Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2022/6080 E. 2023/10744 K. 26.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6080
KARAR NO : 2023/10744
KARAR TARİHİ : 26.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1763 E., 2021/1518 K.
SUÇ : Yalan tanıklık
HÜKÜM : Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nini 29.09.2020 tarihli mahkumiyet kararının kaldırılmasına, sanığın atılı suçtan beraatine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2015 tarihli iddianamesi ile yalan tanıklık suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında yalan tanıklık suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 22.02.2018 tarihinde kesinleşmiştir. Sanığın denetim süresi içinde 15.10.2018 tarihinde suç işlemesi üzerine mahkemesince suç ihbarı yapılmıştır.
3.Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.09.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında yalan tanıklık suçundan hükmün açıklanmasına ve sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi’nin, 22.09.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek sanığın mahkumiyetine ilişkin kararın kaldırılmasına ve sanığın beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; atılı suçun sabit olduğuna ve sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A)İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/331 esas sayılı dosyasında, duruşmada tanık sıfatı ile verdiği ifadesinin soruşturma aşamasında kolluğa verdiği ifadesinden farklı olduğu, bu şekilde yalan tanıklık suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda sanığın yalan tanıklık suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B) Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın kollukta verdiği ifadesi ile mahkeme huzurunda tanık sıfatıyla verdiği ifadesi arasında esaslı farklılık bulunmaması ve olayı bildiğine ilişkin sunulan ses kaydının hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi nedeniyle hükme esas alınamayacağı, hukuka uygun delil olarak kabul edilmesi halinde dahi ilgili ses kaydından sanığın olayla ilgili bilgisi olduğu sonucunun çıkarılamayacağı, sanığın mahkeme aşamasında yeminli ifadesinde yargılama konusu olayla ilgili görgü veya duyuma dayalı bilgisi olduğu ve bu bilgiyi mahkemeden gizlediği veya değiştirdiğine ilişkin tespit yapılamadığı gerekçeleriyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 272 nci maddesinde düzenlenen yalan tanıklık suçunun oluşması için; hukuka aykırı bir fiil nedeniyle soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılması ya da mahkeme veya yemin ettirerek tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılmasının gerektiği, 5271 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmü karşısında tanık dinleme yetkisi bulunmayan kolluk tarafından düzenlenen bilgi alma tutanağındaki beyanlar nedeniyle yalan tanıklık suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı nazara alındığında;
Davaya konu olayda; Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/331 esas sayılı dosyasının soruşturma aşamasında sanığın beyanlarının kolluk görevlileri tarafından bilgi alma niteliğinde alındığı, hazırlık aşamasında alınan beyanları ile mahkeme huzurunda alınan yeminli beyanları arasında esaslı bir farklılığın olmadığı, kolluk ifadesinde Y. B. nin kimin tarafından ne şekilde öldürüldüğünü bilmediğini, olay günü kendisini Ş.G. nin aradığını ve tehdit ettiğini beyan ettiği, yeminli olarak Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ifadesinde de benzer şekilde Y. B. nin öldürülmesi olayı ile ilgili bilgisi olmadığını ancak tehdit olayının olmadığını alkollü olduğunu bu kısmın yanlış yazıldığını söylediği görülmüştür. Her iki ifadesindeki çelişkilerin giderilmesi için Mahkeme tarafından soru sorulduğunda ise alkollü olarak ifade verdiğini, bu kısmın polisler tarafından yanlış yazıldığını, mahkeme huzurundaki beyanlarının doğru olduğunu belirttiği anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı yalan tanıklık suçunun unsurları itibarı ile oluşmadığı anlaşılmakla, kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 22.09.2021 tarihli kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.