YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1112
KARAR NO : 2023/7474
KARAR TARİHİ : 26.09.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 20.11.2018
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen asıl karar ile ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bankacılık zimmeti suçundan doğrudan zarar görmeyen … İletişim Planlama Ltd. Şirketi ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şirketinin temyize hak ve yetkisi bulunmadığı, katılan vekili ile sanıklar müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2017 tarihli ve 2012/4 Esas, 2017/36 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında ayrı ayrı, resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci maddesinin (c) bendi gereği beraat, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na (5411 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 … hapis ve 2.080,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanık … hakkında mahsuba, 4.075.512,75 TL zimmet miktarının sanıklara ödettirilmesine ve 278.398,27 TL nispi harcın ve 105.955,12 TL nispi vekalet ücretinin sanıklardan tahsiline, 3.960,00’ar TL maktu vekalet ücretinin sanıklardan tahsil edilerek katılanlar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, … İletişim Planlama Ltd. Şti. ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şti. ne ödenmesine karar verilmiştir.
2…. Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 18.07.2018 tarihli ve 2017/3283 Esas, 2018/2030 Karar sayılı kararı ile … İletişim Planlama Ltd. Şirketi ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şirketinin davaya katılmasına karar verilmesi hukuken geçersiz olup, istinaf talebine hak vermeyeceğinden 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereği istinaf başvurularının reddine ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek, 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesi gereği dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, hükmün 2 nci fıkrasının zimmet miktarına ilişkin 8 inci paragrafında yer alan “4.075.512,75 TL” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ”4.075.512,79 TL” ibaresinin eklenmesi, hükmün 2 inci fıkrasının maktu vekalet ücretine ilişkin 11 inci paragrafında yer “Katılan …, Katılan … İletişim Planlama Hizm.Ltd.Şti. ve Katılan Stüdyo Reklamcılık …Tic.Ltd.Şti.’ne verilmesine,” ibaresinin hükümden çıkarılarak, yerine “Katılan …’ya verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
3.Söz konusu karara … İletişim Planlama Ltd. Şirketi ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şirketinin itiraz kanun yoluna başvurmaları üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 26.10.2018 tarihli ve 2018/ 85 Değişik … sayılı kararı ile, eylemin vasıf değiştirerek sanıklar hakkında bankacılık zimmeti suçundan mahkumiyet kararı verildiği, dolayısıyla açılan davanın niteliğinin aynı zamanda hizmet nedeniyle emniyeti suitimal suçunu da kapsaması karşısında, şikâyetçi şirketlerin bu suçun zarar göreni olduğu kabul edilmek suretiyle itirazın kabulü ile anılan kararın “1 nolu” bölümünün kaldırılmasına karar verilmiştir.
4…. Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.11.2018 tarihli ve 2017/3283 Esas, 2018/2030 Karar sayılı ek kararı ile, sübut bulan eylem 5411 sayılı Kanun’a aykırılık olduğundan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin benzer içtihatları nazara alınarak … İletişim Planlama Ltd. Şirketi ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şirketi lehine vekalet ücreti takdiri kanuna aykırı bulunması nedeniyle, hükmün 2 nci fıkrasının zimmet miktarına ilişkin 8 inci paragrafında yer alan “4.075.512,75 TL” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ”4.075.512,79 TL” ibaresinin eklenmesi, hükmün 2 nci fıkrasının maktu
vekalet ücretine ilişkin 11 inci paragrafında yer “Katılan …, Katılan … İletişim Planlama Hizm.Ltd.Şti. ve Katılan Stüdyo Reklamcılık …Tic.Ltd.Şti.’ne verilmesine,” ibaresinin hükümden çıkarılarak, yerine “Katılan …’ya verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; 5271 sayılı Kanun’un 302 inci maddesinin birinci fıkrası gereği bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu vekilinin temyiz sebepleri; sanık …’e üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, takdiri indirim yapılmasının hatalı olduğuna ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
2.Sanık … müdafiilerinin temyiz sebepleri; ilk derece Mahkemesi başkanı ile iddianame savcısının karı koca olması nedeniyle yargılamanın tarafsızlığına gölge düşürüldüğüne, … Bankası zararı olmadığını ve şikâyeti olmadığını belirtmesine rağmen …’nın katılan sıfatı almasının hatalı olduğuna, banka zararının ve şikayetçi olunmaması karşısında zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığına, alacağın tahsili hususunda ticaret mahkemesinin kararı ile mükerrer karar oluştuğuna, mahkemenin derdest dava durumunu görmezlikten geldiğine, raporların çeliştiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, müşteki şirket ortaklarının hesap hareketlerinin incelenmesi gerektiğine, diğer sanık … yönüyle murakıp raporunda zimmet suçunun manevi unsurunun gerçekleşmediğine işaret edilmesine rağmen zimmet suçundan mahkûmiyet kararı verilmesine, … lehine vekalet ücreti tahakkuk ettirilmesinin hatalı olduğuna, şikâyete konu çeklerin iğfal kabiliyeti olmadığına, çekler nedeniyle 3. kişilerin zararının doğmadığına, sanığın suçu işlediğine ilişkin delil bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, çeklerin çok uzun süredir aynı şekilde ödendiğine, sanığın zimmetine para geçirmediğine, aksine müşteki şirketten alacaklı olduğuna, tanık olarak dinlenen …’un yalan beyanda bulunduğuna, … Hayri Süheyl Yolalan’ın tanık olarak dinlenmesi gerektiğine, şirket ortak ve yöneticilerinin son 10 yıllık hesap hareketlerinin celbi gerektiğine ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
