YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7944
KARAR NO : 2023/6201
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/136 E., 2021/287 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM :Mahkumiyet, eşya müsaderesi, nakil vasıtalarının müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Zamanaşımından düşme, bozma
Suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz isteğine ilişkin olarak; sirayet nedeniyle lehe bozmadan yararlanan suça sürüklenen çocuğun, bozma sonrası yeniden kurulan hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurma yetkisi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar müdafiinin ve katılan … İdaresi vekilinin temyiz isteklerine ilişkin olarak; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. KARAR
A.Katılan Gümük İdaresi vekilinin suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmü temyiz etmediği anlaşılmış olup suça sürüklenen çocuk … müdafiinin, suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih, 2011/777 Esas ve 2012/1819 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bozmanın sirayetinin, hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz isteği reddedilenlerin, temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini gidermek amacıyla 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 325 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 306 ıncı maddelerinde düzenlendiği, bu suretle hükmü temyiz edenler lehine oluşacak durumdan temyiz etmeyenlerin de yararlandırıldığı, ancak bozmanın sirayetinde yerel mahkeme hükmünün, temyize gelmeyen suça sürüklenen çocuk … yönünden bozulmadığı, anılan maddeler uyarınca suça sürüklenen çocuğun bozma kararının sonucundan yararlandırıldığı ve lehe bozmadan yararlanan suça sürüklenen çocuğun, bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gözetilerek; Özalp 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/128 Esas ve 2013/182 Karar sayılı ilamı ile verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin kararı temyiz etmeyen ancak Dairemizin 23.01.2020 tarihli, 2015/27409 Esas ve 2020/1622 Karar sayılı ilamı ile diğer sanıklar hakkındaki bozma ilamından 1412 sayılı Kanun’un 325 inci maddesi uyarınca yararlandırılan suça sürüklenen çocuğun müdafiinin, Mahkemenin Dairemizin bozma kararına uyarak verdiği 26.10.2021 tarihli hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun’un 317 inci maddesi gereğince temyiz isteğinin REDDİNE,
B.Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde ise;
Suça konu kaçak eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması halinde, eylemin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun kapsamında kalacağı, 15.01.2010 tarihli olay tutanağına göre sanıkların, hudut komutanlığı tarafından yapılan gözetleme faaliyeti sırasında, İran sınırından beraberlerindeki kaçak eşyalar ve bunların taşınmasında kullanılan atlarla yurda yasa dışı giriş yaparken yakalandıklarının anlaşılması karşısında, sanıklara atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) nci cümlesi kapsamında kaldığı, her bir sanığın, dosya kapsamında aksine bir delil de bulunmadığından kendi taşıdıkları kaçak eşya miktarı ile sorumlu tutulabilecekleri, bu haliyle eylemlerinin münferit kaçakçılık suçu kapsamında kaldığı, sanıkların bahse konu eylemlerinin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasında düzenlendiği cihetle;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıkların 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (2) inci cümlesi kapsamındaki eylemlerinin, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasındaki cezanın miktarına göre, tabi olduğu 5237 saylı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre zamanaşımı hususunun belirlenmesinin gerektiği, buna göre; suç tarihi olan 15/01/2010 tarihinden itibaren anılan maddelerde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar …, … ve … müdafii ile katılan … İdaresi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8 inci
maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama
yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322 nci maddesinde öngörüden yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar …, … ve … hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, ele geçen kaçak akaryakıtın 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca MÜSADERESİNE, suçun işlenmesinde kullanılan nakil vasıtası atların hak sahiplerine İADESİNE, atlar tasfiye edilmişse bedellerinin hak sahiplerine İADESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.06.2023 tarihinde, Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle karar verildi.