Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2023/8618 E. 2023/6603 K. 05.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8618
KARAR NO : 2023/6603
KARAR TARİHİ : 05.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/513 E., 2023/121 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle düşme, kaçak eşyanın müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2014 tarihli ve 2013/1889 Esas ve 2014/1288 Karar sayılı kararı ile;
a.Sanık … hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin onikinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 52, 53 ve 54 üncü maddeleri gereği 3 yıl hapis cezası ve 25.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına,

b.Sanık … hakkında 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin onikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62, 52, 51, 53 ve 54 üncü maddeleri gereği 1 yıl 9 … 20 gün hapis cezası ve 2.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.

2.Anılan kararın katılan … İdaresi vekili ile sanık … müdafi tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.01.2022 tarihli ve 2021/8924 Esas, 2022/87 Karar sayılı ilâmıyla;
“…15.04.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen düzenlemeler yönünden 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, ile sanık … hakkında zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi…” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu, … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2022/513 Esas 2023/121 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası, 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ NEDENLERİ
Katılan … İdaresi vekilinin temyiz istemi, zamanaşımı sürelerinin eksik hesaplandığına, usul ve yasaya aykırı kararın resen gözetilecek nedenlerle bozulması talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık …’ ün … Kimyevi Maddeler San. Tic. Ltd. Şti’nin ortağı ve yetkilisi olduğu, olay günü sanığın iş yerine tankerle kaçak akaryakıt getirileceği ihbarı alınması üzerine gerekli tertibatın alındığı, temyiz dışı sanık …’ın kullandığı 35 … 38 plakalı araç ile temyiz dışı sanık …’nın kullandığı 07 … 06 plakalı araçların işyerinden dolum yaptığının tespit edildiği, 35 … 38 plakalı aracın işyerinden ayrılarak 6253 Sok.No 56 adresinde bulunan sanık …’e ait işyerinde hortum vasıtasıyla boşaltım yapıldığı, mahkeme arama kararına istinaden yapılan aramada sanık …’e ait işyerinde tankta 1150 litre ve 35 … 38 plakalı araçta 1000 litre mineral yağ, solvent karışımı akaryakıt benzeri ürün ile sanık … e ait … isimli işyerinde 19.960 kg geri kazanım çözeni ve işyerinde yükleme yapılan sanık …’nın kullandığı 07 … 06 plakalı araçta 3000 litre bitkisel yağ, mineral yağ solvent karışımı akaryakıt benzeri ürüne el konulduğu anlaşılmıştır.

2.Sanıklar savunmalarında, suçlamayı kabul etmemişlerdir.

3.Ege Üniversitesi Akradite Akaryakıt Analiz Laboratuvarı EGE-PAL raporlarında;
a.7407 Sokak No.2 Bornova … adresinde faaliyet gösteren … Kimyevi Mad….Tic.Ltd.Şti. unvanlı işyerinde bulunan yer altı tankındaki 19.960 kg. temizleme tineri olarak belirtilen ürünün Geri Kazanım Çözgeni olduğu,

b.07 … 06 plaka sayılı araçta bulunan 3000 litre temizlik tineri olarak belirtilen ürünün “Bitkisel Yağ, Mineral Yağ ve Geri Kazanım Solventi” olduğu,

c.35 … 38 plaka sayılı araçta bulunan 1000 Litre madeni yağ olarak belirtilen ürünün “Bitkisel Yağ, Mineral Yağ ve Geri Kazanım Solventi” olduğu,

d.6253 Sokak No: 56 … Bornova adresindeki işyerinde bulunan 1150 litre madeni yağ olduğu belirtilen ürünün “Bitkisel Yağ, Mineral Yağ ve Geri Kazanım Solventi” olduğu tespit edilmiştir.

4.Sanık … hakkında zamanaşımını kesen son işlem tarihinin 27.10.2014 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu anlaşılmıştır.

