YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/30857
KARAR NO : 2016/14796
KARAR TARİHİ : 26.09.2016
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, 01.11.1985-24.06.2004 tarihleri arasında ilk önce davalı … işyerinde, daha sonra da bu kişinin diğer davalı olan şirketi kurması üzerine aynı işyerinde aynı işe devam ettiğini, davalının kendisine iftira atarak ve hırsızlıkla suçlayarak iş sözleşmesini feshettiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili ise zamanaşımı ve husumet itirazlarını belirterek davacının.İş sayılı tespiti ile kendisine ait malzemeleri evine götürüp kullandığının anlaşıldığını, davacının işvereni zarara uğrattığını, bu tarihten sonra da davacının iş aktini kendisi feshettiğini, dolayısıyla alacak talebinde bulunamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı işveren tarafından yapılan feshin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının ücreti taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Davacı dava dilekçesinde ve aşamalarda aylık ücret seviyesini belirtmediği gibi davalılar vekili de bu yönde bir beyanda bulunmamıştır.
Bilirkişi ise davacıya ait hizmet döküm cetvelindeki miktarı esas almak suretiyle davalı … işyerinde 14.08.2001 tarihinde en son brüt 210,00 TL; 23.06.2004 tarihinde ise en son brüt 549,54 TL ücret aldığından bahisle asgari ücretin üstünde bir miktarı hesaplamaya ve bu hesaplama şekli mahkemece de kabul edilmiştir.
Öncelikle davacı işçinin gözüken prime esas kazancının salt ücret alacağından oluştuğu söylenemez. Kaldı ki tanık beyanlarının bir kısmında fazla çalışma ücretlerinin de ödendiğini belirtmeleri karşısında SGK’ya yapılan sigorta prim ödemesinin üzerine durularak bu ödeme içinde fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili gibi kıdem ve ihbar tazminatına esas ücrete eklenmesi mümkün olmayan ödemeler olup olmadığı belirlenip varsa bu ödemeler dışlanarak davacının aylık ücreti belirlenmelidir.
Bunun mümkün olmaması ya da belirlenememesi halinde ise davacının meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
3- Taraflar arasında yıllık izin alacağı uyuşmazlık konusudur.
Dava açıldığı tarih itibariyle yıllık izin alacağı 1.000.000 TL ( yeni para ile 1,00 TL) olarak açılmış, bilirkişi incelemesi neticesinde 3.839,60 TL yıllık izin alacağı hesaplandığı ve davacı tarafından 1.403,59 TL olarak ıslah edildiği görülmüştür.
Islah dilekçesinin davalılar vekiline 24.01.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve davalılar vekilinin de 29.01.2013 tarihli dilekçe ile ıslaha karşı zamanaşımı defiinde bulunduğu görülmekle yıllık izin yönünden fesih tarihi olan 23.06.2004 tarihi gözetildiğinde ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleştiği görülmektedir.
Mahkeme ise kararında zamanaşımı yönünden değerlendirme yapmaksızın ve davanın açıldığı tarihteki Türk Lirasında bulunan sıfır sayısı gözetilmeksizin brüt 1.000,00 TL yıllık izin alacağını hüküm altına almıştır.
Dolayısıyla mahkemece zamanaşımı noktasında irdeleme yapılıp yapılmadığının anlaşılamaması yanında hüküm altına alınan alacağın dava dilekçesinde belirtilen miktar olduğunun kabulü halinde dava açılış tarihinde Türk Lirasından 6 ( altı ) sıfırın henüz atılmadığı bir dönem olduğu gözetilerek 1.000.000 TL olarak açılan davanın 1,00 TL olarak değerlendirip hüküm kurulması gerekirken 1.000,00 TL olarak karar verilmesi hatalı olmuştur.
4- Kabule göre ise;
a-Mahkemece hüküm altına alınan kıdem tazminatı alacağından davalı …’nın sorumlu olduğu miktarın nasıl belirlendiğinin kararda belirtilmemesi yanında hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise bu davalının sorumlu olduğu miktarın ayrıca gösterilip hesaplanması karşısında davalı …’nın sorumlu olduğu miktarın tespitinde tereddüt oluşması,
b- Davacının dava ve ıslah dilekçelerinde ihbar tazminatını talep ettiği miktar gözetilmeksizin bu talebi aşar şekilde bilirkişi tarafından hesaplanan alacağın hüküm altına alınması hatalıdır.
O halde taraflar vekillerinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmüş olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 26.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.