3.Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri; ilk derece Mahkemesi başkanı ile iddianame savcısının karı koca olması nedeniyle mahkeme başkanının tarafsız olmadığına, sanığın bankadaki denetim görevini gereği gibi yapmadığına ve bu suretle zimmet suçuna iştirak ettiği yönündeki kabulün hatalı olduğuna, özellikle banka ile keşideci şirket arasındaki çek sözleşmesinden kaynaklanan sanığın çekleri kontrol etme yükümlülüğünden ötürü kusursuz sorumluluk halinin zimmet suçu ile hiçbir ilgisinin bulunmadığına, ceza hukukunda kusursuz sorumluluk bulunmadığına, sanığın bilerek ve isteyerek eyleme katıldığına dair delillerin ortaya konulması gerektiğine, zimmet kastının bulunmadığına, çeklerdeki tahrifatı görmesine rağmen sanığın bankacılık ilke ve gereklerine ve görev tanımına göre yükümlülüklerine uymayıp çekleri işleme koyması nedeniyle, zimmet suçu kastının varlığının kabul edilmesinin isabetli olmadığına, çeklerdeki yalnızca lehtar kısmındaki silintinin fark edilmesi nedeniyle keşideçi şirket yetkilisi sanık …’dan gerekli teyidi alıp işleme koyduğuna, sanığın bankacılık teamüllerine aykırı davranmadığına, zira banka müfettişinin raporunda da işaret edildiği üzere keşideci şirketin çeklerinin uzun yıllardır aynı şekilde sanık …’un hesabına ödenmesi nedeniyle çeklerdeki
tahrifatlardan şüphelenilmemesinin sanığın ihmali olarak görülmediğine, bu şekildeki mutat uygulama çerçevesinde bankacılık teammülerine uygun davranıldığının kabul edilmesi gerektiğine, bankacı sanığın çeklerdeki tereddüt uyandıran konuda şirket finans müdürü ve tek yetkili olan sanık Uğurdan teyit alarak
denetim görevini yerine getirdiğine, alacaklı … … şirketi müdürünün, sanık …’un çeklerle ilgili şirketteki tek yetkili kişi olduğuna ve sanık …’un aynı şekilde aynı ciro zinciri bulunan 369 adet çekin sorunsuz şekilde ödendiğinden her hangi bir sahtecilikten şüphelenilmediğini beyan ettiği, alacaklı konumdaki … şirketi yetkilisi de aynı şekilde çeklerle ilgili yetkili olarak sanık … ile görüştüğünü, çekleri sorunsuz kabul ettiklerini beyan ettiği, bu açıklamalar çerçevesinde sanık …’ın üzerine düşen denetim görevini yerine getirdiğinin kabulünün gerektiğine, zimmet kastına ilişkin hiçbir delilin bulunmadığına, suça konu 13 çekten önceki dokuz yıl boyunca 369 adet çekin de aynı yöntemle ödendiğine, yıllar boyunca devam eden uygulamadan müşteki şirket yöneticilerinin haberlerinin olmamasının mümkün olmadığına, sanık …’ın dava konusu işlemleri bankacılık teamüllerine ve yıllar içinde oluşan … ilişkisi uygun gerçekleştirildiğine, sanık …’ın haksız menfaat sağlama amacının bulunmadığına, bu nedenle hükmün bozulmasına ilişkindir.
4.Katılan Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şti. ve … İletişim Ltd. Şti. vekili temyiz sebepleri; her iki şirketin davanın niteliğine göre zimmet suçundan zarar görmemeleri nedeniyle istinaf taleplerinin reddine dair karara itirazları üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 16 ncı Ceza Dairesinin 26.10.2018 tarihli itirazın kabulü ile açılan davada suçun vasıf değiştirdiği ve zimmet suçundan mahkumiyet kararı verildiği, davanın niteliğinin aynı zamanda hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçunu da kapsaması nedeniyle suçtan zarar gören adı geçen şirketlerin kanun yoluna başvurma hakkı bulunduğu kabul edilerek, Bölge Adliye Mahkemesi 15 inci Ceza Dairesinin 18.07.2018 tarihli kararının “1 nolu” bölümünün kaldırılması üzerine verilen 20.11.2018 tarihli ek kararına karşı temyiz nedenleri; sanıkların eyleminin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğuna, ek karar ile katılan olarak kabul edilmelerine rağmen vekalet ücreti verilmemesinin Kanuna aykırı olduğuna ve nedenle 20.11.2018 tarihli ek kararın bozulmasına ilişkindir.
III.OLAY VE OLGULAR
A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık …’un katılan … İletişim Ltd. şirketinde 25 yıldır finans müdürü olarak çalıştığı, ödeme hususundaki çift yetkili imzadan birini atma yetkisinin bulunduğu, … İletişim Şirketinin, … … Hizmetleri A.Ş. ile yıllardır süregelen ticari ilişkisinden kaynaklanan yüklü meblağlarda ödemeler yaptığı, son yıllarda yaşadığı ekonomik sıkıntıdan kurtulmak amacıyla, keşidecisi … İletişim Şirketinin (önceki ünvanı … Medya Ltd. Şti. olan) … Bankası … Şubesinden alınan 13 adet çekine, … … A.Ş. ünvanını silinebilir mürekkepli kalemle yazıp, diğer yetkili imzasını tamamlayarak, çeklerin fotokopisini şirketin ödeme kartonuna taktıktan sonra, çeklerdeki ”… … A. Ş.” yazısını silerek, çekleri “hamiline” yazılı hale getirdiği, çeklerin arkasını ciro etmek suretiyle, sanık …’in çalıştığı … Bankası … Şubesine ibraz ederek … İletişim Şirketi hesabındaki parayı çekerek mal edindiği, sonrasında bu olayı gizleyebilmek için kendi şahsi çeklerinden 13 tanesini yaklaşık iki … sonrası tarihleri yazıp, tanzim ettiği çeklerin arka yüzüne birinci ciranta olarak Stüdyo Reklamcılık Şirketinin, ikinci ciranta olarak da … İletişim Şirketinin kaşelerini şirket yetkililerinin haberi olmadan basıp, sahte olarak imzaladığı cirolu çekleri … İletişim Şirketinin borcuna karşılık olarak … … A. Ş. ve … şirketlerine verdiği, böylece sanık …’un üzerine atılı zincirleme resmi belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle emniyeti suistimal eylemleri
nedeniyle cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Ayrıca sanık … hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik şikâyetçi şirketlerin itirazının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırıldığı belirlenmiştir.
3.Sanık …’un bahsi geçen 13 adet çekle ilgili ödemeleri, … Bankası A.Ş. … Şubesinde görevli diğer sanık …’in yaptığı, çeklerin üzerindeki tahrifatı banka görevlisi olan sanığın bilmesi gerektiği, bankada çalışması sebebiyle sanık …’un eylemine iştirak ettiği ve böylece sanık …’ın üzerine atılı zincirleme resmi belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle emniyeti suistimal ve bankacılık zimmeti eylemleri nedeniyle cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
4.Yargılama konusu Somut Olayın Sanıklar Yönünden İncelenmesi
aa) Sanık …’un içine düştüğü ekonomik darlıktan kurtulmak, ihtiyacını gidermek için kısa vadeli nakit para sağlamak amacıyla şirket parasını kullanmaya karar verip, üzerinde tahrifat yaparak hamiline dönüştürdüğü 13 adet çek bedellerini haksız ve hukuka aykırı şekilde mal edinmek kastı ile hareket edip sürekli banka işlerinde muhatap olduğu ve öncesinde tanıdığı diğer sanık …’i azmettirmesi sonucunda, sanık …’in de zimmet suçuna kasten iştirak ederek, çek bedelleri toplam tutarı olan 4.075.512,79 TL … İletişim Şirketinin parasını haksız ve usulsüz bir şekilde sanık …’un zimmetine geçirdiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesince her iki sanığın zimmet suçunu işledikleri kabul edilmiştir.
