ilişkinin devam ettiğinin tesbit edildiği, davalı üçüncü kişinin iddasını ispatladığı, temlik tarihinde borçlu şirketin üçüncü kişiye 16/04/2014 tarihli bilirkişi raporuna göre 18.293,699 TL, 24/11/2014 tarihli bilirkişi raporuna göre 17.060.717 TL borcu var iken bu temlikin salt teminat amaçlı olarak verildiğini söylemenin mümkün olmadığı, bu nedenlerle, mahkemece davacı alacaklının davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle bozulmuş, bozmadan sonra davacı karar düzeltme isteminde bulunmuş, bu kez aynı dairenin 12/02/2019 tarih 2017/5314 Esas 2019/1304 Karar sayılı ilamı ile davalı borçlu … Kablo San. A.Ş’nin İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/514 Esas-2016/878 Karar sayılı ilamı ile iflas ettiği, kararın 22/11/2016 tarihinde mahkeme hükmünden sonra ancak bozma ilamından önce verildiği, karar düzeltme aşamasında ibraz edildiği , taraf teşekkülünün davanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereken bir husus olduğundan, mahkemece bu kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması, karar kesinleşmiş ise iflas masasından 1. ve 2. alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığı, İİK’nun 245. maddesine göre davacıya yetki verilip verilmediği sorularak, davaya davacının mı, yoksa masanın mı devam edeceğinin belirlenmesi gerektiği yönünde hüküm bozulmuştur.
Bozmadan sonra, borçlunun iflas idaresi yargılamaya kendisinin devam edeceğini belirtmiş, yapılan yargılama sonunda davanın ilk bozma gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı İflas İdaresi ve davalı …, vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, mahkeme gerekçesi ve delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İflas İdaresinin 24/12/2019 tarihli kararı ile davalara iflas idaresi adına Avukat …’ın devam etmesine karar verildiğinden, davanın reddi halinde vekalet ücretinden sadece davacı iflas idaresinin sorumlu olması gerekmesine göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı …’den alınmasına 25/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.