YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/381
KARAR NO : 2010/6398
KARAR TARİHİ : 04.11.2010
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 102 ada 13 ve 120 parsel sayılı sırası ile 4404,14 m² ve 521,58 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, tapu kayıtlarına dayanarak dava konusu taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı hazinenin tutunduğu 4753 ve 5618 sayılı Yasalara göre oluşan Aralık 1962 tarih 275 ve 283 sayılı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, taşınmazların, kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden de olmadığı, davalı … yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacı hazine Aralık 1962 tarih 275 ve 283 sayılı tapu kayıtlarına dayandığı halde tapu kayıtları 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesine göre yöntemine uygun şekilde mahalline uygulanmadığı gibi, dava konusu taşınmazların sınırında eylemli durumda mera bulunduğu halde mera araştırması da yapılmamıştır. Böylesine eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
O halde, davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle davacı hazinenin tutunduğu Aralık 1962 tarih 275 ve 283 sayılı tapu kayıtları ilk tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ve dayanağını oluşturan belirtmelik tutanakları, belirtmelik haritaları ve eki olan tüm belgeler ile dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ile dayanağı belgeler getirtilmeli, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları, uzman bilirkişi fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, belirtmelik tutanak bilirkişileri ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişiler yardımı uzman bilirkişi eliyle davacı hazinenin tutunduğu Aralık 1962 tarih 275 ve 283 sayılı tapu kayıtları 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmüne uygun olarak mahalline uygulanmalı, tapu kaydı kapsamı belirlenirken söz konusu kayıtların varsa revizyon gördüğü parseller nazara alınmalı, bölgede 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapıldığına göre mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, mera tahsis haritası kapsamı dışında kaldığı belirlendiği takdirde taşınmazların öncesinin kaçak ve yitik kişilerden intikal edip etmediği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, belirtmelik yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmelidir. Uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların davacı hazinenin tutunduğu tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı
belirlenmeli, kalsa bile taşınmazın öncesinin mera olmadığı ve kaçak yitik kişilerden kalmadığı saptandığı takdirde 3402 Sayılı Yasanın 13, 14 ve 46. maddelerindeki hükümler uyarınca zilyetlik delilleri nazara alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.