bb) Sanık … üzerine atılı suçlamaları kabul etmemekte ise de; suça konu ve tahrif edildiği çıplak gözle dahi anlaşılan ve değeri çok yüksek meblağlara tekabül eden çekleri işleme koyarak diğer sanık …’a ödenmesini sağladığı, savcılık ifadesinde de ödeme için kendisine ibraz edilen çeklerdeki tahrifattan haberdar olduğu halde işleme koyarak çeklerin ödenmesini sağladığını ikrar ettiği, bedeli çok yüksek olan sayıca da fazla çeklerin üzerinde tahrifat yapıldığı bilindiği halde ısrarla mevzuat ve bankacılık ilke ve teamüllerine, keza görev tanımına tamamen ve açıkça aykırı surette üstelik tahrifat yapılan lehtar kısmında bir paraf imzası dahi aranmaksızın ödenmiş olması, oluşla birlikte değerlendirildiğinde, sanığın daha önceden tanıştıkları ve işlemlerini yürüttüğü diğer sanık … ile birlikte ve de suç kastı ile hareket ettiğini ispat ettiği, banka cevabi yazılarına göre yaklaşık 25 yıldır bankacılık sektöründe çalışan ve ciddi anlamda deneyim sahibi olan sanık …’in tahrif edildiğini bildiği, üstelik tahrif edilen lehtar kısmında paraf imzası da taşımayan dolayısıyla hukuken şekil şartlarına uygun olarak kabul edilemeyeceği çok açık suça konu çekleri işleme almaması ve gerektiğinde keşideci şirketten yazılı teyit alması gerektiği halde bunu yapmayıp yüksek bedelli çeklerin ödenmesini sağlamasının haklı, meşru, geçerli ve yasal hiçbir izahının bulunmadığı ve sanık … tarafından da bunun geçerli bir sebebinin açıklanamadığı,
Salt önceki işlemlere istinaden gelişen güvene dayalı işlem yapıldığı yolundaki savunmanın ise bankaların birer finans ve … kurumu olduğu gerçeği de dikkate alındığında inandırıcı ve geçerli bir yanının bulunmaması, diğer yandan sanığın ilk derece mahkemesinde verdiği, çeklerin tahrif edildiğini bilmediğini, tahrifatı bilseydi işlem yapmayacak olduğu yönündeki savunmasının önceki ifadeleri ile çeliştiği, bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiği üzere çeklerin lehtar kısmında gerçekleştirilen tahrifatın ilk bakışta ve kolaylıkla görülebileceği ve sanığın 25 yıllık bankacılık deneyimi gerçeği karşısında, sanığın savunmasının geçerli ve itibar edilir bir yanının bulunmadığı, ayrıca sanığın …
1. Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında tam tersi olacak şekilde çeklerdeki tahrifatı bildiğini, çeklerin bu şekilde kendilerine geldiğini ve sanık …’dan teyit alarak tahrif edilmiş çekleri ödediğini beyan ederek çelişkili savunmaları ile esasen tevil … ikrarda bulunmuş olduğu kanısına varıldığı, 06.02.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda da yer alan ve sanığın çek üzerindeki tahrifatın üzerinde veya yanında çekte keşideci imzası bulunan her iki müşteki şirket yetkililerinin imzasını veya parafını aramadığı yolundaki tespit de nazara alındığında, sanığın suçtan kurtulmaya matuf kaçamaklı savunmalarına itibar edilmediği ve sanığın suç kastı ile diğer sanık …’un eylemine iştirak ettiği ve cezai sorumluluğu bulunduğu sonuç ve kanısına ulaşılarak sanıklar hakkında ayrı ayrı 5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit banka zimmeti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu belirlenmiştir.
5.Sanık …’un 13 adet çeki ibraz ettiği ve sanık …’in çalıştığı … Bankası A.Ş.nin şikâyetçi olmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinin yazısı üzerine şikayetçi olan ve katılma talebinde bulunan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (….) vekilinin 16.03.2017 tarihli celsede kamu davasına müdahale talebinde bulunduğu ve ilk derece mahkemesince aynı celsede ilgili …’nun davaya katılan sıfatı ile kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Ayrıca şikâyetçi olan ve katılma talebinde bulunan … İletişim Şirketi vekilinin 26.03.2012 tarihli celsede kamu davasına müdahale talebinde bulunduğu ve ilk derece mahkemesince aynı celsede ilgili … İletişim Şirketinin davaya katılan sıfatı ile kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
6.Sanık … soruşturma aşamasında müdafii eşliğindeki savunmasında; açıkça müsnet suçu işlediğini kabul ederek, şirket parasını zimmetine geçirdiğini, … …’e yüklü ödeme yapıldığını, bu ödemeleri alıp bir … kullanmayı düşündüğünü, 13 adet suça konu çekleri nama yazılı şekilde imzaladığını, çift imza mecburiyeti olduğundan diğer yetkili Serdar Aytok’a da çekleri imzalattığını, ardından çeklerin imzalanmış şekliyle fotokopilerini alıp, şirkette ödeme kartonuna taktığını, sonra çeklerin lehtar kısmında yazılı isim ve ünvanları silerek çekleri hamiline dönüştürdüğünü, bu tahrifatı, çekleri önce silinebilir mürekkepli kalemle doldurup imzalar tamamlandıktan sonra mürekkep silgisi ile silip ardından çekleri hamiline yazmak suretiyle değişiklik yaptığını, tahrifat yapılmış çekleri cirolayarak bankaya ibraz edip bedellerini tahsil ettiğini, … …’e ise şirket ödemesi karşılığında kendi şahsi çeklerini verdiğini, atılı suçu samimi şekilde ikrar ettiğini, kovuşturma aşamasında ise önceki savunmalarının … olmadığını, suça konu 13 adet çekle ilgili şikâyetçi şirketin önceden uygulanan çalışma koşulları içerisinde işleme konulduğunu, şirket parasını zimmetine geçirmediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.
