Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2019/1015 E. 2022/15139 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1015
KARAR NO : 2022/15139
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜM : Sanıklardan … hakkında rüşvet alma, … ve … hakkında rüşvet verme, … hakkında rüşvet vermeye yardım etme suçlarından, sanıklar … ve … hakkında ise eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık … müdafin süresinden sonra vaki ve tayin olunan cezanın miktarına göre de yasal koşulları bulunmadığından duruşma isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; O yer Cumhuriyet savcısının sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik lehe, … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik aleyhe, katılan Hazine vekilinin sanıklar … ve … haklarında verilen beraat hükümlerine, sanıklar …, …, …, …, … ve … müdafilerin ise müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI ve DURUŞMASIZ OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar … ve … haklarında verilen hükümlerin incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar … ve … haklarında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıkların mahkemece sübutu kabul edilen eylemlerine uyan görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı TCK’nın 257. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 11/12/2014 tarihli mahkumiyet hükümleri ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanıklar …, …, … ve … haklarında kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
Anayasa’nın 38/2. maddesi hükmü gereğince kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, 5271 sayılı CMK’nın 217/2. maddesi uyarınca yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği, 206/2-a maddesi gereğince ortaya konulması istenilen bir delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunacağı, 230/1-b maddesi uyarınca mahkumiyet hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerektiği cihetle, dosya kapsamına göre; Kütahya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/08/2012 gün ve 2012/578, 01/10/2012 gün ve 2012/605, 27/12/2012 gün ve 2012/895, 25/02/2013 gün ve 2013/103-104 sayılı Kararları, keza Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 26/11/2012 gün ve 2012/847 sayılı Kararı ile sanıklardan …, … ve …’ın kullandığı telefon numaraları ile ilgili olarak Petrol Piyasası Kanunu’na muhalefet ile suç örgütü kurma, yönetme ve bu örgüte üye olma suçlarından iletişimin tespitine karar verildiği, yapılan dinleme esnasında haklarında dinleme kararı verilen adı geçen sanıklar ile diğer sanıklar …, …, …, … ve … arasında rüşvet suçuna ilişkin konuşmaların yapıldığının tespit edildiği, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirinin 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesinde, bu yolla elde edilen tesadüfi delillerin hukuki durumunun ise aynı Kanun’un 138/2. maddesinde düzenlendiği, buna göre telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse bu delilin muhafaza altına alınacağı ve durumun Cumhuriyet savcılığına derhal bildirileceğinin belirtilmesi karşısında, hükme dayanak yapılan görüşmelere ait iletişimin tespiti tutanaklarının yasak delil niteliğinde olduğu nazara alınıp, yasaya aykırılığı saptanan bu kanıtların dışlanması ve dosyada mevcut diğer delillerin karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında bütün deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi için kime, nasıl, ne şekilde, hangi iş ve işlemi nedeniyle hangi tarihte ne kadar para verildiği karar yerinde denetime imkan verecek biçimde gerekçeleriyle gösterilerek sanıkların hukuki durumunun ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık … hakkında aynı Kanun’un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında bu bentteki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ”memuriyet görevini kullanmaktan yasaklanmasına” şeklinde sınırlı uygulama yapılması,
Kanuna aykırı, sanıklar …, …, … ve … müdafilerin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 28/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.