YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14286
KARAR NO : 2023/116
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/875 E., 2022/857 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı …’ün 26.02.2013 başlangıç ve 26.02.2014 bitiş tarihli “banka kredili konut sigorta poliçesi” ile davalının kiracı olarak oturmakta olduğu evini müvekkili şirkete sigortalattığını, 24.10.2013 tarihinde söz konusu dairenin elektrikli termosifonunun patlamış olduğunu, maddi zararın meydana geldiğini, davalının olaydan sonra müvekkili şirkete hitaben yazdığı 25.10.2013 tarihli dilekçede 18.10.2013 tarihinde davaya konu daireye kiracı olarak taşındığını, dairenin banyosunda Demirdöküm markalı 60 litrelik termosifonun montajını kendisinin yaptığını, 23.10.2013 tarihini 24.10.2013 tarihine bağlayan gece termosifonun patladığını, bu nedenle camların, kapıların ve duvarların hasar gördüğünü beyan ettiğini, müvekkili şirketin sigortalısı …’e 12.11.2013 tarihinde zarar karşılığı olarak 15.850,00 TL ödeme yaptığını, davalı aleyhine Fatsa İcra Müdürlüğü’nün 2014/675 esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı borçlu tarafından 11.03.2014 tarihli dilekçe ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, müvekkili kurumca sigortalı …’e ödeme yapıldığı ve kazanın oluşumuna davalının kusurlu davranışlarının sebebiyet verdiğinin sabit olduğunu belirterek, borçlunun haksız itirazının iptaline, takibin devamına, davalının alacağının %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sigortalı …’ün kiracısı olduğunu, müvekkiline ait elektrikli şofbenin patladığını, herhangi bir kusurunun olmadığını, termosifon bozulduğu sırada Saytek firmasının halen çalışanı … Çırak tarafından 24.10.2013 tarihinde şofbenin tamir edildiğini 25.10.2013 sabahı termosifonun patladığını ve hasarın meydana geldiğini, kusurlu hiçbir hareketinin olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.02.2015 tarihli ve 2014/186 Esas, 2015/88 Karar sayılı kararı ile davalının kusursuz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 05.02.2018 tarihli ve 2015/11349 Esas, 2018/584 Karar sayılı ilamı ile;
“…
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesinde ise dava konusunun değer veya
tutarına bakılmaksızın kiralanan taşınmazların, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların sulh hukuk mahkemesinin görevinde olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda, sigortalı dairede termosifon patlaması nedeniyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalı malike ödenmiş olup ödenen tazminatın dairenin kiracısı olan davalıdan tahsili talep edilmiştir. Tarafların kabulünde olduğu üzere dava dışı sigortalı …, sigortalı konutun maliki olup davalı ise dairede kiracı olarak bulunmaktadır. Bu nedenle dava dışı sigortalı … ile davalı arasındaki temel hukuki ilişki kira ilişkisine dayanmaktadır. Sigortalı ile davalı arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğundan davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiği nazara alınarak, davanın HMK 4/1-a 114/1-c.maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle HMK 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozmaya uyularak, mahkemenin görevsizliğine, kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içerisinde ve HMK 20’inci maddede vaz olunan usule uygun başvuru olması halinde dosyanın yetkili ve görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi üzerine bu defa, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arıza nedeni ile davalının termosifonu tamire götürmesi, evine tamirci çağırmış olması ve üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiş olması dolayısı ile davalının olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece davacının zararın tazminini rücu edip edemeyeceği yönünde ve ehil olmayan bilirkişilerden rapor alarak hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının, olaydan sonra müvekkili şirkete hitaben yazdığı 25.10.2013 tarihli dilekçede “18.10.2013 tarihinde davaya konu daireye kiracı olarak taşındığını, dairenin banyosuna Demirdöküm markalı 60 litrelik elektrikli termosifonun montajını kendisinin yaptığını, daha sonra termosifonun patladığını, bu nedenle camların, kapıların ve duvarların hasar gördüğünü” beyan ettiğini, buna göre zararın kendisine ait termosifonun patlamasından kaynaklı olduğunu, bu nedenle kusurlu olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, konut sigortası poliçesi kapsamındaki konutta meydana gelen zarar sebebi ile davacının dava dışı konut sahibi sigortalısına ödenen tazminat bedelinin, konutun kiracısı olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Özel Sigorta Hukukunu düzenleyen 6. kitabının genel hükümleri ve uygulanabildiği oranda Mal Sigortaları üst başlığı altında düzenlenen 1453 ile 1472. maddeleri
3. Değerlendirme
Davacı ile dava dışı sigortalı … arasında düzenlenmiş geçerlilik tarihi 26.02.2013-26.02.2014 olan sigorta poliçesinde zarar gören konutun sigorta örtüsüne alındığı görülmektedir.
Mahkemece; davalının kusuru bulunmadığı ve zararın rücu edilemeyeceğine ilişkin birbiri ile uyumlu sigorta bilirkişisi …’un 04.10.2021 tarihli ve aktüer bilirkişisi … ‘ın düzenlemiş olduğu 20.01.2020 tarihli ayrık bilirkişi raporlarından görüleceği üzere arıza nedeni ile davalının termosifonu tamire götürmesi, evine tamirci çağırmış olması ve üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiş olması dolayısı ile davalının olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, varılan sonuç dosya içeriğine ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Dosya kapsamından, 24.10.2013 tarihinde davalının kiracı, dava dışı sigortalı …’ün ev sahibi olduğu konutta bulunan termosifon patladığından zararın meydana geldiği, davalı kiracının sigortalı konuta kaza tarihinden 6 gün önce 18.10.2013 tarihinde taşındığı, patlamaya sebep olan termosifonun davalıya ait olduğu, konuta kendisi tarafından getirildiği ve montajını da kendisinin yaptığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yer alan 20.01.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da; termosifonun uzun süredir bakımının yaptırılmadığı, termosifon içinde aşırı derecede kireç biriktiği, biriken bu kirecin emniyet ventilinin çalışmasına engel olduğu, bunun yanı sıra termostatın da arızalı olup ısı kontrolünü yapamadığı, patlamanın bu sürece bağlı olarak meydana geldiği, meydana gelen bu hasarda termosifonun sahibi kiracı davalı …’un % 100 kusurlu olduğu, yaşanan bu olayda dava dışı termosifonun tamirini yapan … Firmasının herhangi bir kusurunun olmadığı, davalı tarafça çağrılan … firmasının personelinin, termosifonun emniyet termiğine müdahale ederek bunu yeniden devreye aldığı ve termosifonu çalıştırdığı, termosifonun içerisine bu kadar kireç birikmesinin kusurunun … firmasına ait olamayacağı, üstelik bu firmanın termosifonun o anki arızası için davet edilmiş olup termosifonun bakımının yapılmasının talep edilmediği, bu sebeple de … firmasının termosifon içindeki kireci temizleme gibi bir görevi bulunmadığı belirlenmiş olup, termosifonun sahibi kiracı davalı …’un % 100 kusurlu olduğu tespit edildiğinden davanın kabulü gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.