7.Sanık … soruşturma aşamasında savunmalarında; şikâyetçi şirketi ve sanık …’u uzun süre bankanın müşterisi olması nedeniyle tanıdığını, şirketle ilgili ödeme ve finans işlerinde sadece sanık … ile muhatap olduklarını, hatta diğer müdürler telefona çıksa dahi konuyu bilmediklerini belirtip …’a yönlendirdiklerini, çekleri göndermeden önce …’un e posta ya da telefonla çekleri teyit ettiğini, sanık …’un imza yetkilisi olması ve çeklerdeki imzanın birisinin …’a ait ve çift imza şartı gerçekleşmiş olması ve birebir çeklerin teyidini aldıklarından üzerinde hafif silinti olduğu gözükse de keşideci şirket yetkilisinin teyidi nedeniyle (silintiyi) kendilerinin yaptığını kabul ettiklerini, müşteki şirketin çeklerinin bu şekilde geldiğini, şirketi temsile yetkili olan ve çekleri gönderen kişiden teyit aldıkları için talimat veren …’un hesabına parayı geçtiklerini, bu uygulamanın şirketin kuruluşundan beri devam ettiğini, …’un şirket parasını zimmetine geçirdiğinden haberi ve bilgisinin bulunmadığını,
şirketin parasını çalıştığı bankadan tahsil edebilmek amacıyla şikâyetçi olunduğunu, banka müfettiş raporunun da suçsuz olduğunu teyit ettiğini ve hakkında şikayetçi olunmadığını beyan ettiği, kovuşturma
aşamasında ise önceki savunmalarını tekrar ederek, uzun yıllar boyunca devam eden uygulama çerçevesinde şikâyetçi şirkette tek yetkili olan sanık …’un bilgi ve talimatı üzerine işlem yaptığını, bankaya zarar veren bir eylemi bulunmadığını, zimmet suçlamasını kabul etmediğini beyan etmiştir.
8.Tanıklar …. ve A.A.nın anlatımları dava dosyasında mevcuttur.
9…. Bankası A.Ş. Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 18.06.2009 tarihli müfettiş raporunda; sanık …’in suça konu olduğu belirtilen eyleme iştirakinin varlığı gerek kendi, … ve yakınlarına ait hesap incelemelerinden, gerekse kendisinin işlemleri üzerinden tespit edilemediği bildirilmiştir.
10….’nun yazılı başvurusu ekinde ilk derece mahkemesine sunduğu 07.10.2016 tarihli … yardımcısı raporunda; …’in ibraz edilen çeklerin üzerinde silinti olmasına rağmen sadece kendisine tahsil amacıyla üzerinde tahrifat yapılmış çekleri getiren sanık …’dan teyit aldığını ifade ederek ve provizyon almayarak üzerine düşen özen borcunu yerine getirmediği, çekler üzerinde yapılan tahrifatı bilip bilmediği hususunda çelişkili ifadelerde bulunduğu, ancak bu tahrifatların hem banka tarafından yapılan incelemede hem de yargılama sırasında aldırılan … raporuna göre ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabileceği, … zilyetliğinde olan paranın zilyetliğini üzerine düşen görevi özensiz yerine getirdiğinden 4.075.512,79 TL’nin …’un zilyetliğine geçtiği tespit edildiğinden suçun maddi unsurunun oluştuğu, ancak suçun manevi unsurunun oluşup oluşmadığı konusunda bir kanaate varılamadığının, bildirildiği anlaşılmıştır.
11.Suça konu, alacaklı şirket adına olup sonradan “hamiline” dönüştürülerek keşide edilen 13 adet çek ile sanık …’un kendisine ait keşide ettiği 13 adet çekin dosyada bulunduğu, ayrıca şikâyetçi şirketin borçları için önceki yıllarda sanık …’un keşide edip alacaklı şirkete teslim edilerek ödendiği bildirilen …’a ait şahsi çeklerin onaylı fotokopilerinin dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.
12.Suça konu çekler üzerindeki yazının silinerek “hamiline” yazıldığının ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabilir olduğuna ilişkin 12.12.2013 hakim havaleli bilirkişi raporu ile; çekler kullanılmak suretiyle sanık …’un 4.075.512,79 TL mal edindiği, … Bankası A.Ş’nin banka zararına rastlanmadığı soruşturma aşamasında belirlendiğinden geri ödemenin bulunmadığını bildiren, 06.02.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunun dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
… İletişim Planlama Ltd. Şirketi ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şirketi Vekilinin 20.11.2018 Tarihli Ek Karara Yönelik İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine Dair Karara İlişkin Temyiz İstemlerine Yönelik Yapılan İncelemede
Sanık … hakkında her ne kadar hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan kamu davası
açılmış ise de, ilk derece mahkemesince eylemin vasıf değiştirmek sureti ile her iki sanık yönüyle bankacılık zimmeti suçunu oluşturduğu gerekçesi ile 5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci
fıkrası gereği basit zimmet suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu itibarla … İletişim Planlama Ltd. Şti. ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şti.nin 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanıklar yönünden açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, … İletişim Planlama Ltd. Şirketi. ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şirketi vekilinin sanıklar hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
B.Tebliğnamede Belirtilen Görüş Yönünden
Her ne kadar Tebliğname’de;
1. Sanık … yönüyle; sanık … tarafından sahte çeklerle mal edinilen paranın, sanığın finans müdürü bulunduğu … İletişim Şirketinin malvarlığı olduğu, sağlanan menfaatin bankaya ait bir değer olmadığı ve suça konu çeklerin alındığı … Bankası A.Ş’nin olay nedeniyle zararı bulunmadığından kamu davasına katılmak istemediğini beyan ettiği, ayrıca banka soruşturma raporunda sanık …’ın diğer sanık …’un eylemine iştirakinin tespit edilemediğinin bildirildiği, herhangi bir problem çıktığında … İletişim Şirketinin finans müdürü olan sanık … ile görüşüldüğü, mutad uygulamanın bu şekilde olduğu, sanık …’in bankada çalışması dışında diğer sanığın işlediği eyleme ne şekilde iştirak ettiği, nasıl bir menfaat temin ettiğinin dosya kapsamından anlaşılamamasına göre sanık …’in üzerine atılı müsnet suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek hükmün bozulması,
2.Sanık … Yönünden ise; imzaya yetkili olduğu çekleri önce … … A. Ş. adına silinebilir kalemle keşide ederek, diğer şirket yetkilisine imzalatıp, bu haliyle fotokopisini şirketin ödeme kartonuna taktıktan sonra, … … A. Ş. ibaresini silerek, “hamile yazılı” hale getirdiği çekleri bankadan tahsil ettiği, olayın anlaşılmaması için kendi şahsi çeklerini, Stüdyo Reklamcılık Şirketi ve … İletişim Şirketi kaşelerini gizlice basıp, sahte imzalarla ciro ederek alacaklı … … A. Ş. Ve … şirketlerine vermekten ibaret eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan karar verilmesinin, hukuka aykırı olduğu belirtilerek hükmün bozulması talep edilmiş ise de;
5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bankacılık zimmeti suçunun oluşabilmesi için, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu “para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malların” kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirilmesinin yeterli olduğu, sanık …’un içine düştüğü ekonomik sıkıntıdan kurtulmak için kısa vadeli nakit para sağlamaya karar verip, üzerinde tahrifat yaparak “hamiline” dönüştürdüğü 13 adet çek bedellerini haksız ve hukuka aykırı şekilde mal edinmek kastı ile hareket ederek, önceden tanıdığı banka çalışanı diğer sanık …’i azmettirmesi sonucunda çek bedelleri toplamı olan 4.075.512,79 TL haksız menfaat temin etmesi, görevi gereği bankanın mal varlığını koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan sanık …’in de, bankacılık mevzuatına ve teamüllerine aykırı davranarak, bankanın zararına olacak şekilde sanık …’un menfaat temin etmesini sağladığı, bu suretle zimmet suçuna kasten iştirak ettiğinin anlaşılması karşısında, her iki sanığın bankacılık zimmeti suçunu işledikleri yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, bu nedenle Tebliğname’nin 1 ve 2 nolu bozma görüşlerine iştirak olunmamıştır.
