YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6708
KARAR NO : 2013/10286
KARAR TARİHİ : 01.07.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi, … İcra Müdürlüğü’nün 2012/132 sayılı takip dosyasında yapılan 26.03.2012 günlü hacze konu menkullerin kendisine ait olduğunu, haciz adresinin ve mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, üçüncü kişinin borçlunun oğlu olduğunu ve istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için muvazaalı olarak ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, açılan davayı kabul ettiğini, mahcuzların kendisine ait olmadığını savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde borçlunun huzurunda yapıldığı, sunulan vergi levhası, fatura vb. delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli kabul edilemeyeceği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak, istihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, taraflarca ileri sürülmese de Mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekir.
Öte yandan, geçerli bir haczin varlığından söz edebilmek için (ihtiyati haciz kararı yoksa) ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliği ile itiraza ilişkin sürelerin geçmesi ya da borçlunun bu sürelerden vazgeçme beyanının bulunması, böylece takibin hacizden önce kesinleşmesi gerekir.
Somut olayda, ihtiyati haciz kararının alınmadığı ve haczin ödeme emrinin tebliğinden sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.
Takip borçlusu … adına haciz adresine gönderilen ödeme emri tebligatının üzerinde “…adreste hazır olan … … imzadan imtina ettiğinden TK’nun 21. maddesine göre mahalle muhtarına tebliğ edildi örnek no 2 kapısına yapıştırıldı…” açıklaması yer almaktadır.
Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre; muhtara tebligat yapılabilmesi için kendisine tebligat yapılacak kişinin veya onun adına tebligatı alabilecek kimselerden hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması veya tebellüğden imtina etmesi, gidilen adres iş yeri olduğuna göre muhatap borçlu adına tebligatı alabilecek kişilerin de Tebligat Kanunu’nun 17. maddesine (ilgili Yönetmeliğin 26/2. maddesine) göre tayin edilmesi gerekir. Dava konusu olayda, anılan yasal düzenlemelere uygun bir tebligat işlemi yapılmamış, hatta tebligat parçası üzerinde borçlunun adreste bulunmama sebebi dahi belirtilmemiş, hazır bulunan … …’un ise borçlunun aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birisi olup olmadığı konularında bir açıklama ve tespit yapılmamıştır.
Bu koşullarda, yapılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu, hacizde hazır bulunan borçlunun takipten en erken haciz tarihi itibarı ile haberdar olduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte, hacizde hazır bulunan borçlunun İİK’nun 168/5. maddesinde öngörülen itiraz sürelerinden feragat ettiği yönünde bir beyanı olmadığına göre haciz tarihi itibarı ile takibin kesinleştiğinden bahsetmek mümkün olmayacaktır.
Takip kesinleşmeden yapılan haciz ise geçersiz olduğuna göre dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddi gerekirken işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli değildir. Ne var ki, verilen karar sonucu itibarı ile doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, davacı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibarı ile doğru bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve
21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL’nin temyiz edenden alınmasına 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.