Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2013/14137 E. 2014/6891 K. 27.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14137
KARAR NO : 2014/6891
KARAR TARİHİ : 27.05.2014

MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/06/2013
NUMARASI : 2010/173-2013/451

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit ve istirdat davasına dair karar, davacılar ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takipleri nedeni ile ödenen bedeller yönünden istirdat ve sözleşme süresi sonuna kadar olan kira borçları yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı H..’in dava açma sıfatı olmadığından açtığı davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından 2 ayrı işyerinin 01.06.2006 başlangıç tarihli yazılı sözleşmeler ile kiraladığını, H.. Ç..’ın da kira sözleşmelerini kefil olarak imzaladığını, taşınmazların 15.09.2008 tarihinde tahliye edilmesine rağmen, davalının tahliye tarihinden sonraki dönemler için 6 ayrı icra takibi yaptığını ve bu takipler nedeniyle ödemek zorunda kaldığı bedeller ve depozito bedeli toplam 11920 TL’nin istirdadı ile sözleşme süresi sonuna kadar kalan kira bedelleri yönünden kiralayan şirket ve kefil H.. Ç..’ın borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise taşınmazın tahliyesinin ve anahtar tesliminin ispat edilmediği gibi taşınmazın hor kullanılması nedeniyle oluşan zararlar ve eski hale getirme gideri ile davacıların sözleşme süresi sonuna kadar olan kira bedellerinden sorumlu olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı H.. Ç..’ın davasının ve davacı şirketin istirdat talebinin reddine, ihtilafa konu 57.600 TL’nin 50.072 TL’lik bölümünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin tüm davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir,
2- Davacılar vekilinin kira alacağının hangi tarihe kadar hesaplanması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükme esas alınan 01.06.2006 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli 2 adet kira sözleşmesi ile davacı şirketin aynı binada bulunan 2 ayrı taşınmazı işyeri olarak davalıdan kiralığı ve davacı H.. Ç..’ın sözleşmeleri kefil sıfatıyla imzaladığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın tahliye tarihinin davalı tarafından keşide edilen noter ihtar tarihi 09.03.2009 olarak alındığı görülmektedir. Kural olarak anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Yasal anahtar teslimi bizzat anahtarı kiralayana vermek suretiyle veya tevdi mahalli tayini suretiyle yapılır. Anahtar
tesliminin davalı kiracı tarafından kanıtlanamaması halinde anahtar teslim tarihi davacıdan sorularak davacının bildirdiği tarih esas alınmak suretiyle bildirilen tarihe kadar kira alacağına hükmedilmesi gerekir. Davalının Bursa 5. Sulh Hukuk Mahkemesi 2008/1192 D. İş sayılı dosyasında 05.01.2009 tarihinde dava konusu taşınmazda tespit yaptırdığı anlaşılmasına göre bu tarihte anahtarın davacıda olduğunun ve taşınmazın tahliye edildiğinin kabulü ile sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3- Davacı H.. Ç..’ın temyiz itirazlarına gelince; davacı H.. Ç..’ın kefil sıfatıyla sözleşmeleri imzaladığı ve davalı tarafından yapılan 6 ayrı icra takibinde de borçlu olarak hakkında icra takibi yapıldığına göre davacının borçlu olmadığının tespitini istemekte hukuki yararı olduğundan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 27.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.