Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/23910 E. 2023/5529 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/23910
KARAR NO : 2023/5529
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1765 E., 2021/310 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul- Yeniden Hüküm Kurma ile Davanın Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/292 E., 2018/233 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf itirazının reddine, davalının istinaf itirazının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; jandarma er olarak görev yapan davalının sürücüsü olduğu resmi plakalı araç ile göreve giderken 27.07.1999 tarihinde aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kaza yapması nedeniyle dava dışı terhisli jandarma er…’in yaralandığını, yaralanan ere davacı tarafından ödeme yapıldığını belirterek, ödenen bedelin kusurlu olan davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek, 127.045,26 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olayda zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davalının şoförlük eğitimi almadığını, dava konusu kazanın zorunlu vatani hizmetin yerine getirilmesi ve terörle mücadele faaliyetlerinin yürütüldüğü esnada meydana gelmesinin dikkate alınması gerektiğini, kazanın, çukur ve tümseklerin bulunduğu bozuk asfalt zeminde, virajlı bir yolda ve düşük bir hızda giderken meydana geldiğini, düşük hızda giden bir aracın devrilmesinde, sürücü kusuru kadar yol kusuru ve idarenin bu görev için uygun aracı seçmemesinden kaynaklanan kusurunun bulunduğunu, bu ortamda gerçekleşen bir kazada, davalının kasıtlı ve ağır kusurunun bulunduğunun söylenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalının ekonomik ve sosyal durumunun bu tür bir tazminatı ödemeye elverişli bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…ceza dava dosyasında kazada askeri araç sürücüsü davalının 4/8 oranında kusurlu bulunduğunun tespit edildiği, kararın temyiz edilmeme üzerine 13.09.2006 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen ceza dosyasındaki maddi olgular göz önüne alındığında yeniden kusur incelemesi yapılmasına gerek görülmediği, davalının mahkum olduğu ceza mahkemesindeki kusuru oranında tazminattan sorumlu tutulması gerektiği” gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 63.522,63 TL ‘nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ödeme yapılan miktarın tamamından davalının sorumlu olması gerektiğini, kısmen kabul kararının hatalı olduğunu belirtmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya cevap dilekçesindeki beyanlarını da tekrarlayarak, zorunlu vatani hizmet olan askerlik görevi kapsamında davaya konu olayın meydana geldiğini, davalının kusurlu sayılmasının hakkaniyete uygun olmadığını, aksi halde hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sürücülerin ancak kastının ya da ağır kusurunun bulunması durumunda kendilerine rücu edilebilmesinin mümkün olabileceğini, davalının zorunlu bir görev olması nedeniyle tercih şansının olmadığını ifade ederek kararın kaldırılması ile davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…olayın oluş şekli, trafik kazasının, zorunlu askerlik görevi ve terörle mücadele faaliyeti esnasında, kırsal köy yolunda, davalının kusuru bulunmaksızın gerçekleşmesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 üncü maddesi) gereğince, hukuk hakiminin, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı, olay tarihinde jandarma eri olan davalının askeri hiyerarşideki konumu ile dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle davacının istinaf itirazının reddine, davalının istinaf itirazının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davacı idarenin kamu görevlisinin veya kamu görevlisi olmayan 3. kişinin kusuru nedeniyle zarar görene ödediği tazminatı kusuru oranında zarar verenden isteyebilme hakkı bulunduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, trafik kazası neticesinde yaralanan dava dışı 3. kişiye idare tarafından ödenen tazminatın, haksız fiil sorumlusu olarak davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu, 50 inci, 51 inci, 52 inci, 54 üncü ve 74 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi, 4721 sayılı sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kusur oranlarının doğru şekilde tespit edildiği, kaza ile zarar arasında illiyet bağının mevcut olmasına, davalının terör bölgesinde zorunlu askerlik görevini yapan, talimatla hareket eden er olması, sürücülük deneyiminin olmaması, olayın oluş şekli ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.