YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/1243
KARAR NO : 2018/12403
KARAR TARİHİ : 08.11.2018
Sahte banka veya kredi kartını üretme ve sahte oluşturulan banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlama suçlarından sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 245/2, 245/3 (2 kez), 43 (3 kez) ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis, 2 kez 5 yıl hapis ve 2 kez 120,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Şefaatli Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli ve 2015/231 esas, 2016/151 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.01.2012 tarihli ve 2008/21273 esas, 2012/591 sayılı ilamında da yer alan, aynı kişiye ait farklı bankalarca tahsis edilmiş banka veya kredi kartı sayısı nedeniyle bağımsız suçtan bahsedilemeyeceği şeklindeki açıklama karşısında, somut olayımızda aynı kişiye ait aynı bankadan sahte olarak çıkarılan kredi kartlarının sanık tarafından kullanıldığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin tek suç olup olaya zincirleme suç hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesine göre verilecek cezadan artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, her bir sahte kredi kartı yönünden ayrı eylem kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.01.2018 gün ve 2017-12039 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2018 gün ve KYB/2018-3027 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-89 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekir.
Ayrıca, gerçek kişiler yönünden Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ yapılabilmesi için, muhatabın adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve daha önce kendisine veya adresine Kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olması zorunludur.
İncelenen dosyada; sanığın yokluğunda verilen 01.06.2016 tarihli kararın tebliği için adı geçenin bilinen en son adresi esas alınarak çıkarılan tebligatın adresten tanınmadığı gerekçesiyle bila tebliğ iade edilmesi üzerine, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilip bu adrese tebligat yapılması gerektiği gözetilmeksizin, daha önce usulüne uygun olarak tebliğ yapılmayan adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olmasından dolayı hükmün usulen kesinleşmediği belirlenmiş olmakla, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından,
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen ihbarname içeriği açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 08.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.