Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2012/8634 E. 2012/13597 K. 21.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8634
KARAR NO : 2012/13597
KARAR TARİHİ : 21.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası ile Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayalı tapu iptali ve yol olarak terkini istemine ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı karşı davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline, karşı dava ise taşınmazın 20 yıldan fazla yol olarak kullanılması nedeniyle Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ve yol olarak terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline, karşı davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
İdarelerin tapu iptal ve tescil davalarına dayanak yaptığı; Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kararı ile iptal edilmiştir.
30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kanuna eklenen Geçici 6. madde ile;
“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmış olup, idarenin Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açma imkanı kalmamıştır.
Bu nedenle karşı davanın reddine karar verilmesi doğrudur.
Asıl davaya gelince;
Arazi niteliğindeki taşınmazlara gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davalı-karşı davacı idare vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak;
1- Davacılardan …’nun payı hesaplanırken fazla bedele hükmedilmiştir. Şöyle ki; davacı …’nun taşınmazlarda 553.042.143/4.922.459.280 payı vardır. Ayrıca dosyadaki belgelerden …’a ait 654.891.524 payın da ½ sini yani 327.445.762 payını 11.05.2006 tarihinde satın aldığı anlaşılmıştır.
Davacı …’nun 11.05.2006 tarihinde …’a satın aldığı paylar kadastro tespiti sonucu yeni oluşan taşınmazlara ait olup kadastro tespiti ile yol olarak tescil harici bırakılan dava konusu bölümlere ilişkin olmadığından davacının sadece kendisine ait 553.042.143/4.922.459.280 payı üzerinden bedel hesaplanması gerektiğinin düşünülmemesi,
2- Muris …’in taşınmazlarda 160.196.202/4.922.459.280 pay sahibi olduğu ve veraset ilamına göre davacılar … ve …’in 3/16 pay sahibi oldukları dikkate alındığında hisselerine düşen bedel ayrı ayrı 2.871,60 -TL olduğu halde fazla bedele hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı-karşı davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.