YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7480
KARAR NO : 2019/4454
KARAR TARİHİ : 25.09.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma, hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 01.10.2012 günü gündüz saat 17:30 sularında, sanık …’nin hırsızlık yapmak amacıyla yakınan …’in evine girip, suç arkadaşlarının dışarıda beklediği, ikamet içerisinden yakınana ait dizüstü bilgisayarı, asılı bulunan ceketin cebinden 400 TL para ve kimlik belgelerini alıp, dışarı çıkacağı sırada yakınanın eve girmesi üzerine sanığın, elindeki bıçağa benzer cismi çekip, sallayarak yol vermesini istediği, kaçış esnasında dizüstü bilgisayarı atarak binadan çıkıp, suç arkadaşlarıyla birlikte motorsiklete binip kaçtıkları olayda;
a- Yakınanın oturduğu apartmanın kamera kayıtlarına göre; sanık ve birlikte hareket eden arkadaşlarının üç kişi olarak tespit edildiği, sanıklar … ve …’ın aşamalardaki beyanlarında; olayı birlikte gerçekleştirdiklerini ancak sanık …’nin olay yerinde olmadığını ifade ettikleri, sanık …’nin aşamalardaki savunmasında; suçlamayı kabul etmediği, yakınanın ise; evine giren şahıs olarak sanık …’yi teşhis edip, dışarda bulunanları görmediğini söylediğinin anlaşılması karşısında; öncelikle kamera kayıtlarında gözüken şahıslardan birinin sanık … olup, olmadığı konusunda yaşanan duraksamanın, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde giderildikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yetinilip, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hırsızlık suçundan mahkumiyet, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan beraat hükmü kurulması,
b) 27.03.2013 tarihinde, sanık …’nin birlikte yaşadığı nikahsız eşi olan …’in, yakınan …’in zararının giderildiğine dair yakınanın
imzasının ve kimlik fotokopisinin de bulunduğu dilekçeyi ibraz edip, sanık savunmanın da kovuşturma aşamasında zararın giderildiğini ileri sürdüğü, vaki bu iddiaya karşılık yakınanın herhangi bir şekilde beyanının alınmadığının anlaşılması karşısında; öncelikle yakınandan zararın giderilip, giderilmediği, giderilmiş ise hangi aşamada ve ne şekilde olduğu saptandıktan sonra, sonucuna göre TCK’nin 168.maddesinin uygulama koşullarının takdiri gerektiği düşünülmeden, eksik araştırma ile yetinilip, yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanık … ile birlikte hareket eden sanık … hakkında, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan mahkumiyet hükmü verilmesi gerekirken, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Uygulamaya göre de;
i)Sanık …’nin, yakınan …’e karşı yağma eyleminin, silahla ve konutta işlendiğinin anlaşılması karşısında; TCK’nin 149/1. maddesinin (a) bendinin yanı sıra (d) bendinin de uygulanarak aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca temel cezada alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi,
ii)Mahkemece 5271 sayılı Yasanın 150/3. maddesi uyarınca, sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunman görevlendirilmesi nedeniyle, savunmana ödenen avukatlık ücretinin, sanıklara yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olması,
iii)Suçu birlikte işleyen sanıkların neden oldukları yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları yerine 5271 sayılı CMK’nin 326/2. maddesine aykırı biçimde “Eşit tahsiline” biçiminde karar verilmesi,
iiii)Sanık …’ın sabıka kaydında yer alan tekerrüre esas iki ilamından, en ağır olanı yerine hüküm fıkrasında her ikisine birden yer verilmesi,
iiiii)TCK’nin 53. maddesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün, 2014/140- 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, bu hususun yeniden değerlendirilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Bülen Ünsal, … ve … savunmanlarının, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 25.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.