Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/3251 E. 2023/5256 K. 01.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3251
KARAR NO : 2023/5256
KARAR TARİHİ : 01.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3291 E., 2022/143 K.
DAVACI BİRLEŞTİRİLEN

KARAR : Asıl ve birleştirilen davaların reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/14 E., 2021/248 K.

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve birleştirilen ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.2021 tarih ve 2021/14 Esas, 2021/248 sayılı Kararının kaldırılmasına, asıl ve birleştirilen dava yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Beyoğlu 39. Noterliği’nin 17.08.2017 tarih ve 12169 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu iki katlı taşınmazın %50’sini ticari amaçlı ihtiyacı olması sebebi ile devraldığını ve davalı tarafından işgal edilmiş olduğunu öğrendiğini ileri sürerek davalının haksız işgaline son verilerek el atmasının önlenmesine, davalının taşınmazdan tahliye edilerek müvekkiline teslimine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili birleştirilen dava dilekçesinde; davalıların taşınmaz üzerinde müvekkilinin hissesi oranındaki müdahalesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 17.08.2017 tarihinden 17.05.2019 tarihine kadar şimdilik 10,000,00 TL ecrimisil bedelinin kademeli kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin dava konusu yerin 1997 yılından beri kesintisiz zilyedi ve kullanıcısı olduğunu, muhdesatın satış vaadi sözleşmesine konu edilemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…asıl davada el atmanın önlenmesi talebinde bulunabilmek için mülkiyet hakkı sahibinin ya da bu kuvvette bir hakka sahip olmak gerekmekte olup davacı …’nın el atmanın önlenmesi ve davalıların taşınmazdan tahliyesi yönündeki asıl davasının bu sebeplerle reddine karar vermek gerekmiştir, aynı gerekçelerle el atmanın önlenmesi talebinde bulunamayacak olan davacının aynı zamanda ecrimisil talep etmesi de mümkün olamayacağından birleştirilen İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası hakkında da davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir…” şeklindeki gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin Beyoğlu 39. Noterliği’nin 17.08.2017 tarih ve 12169 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile Piyalepaşa Mahallesi, … Sokak No:18/1-2 Beyoğlu/İstanbul adresinde bulunan iki katlı taşınmazın tapu tahsis belgesi ile yasa koyucu tarafından tanınan zilyetlik hakkının %50’sini ticari amaçlı ihtiyacı olması sebebi ile devralmış olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçe ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ” Dava; satış vaadi sözleşmesine dayalı el atmanın önlenmesi, birleştirilen dava aynı hukuki nedene dayalı ecrimisil istenime ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden … taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile TMK’nın 706. ve Noterlik Kanunu’nun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür.
Bir şeyin, başka kanunlar uyarınca taşınmaz kabul edilse bile, satış vaadi sözleşmesine konu teşkil edebilmesi için tapu sicilinde gayrimenkul olarak kayıtlı olması gerekir. Örneğin, bütünleyici parça (TMK md.684), doğal ürünler (TMK md. 685) taşınmaz değildir. Bağlı olduğu taşınmazla beraber satış vaadi sözleşmesine konu teşkil ederlerse de yalnız başına satış vaadi sözleşmesinin konusu olamazlar. Bu tür malların bağlı olduğu esas taşınmaz ile birlikte taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu olabilmeleri bir zorunluluk değil yasal bir sonuçtur.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz tapuda arsa vasfı ile dava dışı kişiler ve belediye adına kayıtlıdır. Üzerindeki binanın 1. 2. bağımsız bölümleri şeklinde bir muhdesat belirtmesi bulunmamaktadır.
Talep, dava konusu taşınmazda bulunduğu belirtilen bağımsız bölümlere yönelik olup taşınmazda kat mülkiyeti yada kat irtifakı kurulu olmayıp bağımsız bölümlerin satış vaadi sözleşmesine konu olamayacak nitelikte olduğu anlaşılmakla; bu nitelikteki muhdesatın arzdan ayrı temliki geçersiz olduğundan, muhdesattan kaynaklanan şahsi hakkın temlikine dayanılarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davanın reddine ilişkin değerlendirmede bir yanılgı bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazlarının avukatlık ücretine esas alınan dava değerine ve takdir edilen ücrete ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Dava ayna ilişkin bir dava olup dava değeri parayla ölçülebilen konulardandır. Bu tür davalarda dava değeri taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeridir. Bu değer mahkemece yapılan keşifte 670.875,00 olarak belirlenmiştir. Bu değer bilirkişi tarafından dava konusu 1/2 payın değeri olarak açıkça belirtilmiş ancak mahkemece bu husus gözden kaçırılarak taşınmazın tamamının değeri olduğu kanısı ile tekrar yarısı alınarak bu yarı değer üzerinden giderler hesaplanmıştır.
Ancak değinildiği gibi bu değer talep edilen 1/2 taşınmaza ilişkin olup bu miktar üzerinden harcın da tamamlandığı belirlenmiştir…” şeklindeki gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden açılan davanın reddine, birleştirilen dava yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Mahkemece satış vaadi sözleşmesinin 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu dikkate alınarak davalılar …’in bu satış vaadine dayalı olarak yapmış olduğu sonraki işlemlerin de iddia eden davacı tarafa bir hak kazandıramayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise, mahkemenin red gerekçesi değerlendirilmeden ve karar kaldırılmadan başka bir gerekçeye dayanılmasının usule aykırı olduğunu, müvekkiline kendisinin zilyetliği devraldığı tapu tahsis belgesi ile resmi olarak tanınmış bir hakkı bulunması nedeniyle eldeki davanın açılmış olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava konusu uyuşmazlık el atmanın önlenmesi ve birleştirilen dava konusu uyuşmazlık ise ecrimisil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 683 ve 995 … maddesi,

2. 04.06.1958 … ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile ecrimisil, haksız işgal tazminatı olarak nitelendirilmiştir. Bu kararın gerekçesinin V. bendinde “işgal tazminatı davalarının hususi bir şekli olan ecrimisil davalarının beş yılda zamanaşımına uğrayacağı esasını benimsemiş bulunan 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının halen geçerli” olduğu açıklanmış ve ecrimisil davalarının 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 908 … (4721 sayılı Kanunu’nun 995 …) maddesine dayanan bir tazminat davası olduğu belirtilmiştir.

3. 08.03.1950 … ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi başkasına ait şeyi haksız olarak kullanmış olan ve bu kullanımı iyi niyete dayanmayan kimse o şeyi elinde tutmuş olmasından … zararları tazmin ile yükümlüdür.

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.