YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11652
KARAR NO : 2023/7086
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/1066 E., 2021/505 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi, nakil aracının müsaderesine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2015 tarihli ve 2015/92 Esas, 2015/540 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası delaletiyle 3 üncü maddesinin birinci,
onuncu fıkraları ile aynı Kanun’un 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca neticeten 3 yıl 9 … hapis ve 160,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, suça konu kaçak eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanığın eşi ve katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2019/9432 Esas, 2020/9360 Karar sayılı ilâmıyla;
7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 61 inci ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 5 inci maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş sanık lehine olması nedeniyle sair yönü incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
3…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2021 tarihli ve 2020/1066 Esas, 2021/505 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi yollamasıyla anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci ve onuncu fıkraları uyarınca neticeten 2 yıl 6 … hapis ve 100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, suça konu kaçak eşyanın müsaderesine, suçta kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … idaresi vekilinin temyiz nedenleri; suçta kullanılan aracın müsaderesine karar verilmesi ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.08.03.2015 tarihinde…’dan Türkiye’ye giriş yapmak üzere … Gümrük Kapısına gelen sanığın “aracımda Türkiye’ye girmesi yasak veya kaçak nevinden eşya yoktur” şeklinde yazılı beyanı alındıktan sonra, sevk ve idaresindeki … plakalı tırın şüphe üzerine x-ray cihazına sevk edilmesi ve şüpheli yoğunlukların tespit edilmesi üzerine, yapılan detaylı aramasında, çekici kısmında 25 kg bal, 64 karton sigara, 4 şişe alkollü içki, 29 adet kullanılmış araç parçası ele geçirilmiştir.
2.Sanık bozma ilamı öncesinde talimat mercii tarafından alınan savunmasında, tırın sürücülüğünü yaptığını, ele geçen eşyaları kullanmak amacıyla getirdiğini beyan etmiştir. Bozma ilamı sonrasında ise sanık adına çıkarılan talimat duruşma tebligatında ödeme ihtaratının yer almadığı, sanığın beyanının alınmadığı görülmüştür.
3.Suçta kullanılan nakil aracına yönelik dosyaya alınan rapora göre, gizli bölmenin bulunmadığı, yakalanan eşyanın hacim olarak aracın ağırlıklı kısmını oluşturmadığı anlaşılmıştır. Malen sorumlu şirket yetkilisi alınan beyanında, kaçakçılık suçundan haberdar olmadıklarını belirterek davaya katılma talebinde bulunmuştur.
4.Sanığa soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratı yapıldığı, bozma ilamı sonrası yargılamada ise sanığa 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin ikinci fıkrası şerhli şekilde çıkarılan tebligatta etkin pişmanlık ihtaratının ekli olmadığı, sanığın duruşmaya katılmadığı, bu haliyle hüküm tesis edildiği saptanmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Suçta Kullanılan Nakil Aracının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden;
5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan koşulların oluşmadığı anlaşılmakla, iyiniyetli üçüncü kişiye ait olan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B.Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden;
Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılarına yer verilen olay tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, katılan … İdaresi vekilinin diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
Ancak;
7242 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı … Hazinesine;
a)Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,
b)Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” düzenlemesi karşısında;
Etkin pişmanlık hükümlerinin kovuşturma aşamasında uygulanmasının mümkün olduğu ve gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının ödenmesi halinde sanığın cezasında indirim yapılması gerektiği cihetle, 16.06.2020 tarihli bozma ilamı sonrası sanığa çıkarılan tebligatta ödeme ihtaratının yer almadığı ve sanığın beyanının alınmadığı anlaşılmakla, sanığa gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödemesi halinde, cezasında 1/3 oranında indirim yapılacağı usulüne uygun biçimde ihtar edilmeden, ödemediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A.Suçta Kullanılan Nakil Aracının Müsaderesine Yer Olmadığına İlişkin Karar Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2021 tarihli ve 2020/1066 Esas, 2021/505 Karar sayılı kararında nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin karar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin bölümünün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
B.Sanık Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2021 tarihli ve 2020/1066 Esas, 2021/505 sayılı kararına yönelik katılan … İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.09.2023 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün katılan İdare vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Yerel Mahkemenin 26.03.2021 tarih ve 2021/505 K sayılı kararıyla sanığın 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkumiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir.
Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkumiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (…, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin … Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, … 1973, s 97; Feridun Yenisey, …, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, …, Ekim 2017, s. 963; Veli …, M. ….Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, … 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesince bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç
doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme ya da istinaf ceza dairesi kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 12.09.2023