C.Sanık … Hakkındaki Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Katılan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Vekili İle Sanık … Müdafii ve Sanık … Müdafiilerinin Temyiz İstemlerine Yönelik Yapılan İncelemede
Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık …’un (önceki ünvanı … Medya Ltd. Şti. olan) … İletişim Şirketinde 25 yıl finans müdürü olarak çalıştığı, şirket ödemelerini planlayıp hazırladığı, ödeme hususundaki çift yetkili imzadan birisine yetkili bulunduğu, … İletişim Şirketinin … … Hizmetleri A. Ş. ile 2011 yılından başlayıp yıllardır süregelen yüklü meblağlarda ticari ilişkisinin bulunduğu, son yıllarda yaşadığı ekonomik sıkıntıdan kurtulmak amacıyla keşidecisi … İletişim Şirketi olan … Bankası … Şubesinden alınmış 13 adet çeki, … … A.Ş. adına silinebilir kalemle yazıp, eksik imzayı tamamlayarak, çek fotokopisini şirketin ödeme kartonuna taktıktan sonra ”… … A.Ş.” yazısını silerek çekleri “hamiline” yazılı hale getirdiği, çeklerin arkasını ciro ederek … İletişim Ltd. Şirketi hesabındaki parayı çekmek suretiyle mal edindiği, sonra da bu olayı gizleyebilmek için kendi şahsi çeklerinden 13 tanesini aynı tutarda tanzim edip, birinci ciranta olarak Stüdyo Reklamcılık Şirketinin, ikinci ciranta olarak da … İletişim Şirketinin kaşelerini şirket yetkililerinin haberi olmadan basıp sahte olarak imzaladığı, sahte cirolu çekleri … İletişim Şirketinin borcuna karşılık … … A.Ş. ve … Şirketine verdiği, diğer sanık …’in de bankada çalışması sebebiyle sanık … tarafından ibraz edilen şikâyetçi şirkete ait çekleri işleme koyup, tahsili konusunda sanık …’a yardım ettiği ve bankanın parasını zimmetine geçirdiğinin, böylelikle sanıkların bankacılık zimmeti eylemini işlediklerinin iddia ve kabul edildiği olayda;
5411 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bankacılık zimmeti suçunun oluşabilmesi için, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu “para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malların” kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirilmesinin yeterli olduğu, sanık …’un, içine düştüğü ekonomik sıkıntı nedeniyle kısa vadeli nakit para sağlamaya karar verip, üzerinde tahrifat yaparak “hamiline” dönüştürdüğü 13 adet çek bedellerini hukuka aykırı şekilde mal edinmek kastı ile hareket ederek, önceden tanıdığı banka çalışanı diğer sanık …’i azmettirmesi sonucunda çek bedelleri toplamı olan 4.075.512,79 TL haksız menfaat temin etmesi, görevi gereği bankanın mal varlığını koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan sanık …’in de, çıplak gözle dahi görünen, tahrifat yapılmış suça konu çekleri bankacılık mevzuatı ve teamülleri gereği ödemeden imtina etmesi gerekirken, çok yüklü miktarlardaki 13 ayrı çekin bedellerini sanık …’a ödenmesini sağlaması nedeniyle, sanığın diğer sanık …’un hukuka aykırı eylemlerine iştirak bilinç ve iradesi ile hareket ettiği, bankanın zararına olacak şekilde sanık …’un mal edinmesini sağlamak suretiyle zimmet suçuna kasten iştirak ettiği, bankacılık zimmeti suçunda yasal düzenleme gereğince, sanığın bizzat mal edinmesinin yasal koşul olmadığı, banka malvarlığının bankacı fail dışında bir üçüncü şahsın zimmetine geçirilmesi halinde de suçun vücut bulacağı, hukuksal sorumluluk açısından, sanık …’un 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi uyarınca …, diğer sanık …’ın da banka personeli sıfatı ile bankacılık zimmeti suçunu işledikleri, dinlenilen tanıklar ile müşteki beyanlarından, sanıkların aşamalardaki ikrara yönelik savunmalarından, … bilirkişi raporu, murakıp raporu ve bilirkişi heyet raporu ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanıkların eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
… İletişim Planlama Ltd. Şirketi ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şirketi Vekilinin 20.11.2018
Tarihli Ek Karara Yönelik İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine Dair Karara İlişkin Temyiz İstemi Bakımından
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.11.2018 Tarihli ve 2017/3283 Esas, 2018/2030 Karar sayılı ek kararında sanıklar hakkında kurulan hükme yönelik … İletişim Planlama Ltd. Şirketi ve Stüdyo Reklamcılık Ltd. Şirketi vekilinin temyiz isteğinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanıklar Hakkındaki Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemleri Bakımından
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 18.07.2018 tarihli ve 2017/3283 Esas, 2018/2030 Karar sayılı kararında katılan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu vekili ile sanıklar … müdafii ve … müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, tazmine hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 278.398.27 TL nispi temyiz onama harcının sanıklardan eşit olarak tahsiline,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.09.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dairemiz sayın çoğunluğu ile aramızda oluşan görüş ve değerlendirme farklılığı; banka görevlisi olan sanık …’in eyleminin yerel mahkemenin kabulünde esas alınan deliller ışığında bankacılık zimmeti suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasındadır.
Daire çoğunluğu, mahkemenin kabulünde olduğu gibi, Sanık …’ın sanık …’un azmettirmesi sonucu, görevi nedeniyle kendisine devredilmiş olan parayı kasten sanık …’un mal edinmesini sağlayarak banka zimmeti suçunu işlediğini kabul etmiştir.
