Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/14782 E. 2023/2908 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14782
KARAR NO : 2023/2908
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/12 Esas – 2019/239 Karar
HÜKÜM/KARAR : Davanın açılmamış Sayılmasına
MAHKEMESİ : Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 1997/292 Esas – 1998/865 Karar
vekili Avukat …
c) Gökçe Saka vekili Avukat …
MAHKEMESİ : Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 1997/291 Esas – 1998/866 Karar

Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; kooperatif müdürü olan davalı …’nın görev yaptığı süre içerisinde görevini suistimal etmek ile birlikte zimmet fiili işlediğinin müfettiş raporu ile tespit edildiğini, tahkikatın halen devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 2.985,60 TL (2.985.604.026 ETL) maddi tazminatın kısa vadeli sermayeye uygulanan repo faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleşen Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/292 esas sayılı dosyasında; davalı …’nın kooperatif müdürü olarak görev yaptığı süre içerisinde sahte belge tanzim etmek suretiyle ortaklar adına para aldığını ve bu parayı zimmete geçirdiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 2.985,60 TL (2.985.604.026 ETL) maddi tazminatın kısa vadeli sermayeye uygulanan repo faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

3. Davacı vekili birleşen Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/291 esas sayılı dosyasında; davalıların kooperatif müdürü olan … ile birlikte görevlerini suistimal etmek ile birlikte zimmet fiilini işlediklerinin müfettiş raporu ile tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.724,42 TL (1.724,427.500 ETL) maddi tazminatın kısa vadeli sermayeye uygulanan repo faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalılar davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, “…15.03.2007 tarihli celsede tarafların hazır olmadıkları ve herhangi bir mazeret de bildirmediklerinden dosyanın işlemden kaldırılığı, aradan geçen süre içerisinde davacılar vekili tarafından dosya yenilenmediğinden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409 uncu maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairece 06.12.2007 tarihli 2007/13090 esas ve 2007/15602 karar sayılı karar ile; “…Davacı vekili, 19.12.2006 tarihli oturum için mazeret dilekçesi vermiş, mahkemece mazeret kabul edilmiş, ancak masraf verilmediği belirtilerek masraf verildiği takdirde duruşma gününün vekile tebliğine karar verilmiştir. Ne var ki, daha sonraki 15.03.2007 günlü oturuma davacı ve vekili katılmamış, mazeret de bildirmemiş olduğundan dosya işlemden kaldırılmış ve süresinde yenilenmediğinden açılmamış sayılmasına hükmedilmiştir. Mahkemece mazeret kabul edildiğine göre, taraf masraf vermemiş olsa bile yeni duruşma gününün bildirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu nedenle masraf verildiğinde duruşma gününün tebliği veya duruşma gününü kalemden öğrenmesine biçiminde ara kararı verilmesi usule aykırıdır. Bu durumda mahkemece, duruşma gününün davacı tarafa tebliğ edilmeden duruşmaya gelmediğinden bahisle dosyanın işlemden kaldırılması ve yasal sürede yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda “…dava dosyasının 15.03.2007, 05.06.2008 ve 20.12.2018 tarihli duruşmalarda işlemden kaldırıldığı, davacının ve davalının duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya gelmediği, mazeret de bildirmediği” gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; usulüne uygun şekilde yenileme işlemleri yapıldığından davaya devam edilmesi gerektiğini, 15.03.2007 tarihli celsedeki işlemden kaldırmanın usule aykırı olduğunun Yargıtay tarafından tespit edildiğini, dolayısıyla yenileme söz konusu olmadığını, 05.06.2008 tarihinde de dosyanın bozma ilamına aykırı şekilde işlemden kaldırıldığını, dolayısıyla davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27 ve 150 nci maddesi, Tebligat Kanunu’nun 1 inci ve 2 nci maddesi ile 7/a maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyanın incelenmesinde 15.03.2007 tarihli, 05.06.2008 tarihli ve 20.12.2018 tarihli celselerde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece de 6100 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de dosyanın işlemden kaldırılmasına dair verilen kararların usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır.

