YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10047
KARAR NO : 2013/6409
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve …ile Hazine, … Belediye Başkanlığı, …ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 22.09.2011 gün ve 97/284 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde, vekil edenlerinin murisi (babaannesi) … kızı …’a ait 29 ada 26 parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında … kızı … adına tespit ve tescil edildiğini, tapu kaydındaki malik hanesinin … kızı … olarak düzeltilmesi talebiyle … Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan davada, mahkemece, davanın TMK.nun 713/2. maddesinde düzenlenen tapu kütüğünden malikinin kim olduğunun anlaşılamaması nedenine dayanılarak açılması gerektiğinden bahisle reddine karar verildiğini, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, taşınmazın müvekkillerinin babaannesine ait olup, kadimden beri müvekkilleri ve atalarının zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak TMK.nun 713/2. maddesi “maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan” cümlesi uyarınca tapudaki malik hanesinin iptali ile taşınmazın eşit paylar ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili duruşmada davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Belediye Başkanlığı temsilcisi cevap dilekçesi vermemiş, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemenin 17.02.2011 tarihli ara kararı uyarınca davaya dahil edilen … kızı … … ve … kızı … … mirasçılarına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiş, anılan kişilerin mirasçıları davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan nizalı taşınmazın davacıların murisine ait olduğunun ispatlandığı, tapu kaydında yer alan kişi ile aynı nüfus bilgilerine sahip olanların mirasçılarının davaya dahil edilmesine rağmen hak iddiasında bulunmadıkları açıklanarak; Belediye Başkanlığı’na yöneltilen davanın husumet yönünden reddine; Hazine’ye yönelik açılan davanın kabulüne, 29 ada 26 parsel sayılı taşınmazın tapuda … kızı … olan malik hanesinin iptali ile 1/2’şer pay oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 06.10.2004 tarih, 2004/5386 Esas ve 2004/6603 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15.04.2004 tarih, 2003/158 Esas ve 2004/66 Karar sayılı kararında; davacıların iddiasının TMK.nun 713/2. maddesindeki maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan sebebine dayalı olabileceğinin işaret edilmesi üzerine, davacılar
vekili 18.08.2005 tarihli dava dilekçesinde eldeki davayı TMK.nun 713/2. maddesindeki maliki bilinemeyen sebebine dayandırarak açmıştır. Mahkemece de bu yönde deliller toplanarak karar verilmiştir. Bilindiği üzere ve kural olarak tapu iptali ve tescil davaları kayıt malikine, ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Kayıt maliki gaip veya bilinemiyor ise hak kaybı olmaması açısından en son mirasçı olarak Hazine’ye husumet yöneltilir. Ancak, iddianın içeriğine göre … Belediye Başkanlığı’na husumet yöneltilmesi doğru olmamıştır.
Tüm bunlardan ayrı olarak; tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Kanun maddesinde yazılı her iki neden ispat koşulları nedeniyle ayrı davaların konusudur.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK.nun 10.4.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olayda, davaya konu 29 ada 26 parsel, 1938 tarih ve 537 tahrir nolu vergi kaydı esas alınarak 15.08.1978 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, tam mülkiyet üzere … kızı … adına tespit görmüş ve tutanak itirazsız 16.10.1978 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı halen aynı kişi üzerindedir. Gerek revizyon gören vergi kaydı gerek tapu kaydındaki bilgilere göre kayıt malikinin baba adı bilinen kişidir. Davacıların iddiası da, kayıt malikinin murisleri olduğu yönündedir. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 388/4. HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.