YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11263
KARAR NO : 2013/6407
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ile Hazine aralarındaki tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 28.03.2012 gün ve 57/33 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde, pafta 3, parsel 85’te kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan 2 odalı meskende yaklaşık 45 yıldan beri malik sıfatıyla çekişmesiz ve aralıksız oturduğunu, Hazine’nin, köyün ve üçüncü kişilerin bu yerde hakkının bulunmadığını açıklayarak taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi duruşmada davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, tescil dışı olan nizalı taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; pafta 3, parsel 85 sayılı taşınmazın, dosyada mevcut … Tapulama Mahkemesi’nin 13.12.1983 tarihinde kesinleşen, 21.10.1983 tarih 1979/29 Esas ve 1983/99 Karar sayılı ilamı ile yol niteliğinde olduğu açıklanarak; tapulama tutanağı ve komisyon kararının iptaline, bu yerin tescil harici bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. 20.02.2012 tarihinde mahallinde yapılan keşifte görevlendirilen fen bilirkişisi 24.02.2012 tarihli 1/1000 ölçekli krokili parorunu dosyaya sunmuştur. Raporda, dava konusu yerin … Tapulama Mahkemesi kararı nedeniyle zamanaşımı ile iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu şeklinde görüş bildirmiştir. Aynı keşifte incelemelerini yapan ziraatçi bilirkişi, dava konusu yerin tarımsal işlem yapılacak yerlerden olmadığını belirtmiştir. Belediyede görevli teknisyen inşaatçı bilirkişi sunmuş olduğu rapor ve ekindeki krokide, taşınmazın bir kısmının imar yolunda kaldığını açıklamış, dava konusu yerin arsa değeri olarak 27.000 TL, bina ve eklentilerinin 7.200 TL olduğunu belirlemiştir. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık, dava dilekçesindeki iddiaya göre tespit öncesi, tespit sonrası ve Tapulama Mahkemesinin kararından sonra davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip
gerçekleşmediği, ayrıca TMK’nun 713/3. maddesi uyarınca ilgili belediyeye ve köy tüzel kişiliğine husumet yöneltilip yöneltilmediği noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak ve Daire’nin istikrar kazanmış kararları gereğince, salt ev ve müştemilatı için zilyetlikle tescil kararı verilmemektedir. Öte yandan, inşaatçı bilirkişinin rapor ve krokisine göre nizalı yerin bir kısmının imar yolunda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda belediyeden 1/1000 veya 1/5000’lik imar planlarının hangi tarihte onaylandığının soruşturulması zorunludur. Bunun yanında, bilirkişilerin hakim yerine geçerek dava konusu yerle ilgili zilyetlikle kazanılır-kazanılmaz şeklinde görüş bildirmeleri görevleri değildir. Bu konunun takdiri mahkemeye aittir.
Hal böyle olunca; öncelikle yasal hasım olan kurum ve kuruluşlara husumet yöneltilmesi, varsa delillerini bildirmesi için süre ve imkan verilmesi, ilgili belediyeden “imarla ilgili planların kesinleşme tarihlerinin sorulması mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılması, keşifte, eldeki davanın temliken tescil davası olmadığından inşaatçı bilirkişinin dinlenmesinin gerekmediğinin düşünülmesi, yerel bilirkişiler ile tüm taraf tanıklarının HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, aynı Kanun’un 259 ve 290/2.maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenmeleri, kadastro bilirkişisinden ölçekli krokinin alınması, Daire’nin yukarıda açıklanan ilkelerinin gözönünde bulundurulması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.