İlk olarak 15.03.2007 tarihli duruşmada verilmiş olan işlemden kaldırma kararı incelendiğinde; Dairenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile 15.03.2007 tarihinde verilen dosyanın işlemden kaldırılması kararının ve akabinde davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın kanuna aykırı olduğu tespit edilmiş olup, anılan tarihli dosyanın işlemden kaldırılması kararına dayalı olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.

20.12.2018 tarihli duruşmada verilen işlemden kaldırma kararı yönünden ise; davacı vekilinin 03.07.2018 tarihli duruşmaya mazeretli olarak katılmadığı, mahkemece davacı vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesine, duruşmanın da 20.12.2018 tarihine bırakılmasına karar verildiği, duruşma gününün davacı vekiline tebliğ edilmediği, akabinde davacı vekilinin 20.12.2018 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmaması üzerine dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36 ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ncı maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27 nci maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkânı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip belgeleyerek bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O hâlde duruşma tayin edilerek usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Anılan hususların uygulanabilmesi için her şeyden önce tarafların duruşmaya usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir.

Bu bağlamda tebligat, 2709 sayılı T.C. Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılmasının zorunlu unsurudur. Savunma hakkının temelini teşkil eden hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma ilkesinin ayaklarından biridir. Bu hakkın ihlal edilmemesi için yapılan bildirimin tebligat hukukuna uygun olması gerekir. Muhatap usulüne uygun olarak yapılacak tebligat ile açılan davadan zamanında ve tam olarak haberdar olur. Bu nedenle tebligat, yapıldığı tarihte yürürlükteki tebligat mevzuatına aykırı yapılmışsa, sadece tebligat hukukuna aykırı davranış söz konusu olmaz, aynı zamanda hukuki dinlenilme hakkı da ihlal edilmiş olur.

6100 sayılı Kanun’un uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan ve karar tarihinde yürürlükte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52 nci maddesi gereğince tebligat işlemlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacağı düzenlenmiştir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebligatın yapılması” başlıklı 1 inci maddesinde tüm tebligatların bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılacağı; “Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması” başlıklı 2 nci maddesinde ise özel hüküm bulunması hâlinde tebligatın kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılacağı kabul edilmiştir.

Aynı Kanunun 11 inci maddesinde ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18 inci maddesinde vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

Tebligat Kanunu’na 11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun’un ikinci maddesi ile eklenen 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun ile değişik “Elektronik Tebligat” başlıklı 7/a maddesinde kimlere elektronik yolla tebligat yapılmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.

Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Tebligatın yapılması” başlıklı 4 üncü maddesinde “2 nci maddede belirtilen merciler tarafından yapılacak tüm tebliğler, bu Yönetmelik hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT) veya memur vasıtasıyla yapılır.” hükmü; “Elektronik tebligat” başlıklı 12 nci maddesinde ise “Tebligatlar, elektronik yolla yapılabilir, zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Yönetmelikte belirtilen usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligata ilişkin usul ve esaslar buna ilişkin yönetmelikle düzenlenir.” hükmü mevcuttur.

Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dahil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri incelendiğinde duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 20.04.2021 tarihli ve 2017/10-1824 Esas ve 2021/520 Karar sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Bunun yanı sıra 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun’un konu ile ilgili 150 nci maddesinin birinci fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir”, aynı maddenin altıncı fıkrasında “İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.” şeklinde düzenlenme yer almaktadır.

Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenleme bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin usulüne uygun davetiye ile duruşma gününden haberdar edilmediğinin kabulüyle, davacı vekiline yeniden duruşma günü tebliğ edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekir.

Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere Daire bozması ile usulsüzlüğü tespit edilip kaldırılan 15.03.2007 tarihli ve usulüne uygun olmayan 20.12.2018 tarihli işlemden kaldırma kararlarına dayalı olarak mahkemece davanın açılmamış açılmamış sayılmasına karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Gerekçeli karar başlığında dava tarihinin hatalı yazılması, birleşen dava dosyalarının açıkça gösterilmemesi ve birleşen Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/291 Esas sayılı dosyasında davalı olan …’ın soyadının “Kara” olarak yanlış yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.