YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12850
KARAR NO : 2016/19404
KARAR TARİHİ : 15.11.2016
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK’nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 19/04/2011-13/02/2012 ve 05.04.2013-24/06/2013 tarihleri arasında ağır vasıta kamyon şoförü olarak en son net 1.350,00 TL ücretle çalıştığını, iş akdinin davalı tarafından haksız olarak sonlandırıldığını, haftanın 7 günü milli bayram ve genel tatil günleri dahil 07.00-23.00 saatleri arasında çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını iddia ederek belirsiz alacak davası olarak kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili, milli bayram ve genel tatil çalışma ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının davalı şirketteki çalışmalarının girişli çıkışlı ve kesintili olduğunu, arada başka yerlerde çalıştığını, asgari ücret aldığını, çalışılan ocağın kontrolünün asıl firma olan İnşaatta olduğunu, onun talimatları ile hareket edildiğini, fazla çalışma olmadığını, resmi ve dini bayramlarda ocakta çalışma yapılmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının kuruma bildirilen sürelerle sınırlı olmak üzere 7 ay 24 gün çalıştığı, fazla mesai yaptığı, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı işveren tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının fazla mesai yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında ihtilaflıdır.
Davacı vekili, davacının haftanın 7 günü 07.00-23.00 saatleri arasında çalışarak fazla mesai yaptığını ancak karşılığının ödenmediğini iddia ederek fazla mesai ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiş; mahkemece bilirkişi raporundaki tespitler benimsenerek davacının haftanın 6 günü 07.00-20.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme ile çalıştığı, 7 inci günden gelen 2,5 saatin eklenmesi ile haftalık 26,5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiştir.
Fazla mesai yaptığını ispat etmekle yükümlü olan davacının tanık dışında başkaca delili yoktur. Dinlettiği tanıkların ise davalıya karşı aynı veya benzer istemlerle açtıkları davaları bulunmaktadır. Bu itibarla, sırf davacı ile menfaat birliği içinde olan davacı tanık beyanlarına göre haftalık 26,5 saat fazla mesai yapıldığını kabul etmek mümkün değildir. Ancak davalı tanıklarından işyerinde 07.00-17.30 saatleri arasında haftada 6 gün; ise 07.00-18.00 saatleri arasında haftada 7 gün çalışıldığını beyan etmişlerdir. Davalı tanıklarından beyanı işçi lehine yorum ilkesi, yapılan işin niteliği dikkate alındığında dosya içeriğine daha uygun olduğundan, davacının haftanın 7 günü 07.00-18.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenme ile çalıştığı kabul edilerek hafta tatili olan 7 inci gün çalışmasının 7,5 saati aşan kısmı fazla mesaiye eklenmek sureti ile fazla mesai süresi ve ücreti hesaplanmalı, takdiri indirim yapılarak kararı davacı temyiz etmediğinden davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözönüne alınarak alacak hüküm altına alınmalıdır.
3-Dosya içeriğindeki deliller dikkate alındığında, davacının dini bayramlar dışındaki milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığına ilişkin kabul yerindedir. Ancak işçi, çalışmadan alması gereken milli bayram ve genel tatil günü ücretini aylık maktu ücretinin içinde aldığından, çalışması halinde ilave bir yevmiyeye daha hak kazanacaktır. Hal böyle olunca, bu alacağın 1 (bir) yevmiye üzerinden hesaplanması gerekirken, iki yevmiye üzerinden hesap edilmesi doğru olmamıştır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.