5.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmediği saptanmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanık …’ün satıcı, sanık …’in alıcı, temyiz dışı sanıklar … ve …’ın şoför olduğu, 5607 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen toplu kaçakçılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi koşulunun bulunmadığı ve sanıkların eylemlerinin bireysel kaçakçılık suçu kapsamında kaldığı anlaşıldığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

2.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık asli ve 12 yıllık uzatılmış zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

3.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereği, zamanaşımını kesen en son işlem olan mahkûmiyetin verildiği 27.10.2014 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının karar tarihinden önce gerçekleştiği belirlenmiştir.
4…. 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.01.2023 tarihli ve 2022/513 Esas, 2023/121 Karar sayılı kararında; sanıklar hakkında, cezanın alt ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin (d) bendi gereği, zamanaşımını kesen en son işlem olan mahkûmiyetin verildiği 27.10.2014 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin tamamlandığının anlaşılması karşısında, sanık … hakkında kamu davasının düşmesine ve kaçak eşyanın müsaderesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

5.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık … hakkında kurulan hükme yönelik katılan … İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık … … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Hukukî Süreç başlığı altında 2 numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmında “İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 05.10.2013, iddianame düzenleme tarihinin 31.12.2013 olduğu, UYAP sisteminden yapılan kontrolde Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 15.06.2020 tarihli ve 2019/13214 Esas, 2020/6533 Karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verilen … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/1660 Esas, 2014/886 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 05.09.2013 iddianame düzenleme tarihinin 11.11.2013 olduğu, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde dosyaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,…” nedenleriyle bozulmasına karar verildiği, bozma ilâmının gerekleri yerine getirilerek, sanığın zincirleme suç kapsamında eylemleri yönünden karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle … 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2023 tarihli ve 2022/513 Esas, 2023/121 Karar sayılı kararında sanık … hakkında kurulan hükme yönelik katılan … İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık … … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle … 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2023 tarihli ve 2022/513 Esas, 2023/121 Karar sayılı kararına yönelik katılan … İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.07.2023 tarihinde karar verildi.

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklar … ve … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine yönelik hükmün, katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun, sanık … … hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkûmiyetine karar verildiği 27.10.2014 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının karar tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine yönelik yerel mahkame kararının onanmasına karar verilmemesi yerinde değildir. Şöyle ki;

Sanığın, 05.10.2013 tarihinde işlediği 5607 sayılı Yasanın 3/12. madde ve fıkrasından 27.10.2014 tarihinde mahkûmiyetine karar verilmiş, Dairemiz sanığın 05.09.2013 tarihinde işlediği suç nedeniyle TCK.nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekçesiyle kararı bozmuş, yerel mahkeme 25.01.2023 tarihli kararıyla da zamanaşımının dolması nedeniyle 27.10.2014 tarihli eylem yönünden davanın düşürülmesine karar vermiş, Dairemiz ise bozma ilâmının gerekleri yerine getirilmediğinden bahisle tekrar hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Ceza Genel Kurulunun 20/03/2012 tarihli, 2012/108 karar; 28/02/2012 tarihli, 2012/58 karar nolu ilâmlarında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” söz konusu olacaktır. Nitekim bu husus Adalet Komisyonu raporunda da; “Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnalarına ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “suçların içtimaı” bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 üncü (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir.

Ceza hukukunda yasadaki suç tanımına uygun olarak gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir. Birden fazla neticenin meydana gelmesine karşın faile tek ceza verilmesini gerektiren hallerden biri de zincirleme suçtur. Zincirleme suçta faile tek ceza verilirken, yasanın öngördüğü miktarda bir artırım da yapılması söz konusudur.

Zincirleme suç, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 80 inci maddesinde “Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlal edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır.” şeklindedir. Bu maddenin karşılığı olarak koyulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/1 inci maddesinde; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b-İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,

c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır. Dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında esas alınan suçlardan herhangi birisi hakkında, yargılama aşamasında şikâyetten vazgeçme veya zamanaşımı gerçekleşmesi gibi kovuşturma yapılmasına engel bir nedenin ortaya çıkması halinde, bu suçun zincirleme suç uygulaması kapsamı dışına çıkarılarak açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanığın, 05.10.2013 ve 05.09.2013 tarihlerinde işlediği kaçakçılık suçlarının 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesi kapsamında kaldığı ve zamanaşımı süresinin dolmadığına Daire tarafından karar verilmiş ise de yukarda anlatılan nedenlerle TCK.nun 43. maddesi kapsamındaki eylemin zamanaşımını kesmeyecek olması karşısında, incelemeye konu 05.10.2013 suç tarihli eylem yönünden, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nun 66. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre atılı suça ilişkin asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın mahkûmiyetine karar verildiği 27.10.2014 tarihinden itibaren 8 yıllık asli dava zamanaşımının yerel mahkemenin karar tarihine kadar gerçekleşmesi nedeniyle düşürülmesine dair kararının onanması yerine, yazılı şekilde bozulması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 05.07.2023