Oysa biz, aşağıdaki yazılı gerekçelerle, yargılamaya konu olayda azmettirmenin koşullarının bulunmadığı, sanık … yönünden zimmet suçunun yasal koşullarının oluşmadığı ve TCK’nin 40/2. maddesindeki bağlılık kuralı gereği sanık …’un da zimmet suçunun azmettireni
olamayacağı kanaatinde bulunmaktayız.
Öncelikle bankacılık zimmeti, suçun özel görünüş şekillerinden biri olan iştirak, bağlılık kuralı ve azmettirme konuları ile ilgili yasal düzenlemelere bakacak olursak:
Bankacılık zimmeti suçu 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160. maddesinde düzenlenmiştir. Basit zimmet suçu da anılan maddenin 1. fıkrasında “Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler.” tarif edilmiştir.
Kanuni tarifte de yazılı olduğu üzere bu suç özgü suç olup yalnız banka görevlileri tarafından işlenebilir. Üçüncü kişiler bu suça ancak TCK’nin 40/2. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı gereğince … ya da yardım eden olarak katılabilirler. Öncelikle banka çalışanına görevi gereği zilyedliği devredilmiş veya koruma veya gözetimi altında bulunan para veya para yerine geçen evrak, senet veya diğer malların bulunması gerekir. Banka görevlilerinin de suça konu değerleri kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirmesi, mal etmesi gerekmektedir. Ancak bu koşullarda 5411 sayılı Kanunun 160.maddesinde düzenlenen suç oluşabilecektir.
Suçlar kural olarak, bir kişi tarafından işlenebileceği gibi, birden fazla kişinin iştirakiyle de işlenebilir. İştirak şekilleri faillik ve şeriklik olarak ikiye ayrılmaktadır. Faillik, kanunda tarif edilmiş haksızlığın gerçekleştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Suçun icrasına katılmakla birlikte, suçun işlenişine bulunduğu katkı suçun kanuni tarifine uygun olmayan diğer suç ortaklarının da gerçekleşen haksızlıktan sorumlu tutulabilmeleri gerekir. Suçun işlenişine bulunduğu katkı kanuni tarifteki haksızlığı gerçekleştirmeyen diğer suç ortakları, şerik olarak nitelendirilmekte ve kanunun şerikliğe ilişkin genel hükümleri, sorumluluk alanını genişleten hükümler olarak değerlendirilmektedir. Azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı tezahür şeklinin söz konusu olduğu şeriklikte, suç ortaklarının gerçekleşen kanuni tarife uygun haksızlıktan sorumlu tutulabilmeleri ancak bağlılık kuralı ile mümkün olabilecektir. Fail, gerçekleşen kanuni tarife uygun haksızlıkla, suçun objesiyle doğrudan temas halinde iken, şerik için böyle doğrudan bir temas söz konusu değildir. Şerik faille olan şahsi bağlantısı nedeniyle ve ancak bağlılık kuralı vasıtasıyla söz konusu haksızlıktan sorumlu olmaktadır.
Görüldüğü üzere yeni TCK’de azmettirme faillik olarak değil bir şeriklik türü olarak TCK’nin 38/1. maddesinde “Başkasını suç işlemeye … kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Azmettirme, belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan ve dolayısıyla karar vermemiş bir kişinin bir başkası tarafından bu suçu işlemeye karar verdirilmesidir. Azmettirme, daima fiil üzerinde manevi bir etkiyi ifade etmektedir. Keza belli bir kişi suç işlemeye azmettirilmelidir. … azmettirilen kişide suçun işlenmesi konusunda karar oluşturmalıdır. … şahıs, suç işleme doğrultusundaki iradesini bir başkasına intikal ettirmektedir. Böylece, azmettirenle azmettirilen arasında şahsi bir ilişki oluşmaktadır. Bir fiile şerik olarak iştirak edebilmek için, söz konusu fiilin en azından kasten ve hukuka aykırı olarak işlenmesi gerekir. Maddi ve manevi unsurların ve aynı zamanda hukuka aykırılığın gerçekleşmediği bir fiile şerik olarak iştirak mümkün değildir. … azmettirileni ikna etmek amacıyla değişik yöntemler kullanabilir. Kanun, azmettirme açısından sadece neticeye önem verdiği için azmettirmede kullanılan araçların yani faili etkileme biçiminin herhangi bir önemi yoktur. Parasal menfaatler, şehevi arzular, herhangi bir ekonomik, sosyal, siyasi veya ruhani vaat, ikna etmek için kullanılabilir. …, ikna edebilmek için azmettirilmek istenen kişi üzerinde sahip olduğu otoriteyi veya yetkiyi de kullanmış olabilir. Ancak bu durumda dolaylı faillikten farklı olarak azmettirilmek istenen kişinin isnat yeteneği tam olup, azmettirenin failin davranışları ve iradesi üzerinde fiili hakimiyeti söz konusu değildir.
Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde:
TME Medya Hizmetleri Tanıtım Limited Şirketinin 08/04/2009 tarihli şikayet dilekçesi içeriği ve resmi yazışmalarında da görüldüğü üzere, Sanık …’un adı geçen şirketin finans müdürü ve imza yetkilisi olduğu, ödeme güçlüğüne düşmesi üzerine şirkete ait 13 adet çekin lehdar kısmında yazılı olan … … A.Ş ibaresini silerek kendi ismini yazdığı, çekin arkasını da ciro etmek suretiyle sahteleştirdiği çekleri sanık …’in görev yaptığı bankaya ibraz ederek ödenmesini sağlamak
suretiyle mal edindiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Burada önemli olan banka görevlisi sanık …’ın suça konu çeklerin sanık … tarafından sahteleştirildiğini bilip bilmediği, sahteleştirildiğini biliyor ise çeklerde yazılı zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu parayı sanık …’un azmettirmesi ile bu sanığa ödenmesini ve mal edinmesini sağlayıp sağlamadığı, bu eylemi bilerek ve isteyerek yapıp yapmadığıdır.
Dosya içerisindeki delilleri incelediğimizde:
1-… Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 18/06/2009 tarihli raporda: “… ve tespit edilen akrabalarının hesap hareketlerinin geriye dönük incelenmesinde gerek … gerekse belirtilen olgularla bağlantılı bir işleme rastlanmadığı, …’in suça konu olduğu belirtilen eyleme iştirakının varlığı tespit edilememiştir.” tespit ve sonuca varılmıştır.
2-… tarafından Bankalar … Yardımcısına düzenlettirilen 07/10/2016 tarihli raporda: “…’in ibraz edilen çeklerin üzerinde silinti olmasına rağmen sadece kendisine tahsil amaçlı olarak üzerinde tahrif edilmiş çekleri getiren sanık …’dan teyit aldığını ifade ederek ve provizyon almayarak üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediği tespitinde bulunularak; …’in zilyedliğinde olan paranın zilyedliğini üzerine düşen görevi özensiz yerine getirdiğinden dolayı suçun maddi unsurunun gerçekleştiğine kanaat getirilmiştir. Suçun manevi unsurunun oluşup oluşmadığına dair bir kanaat oluşmamıştır.” yönünde değerlendirmelerde bulunulmuştur.
