YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/23340
KARAR NO : 2021/10447
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 24/02/2021 gün ve 2020/2825 2021/1931 sayılı ilamında “Mahkemece; bozma gereklerine uygun olarak alınan oluşa uygun denetlenebilir rapor ile hasarın deniz kabarması nedeniyle meydana gelmediği belirlenmiş olmasına göre; hasarın teminat içinde kaldığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken Dairemiz bozma ile de belirtildiği üzere davacının istinat duvarı zararını talep etmemesi ve sonrasında oluşan zararın Yangın Sigortası Genel Şartları A.4.3 maddesini kapsamadığı belirtilip bahsi geçen husus bozma kapsamı dışı kalmasına rağmen yanılgılı değerlendirme ve uzman olmayan bilirkişi raporuna göre istinat duvarının devlet otoriteleri tarafından yıkılması sebebiyle meydana gelen zararlar teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında davanın kısmen kabulüne, 182.139,75 TL’nin 09/02/2012 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Yangın Sigortası Genel Şartlarında sigorta bedelinin kapsamı taşınmaz mallarda; A.2.1.1. maddesinde: “Aksine sözleşme yoksa; binaların dışındaki bahçıvan evi, garaj, su deposu, kömürlük gibi eklentiler ile binaların içlerinde veya üzerlerinde bulunan her çeşit sabit tesisat, asansör ve yürüyen merdivenler, yıldırımlık, televizyon anteni gibi binayı tamamlayan şeyler ile temeller ve istinat duvarları sigorta bedelinin kapsamı içindedir.” düzenlenmiş, A.2.1.2. maddesinde: “Bahçe ve çevre duvarları, rıhtımlar, teraslar, iskeleler, çeşmeler, bina dışındaki heykeller, sarnıç ve havuzlar gibi şeyler ancak poliçede belirtilmeleri kaydıyla sigorta bedelinin kapsamı içindedir.” olarak düzenlenmiş, A.2.1.3. maddesinde
“sigorta bedelinin tespitinde arsa kıymeti dikkate alınmaz.
” olarak düzenlenmiştir. Yine; Tazmin Kıymetlerinin Hesabı B.5.5.1. maddesinde; “Sigorta tazminatının hesabında sigortalı şeylerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki tazmin kıymeti (rayiç bedel) esas tutulur.” düzenlemesi mevcuttur.
Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan 30/04/2017 tarihli gayrimenkul değerleme uzmanı ve inşaat mühendisinden aldırılan bilirkişi raporu ile; dava tarihindeki verilere göre parsel değeri 80.640,00 TL, iki katlı bina değeri 86.499,75 TL, bahçe düzenlemesi ve çevresel faktörler için 15.000,00 TL bedel olmak üzere toplam 182.139,75 TL zarar belirlenmiştir. Yine dosya arasında mevcut sigorta eksper raporunda bina değeri 68.117,92 TL, ceza dosyasında alınan inşaat mühendisi raporunda da 48.923,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda yukarıdaki düzenlemeler ve maddi olgu birlikte değerlendirildiğinde; yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak arsa kıymeti dahil edilmeksizin çelişkiler de giderilmek suretiyle davacının gerçek zararının riziko tarihi itibariyle tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 15/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.