YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3338
KARAR NO : 2012/531
KARAR TARİHİ : 06.02.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.03.2011 gün ve 192/148 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde ada ve parsel numarası yazılı 16 parça taşınmazın miras bırakan … ve …’den kaldığını, taşınmazların taksim edilmediğini, ancak kadastro sırasında terekeye göre 3. kişi durumunda bulunan davalı adına tescil edildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptaliyle 1/5 payı oranında vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, bir kısım parsellerin hükmen tescil edildiğini, kesin hüküm oluşturduğunu, bazı parseller üzerinde malik bulunmadığını açıklayarak kesin hüküm ve husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur,
Mahkemece, dava konusu 102 ada 482, 485 ve 747 parsellere ilişkin davanın husumet yokluğu, diğer parsellere ilişkin davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; kesin hüküm nedeniyle davanın reddedilen hüküm bölümü davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsellerin bir bölümü 2001 yılında kadastro yoluyla, bir bölümü ise 2006 yılında intikal yoluyla paylı mülkiyet esasına göre davalı … adına tescil edilmiştir.
Davacı … ve müşterekleri tarafından muris muvazaası ve geçersiz satışa dayalı olarak dava konusu taşınmazlar hakkında Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesine tapu iptali, tescil ve tenkis davası açılmış, Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.2003 tarih 2002/710 Esas ve 2003/830 Karar, aynı mahkemenin aynı tarihli 2002/711 Esas ve 2003/831 Karar sayılı ilamı ile taşınmazların miras bırakan …’e ait olduğu ve tespit tarihinden önce maliki tarafından satış yoluyla torunu …’e devredildiği, satış tarihinden tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süredir … ve oğlu … tarafından kullanıldığı, taraflar arasında bir niza çıkmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından onanarak 01.07.2004 ve 15.09.2004 tarihlerinde kesinleşmiştir. Anılan dava dosyalarında, konusu ve davanın taraflar bakımından birliktelik var ise de dava nedenlerinin farklı olması nedeniyle HUMK.nun 237.maddesi uyarınca kesin hüküm oluşturmaz. Taşınmazların miras bırakan … tarafından satış yoluyla torunu …’e devredildiği, satış tarihinden tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süre … ve oğlu davalı … tarafından kullanıldığı, taraflar arasında herhangi bir niza çıkmadığı kesinleşmiş mahkeme hükmü ile belirlendiğine ve taşınmazların miras bırakan … terekesinden çıktığı anlaşıldığına göre, anılan hüküm taraflar açısından “güçlü delil” teşkil eder ve davacıyı bağlar. Mahkemece davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değil ise de hüküm redde ilişkin olup sonucu itibarı ile doğru bulunmaktadır.
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibarı ile doğru bulunan hükmün açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,75 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına 06.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.