3-Adli Tıp ve Belge İnceleme uzmanınca düzenlenen 10/12/2013 tarihli … Raporunda: “Çeklerdeki değişikliğin banka görevlilerince ilk bakışta ve kolaylıkla anlaşılabileceği cihetle iğfal kabiliyetini haiz olmadığı saptanmıştır” şeklinde değerlendirme yapılmıştır.
4-Mahkemece 3 kişilik bilirkişiden aldırılan 06/02/2015 tarihli raporda: “Sanık …’in suça iştirak ettiğinin kabulü halinde fiilinin bankacılık yasasında düzenlenen zimmet suçunu oluşturacağı, sanık …’in çeklerin üzerindeki tahrifatlara rağmen, bilerek veya gerekli kontrol, gözetim ve imza teyidini diğer … Şubesinden temin etmeyerek hataen diğer sanık …’a ödenmesini sağlaması sonucunda … sanık …’un mal edindiği” yönünde saptamalarda bulunulmuştur.
5-Mahkemenin gerekçeli kararda yer verdiği tanıkların tamamı sanık … yönünden olumsuz değerlendirmelerde bulunmuş, sanık …’ın aleyhine olabilecek bir beyana rastlanmamıştır.
6-… Bankası, çalışanı sanık … hakkında şikayetçi olmamıştır.
7-… 26/01/2017 tarihinde sanık … hakkında 5411 sayılı Kanunun 162. maddesi uyarınca yazılı başvuruda bulunmuştur.
Mahkeme mahkumiyet gerekçesini: Bankanın bir finans ve … kurumu olup sanığın 25 yıllık tecrübeli bir bankacı olduğu, bankaya ibraz edilen çeklerdeki lehdar kısmında tahrifat olup bunun bilirkişi raporunda belirtildiği üzere çok açık görüldüğü, iğfal kabiliyetinin bulunmadığı, bu çekleri işleme koymaması gerektiği, işleme koyuyor ise en azından yazılı teyit alması gerektiği, çeklerin üzerinde tahrifat yapıldığı bilindiği halde ısrarla mevzuat ve bankacılık ilke ve teamüllerine, keza görev tanımına tamamen ve açıkça aykırı ödeme yapılmasını sağladığı, daha önceden tanıştıkları ve işlemlerini yürüttüğü diğer sanık …’un azmettirmesi ile birlikte suç kastı ile hareket ettiği, banka parasını sanık …’un azmettirmesi ile haksız şekilde sanık …’un mal edinmesini sağlamak suretiyle üzerine atılı banka zimmeti suçunu işlediği ve bankanın hukuki sorumluluğuna dair TTK’nın 724. maddesine dayandırmıştır.
Gerekçede mahkeme, sanığın 25 yıllık tecrübesi olan bir bankacı olduğunu, suça konu çeklerde sahtecilik yapıldığının açık olması nedeniyle işleme konulmaması gerektiğini, işleme konuluyor ise en azından yazılı teyit alması gerektiğini, ödemenin bankacılık ilkelerine ve görev tanımına aykırı bulunduğuna dayanmış, dayanak yaptığı anlatımların tamamın da sanığın özensizliğinden bahsetmiş, ancak kastını ortaya koyan en … bir delile rastlanmamıştır. Sadece kabulün bir yerinde “daha önceden tanıştıkları ve işlemlerini yürüttüğü diğer sanık …’un azmettirmesi ile birlikte suç kastı ile hareket ettiği” şeklinde bir tespitte bulunulmuş ancak sanığın ne surette diğer sanık … tarafından
azmettirildiği sonucuna götürecek bir delile de değinilmemiştir.
Özensiz davrandığı yönünde bir tespitte bulunulan sanığın özensizliğinin bu suça tek başına vücut veremeyeceği, sanığın kastını ortaya koyan deliller ve buna bağlı tespitlerin de kararda yer alması gerektiği açıktır. Tek başına, bankacılık işlemleri nedeniyle tanışan sanıkların bu tanışıklığının azmettirmenin kabulü için yeterli olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu tanışıklığın, parasal menfaatler, diğer sanık …’u düştüğü ekonomik zorluktan kurtarmaya yönelik vicdani bir yükümlülük, şehevi arzular, herhangi bir ekonomik, sosyal, siyasi veya ruhani vaat, iradeyi ortadan kaldırmayacak derecedeki baskılar gibi nedenlerle tanışıklıktan öte bir ilişkiye dönüştüğü ve sanık …’un sanık …’ı bu nedenlerden biri ya da birkaçıyla ikna yoluyla suçun işlendiği ortaya konulmalıdır. Başlangıçta suç işleme konusunda bir kararı olmayan azmettirilen sanık …’ın koruma ve gözetiminde bulunan bankanın parasını sanık …’un mal edinmesini sağlamaya dönük, kanunda yazılı bir haksızlığın içerisine sokan delillerin dosya içerisinde bulunması şarttır. Ancak mahkemece böyle bir yola gidilmeden, bizatihi sanığın özensizliğini, sırf sanıkların birbirlerini … nedeniyle tanımalarıyla ilişkilendirerek, aleyhe yorumlamak suretiyle bu durumu her iki sanığın …-azmettirilen ilişkisi içerisinde yani iştirak halinde atılı suçu işledikleri kabul edilmiştir. Böylelikle bir anlamda zimmet suçunu şekli bir suç haline getirmiştir. Bu kabul bizi, banka çalışanlarının özensizlikleri sonucu yaptıkları işlemler nedeniyle bankayı zarara uğratmaları halinde zimmet suçunun oluşacağı gibi bir kabule götürecektir ki, bu sonuç; Türk Ceza Kanunundaki suç teorisiyle, suçla, suçun maddi ve manevi unsuru ile kanuna aykırılık olmadan oluşamayacağı gerçeğiyle de çelişecektir.
Yukarıda da işaret edildiği üzere;
1-Sanık … ile sanık … arasında müşteri-banka görevlisi arasında olması gereken ilişkiden başkaca bir ilişki “parasal menfaatler, diğer sanık …’u düştüğü ekonomik zorluktan kurtarmaya yönelik vicdani bir yükümlülük, şehevi arzular, herhangi bir ekonomik, sosyal, siyasi veya ruhani vaat, iradeyi ortadan kaldırmayacak derecedeki baskılar vs.” bulunduğuna dair bir delile rastlanmamıştır.
2-Tanık anlatımlarında sanık … ile sanık … arasında bir yakınlık bulunduğuna dair bir beyanda bulunulmamıştır.
3-… Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 18/06/2009 tarihli raporda da yazılı olduğu üzere; … ve tespit edilen akrabalarının hesap hareketlerinin geriye dönük incelenmesinde gerek … gerekse belirtilen olgularla bağlantılı bir işleme rastlanmamıştır. Yine aynı raporda …’in suça konu olduğu belirtilen eyleme iştirakının bulunmadığı tespitine yer verilmiştir.
4-… tarafından Bankalar … Yardımcısına düzenlettirilen 07/10/2016 tarihli raporda, “sanık …’ın zilyedliğinde olan paranın zilyedliğini üzerine düşen görevi özensiz yerine getirdiğinden” şeklinde tespite yer verilmiştir.
5-Mahkemece 3 kişilik bilirkişiden aldırılan 06/02/2015 tarihli raporda da, “sanık …’in çeklerin üzerindeki tahrifatlara rağmen, bilerek veya gerekli kontrol, gözetim ve imza teyidini diğer … Şubesinden temin etmeyerek hataen diğer sanık …’a ödenmesini sağlaması sonucunda … sanık …’un mal edindiği” yönünde saptamalarda bulunulmuştur.
Tüm deliller ve tespitler sanık …’in suça konu işlemleri özensiz, dikkatsiz ve hataen yaptığını göstermekte ancak sanığın işlemleri diğer sanık …’a mal edindirme kastıyla, bu durumu bilerek ve isteyerek yaptığına-yaptırdığına dair somut bir delil bulunmamaktadır. Mahkemece, … sanık …’un azmettirilen sanık …’ı zimmet suçunu işleme konusunda ne şekilde ikna ettiği, suçun işlenmesi konusunda ne surette karar oluşturduğu yönünde hiçbir değerlendirme yapılmadan sadece iki kişinin … nedeniyle tanışıyor olmalarından yola çıkarak azmettirme ve suçun sübutu kabul edilmiştir. Atılı suçun işlenişi itibariyle bu suçun ortaya çıkmama ihtimali bulunmamaktadır ve suç tarihi itibariyle de bu miktar oldukça yüksektir. Bu durumu değerlendirebilecek bir banka görevlisinin bir menfaat ilişkisi içerisinde olmadan başka birisine bu şekilde menfaat temin edebilmesi hayatın olağan akışını bir yana bıraksak bile mantıkla da bağdaşmamaktadır. Mahkemece, bu ilişki delillerle ortaya konarak karara yansıtılmadan suçun sübutunu kabul etmek mümkün değildir. Öte yandan sanık …’un finans müdürü ve imza yetkilisi olduğu şirket uzun yıllardır sanık …’ın çalıştığı banka ile çalışmakta, bu şirketin işlemleri ile ilgili görüşülmesi gereken bir konu olduğunda sanık … sadece
sanık … ile görüşmekte, tek muhatap da bu kişi olmaktadır. Uzun yıllardır da işleyiş bu şekilde süregelmektedir. Suça konu çeklerde bankaya ibraz edildiğinde, çeklerin lehdar bölümündeki yazı ile ilgili bir tereddüt hasıl olması ve bu durumun kendisine intikal etmesi üzerine sanık … da her zaman olduğu gibi şirket yetkilisi olan ve aynı zamanda çekte lehdar olarak görülen sanık …’u arayarak çeklerin ödenip ödenmemesi konusunu görüşmüş ve ödenmesi konusunda sözlü talimat alması üzerine de çekler ödenmiştir. Kanaatimizce sanık … çekleri diğer sanık …’un azmettirmesi ile değil tamamen şirket yetkilisi ile yapmış olduğu görüşme ve yıllardır süregelen … ilişkisine dayalı olarak ödemiştir. Ayrıca suça konu çeklerde yazılı olan bedel üçüncü bir kişiye değil şirketin her türlü işlemlerini yürütmeye haiz imzaya yetkili finans müdürüne ödenmiştir. Sanık …’ın … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tanık sıfatıyla verdiği beyanı ve … Başsavcılığında şüpheli sıfatı ile verdiği ifadesi dikkate alındığında; sanığın azmettirme sonucu değil tamamen … ilişkisine dayalı, özensizlik sonucu çek bedellerini ödediği görülmekte, bunun dışında suç işleme kastını, diğer sanığın azmettirmesi ile ona menfaat temin etmek için hareket ettiğini ortaya koyan bir delil bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir banka, çalışanının hiç yapmaması gereken bir işlemi yaptığını, bankayı çok yüklü miktarda zarara uğrattığını ve bunu da kötü niyetle, kasten yaptığını düşünse ilk olarak bu kişinin işine son verir. Oysa 25 yıllık çalışanı sanık …’ın … aktini feshetmeyip çalıştırmaya devam ettirmiştir. Yine dosya içerisindeki raporda, ne sanıkta ne de yakınlarının hesap hareketlerinde zimmet şüphesini doğuracak bir tespite rastlanmadığı gibi, sanıkların özel hayatlarında da arkadaşlık yaptıklarına, görüştüklerine dair bir bilgi-belge de bulunmamakta, ilişkileri sadece bankacılık işlemleri ile sınırlı görülmektedir. Sanığın kişiliği ile ilgili de dosyaya yansıyan olumsuz bir delil de bulunmamaktadır.
Tüm bu nedenlerle; tarafımızda, sanık …’ın sanık … tarafından azmettirilmek suretiyle kasten atılı bankacılık zimmeti suçunu işlemediği, olayda kast unsurunun gerçekleşmediği, suçun manevi unsurunun oluşmadığı yönünde vicdani kanaat oluştuğundan;
a)Sanık … hakkında Beraat kararı verilmesi gerektiği,
b)TCK’nin 40/2. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca atılı zimmet suçuna ancak … (şerik) olarak katılabilecek sanık …’un, sanık …’ın eyleminin suç teşkil etmemesi nedeniyle zimmet suçuna azmettirme suçunun faili olamayacağı; sanık …’un eyleminin, suça konu çekleri sahteleştirmek suretiyle hile ile gerçekleştiği kabul edilirse TCK’nin 158/1-f maddesi kapsamında banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu ya da hile unsurunun gerçekleşmediğinin kabulü halinde ise TCK’nin 155/2. maddesi kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilebileceği,
c)Kabule göre de; suç işleme kastı dahi tam olarak ortaya konamayan banka görevlisi hakkında, kasta dayalı kusurunun ağırlığı da yazılmak suretiyle, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yoluna gidilmesinin dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun mahkumiyet kararlarının onaması yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.