Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/9088 E. 2013/2871 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9088
KARAR NO : 2013/2871
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 18.07.2012 gün ve 1088/939 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro sırasında davalılar adına tespit ve tescil edilen 142 ada 4 parselin mirasbırakanı babasından kaldığını, taksim ile kendisine intikal ettiğini, taşınmazda eklemeli 50-60 yıldan fazla zilyetliğinin bulunduğunu açıklayarak, parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
Davalı … vekili duruşmada davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, mahallinde yapılan 18.06.2012 tarihli keşifte mirasbırakanı dedesinin nizalı taşınmazı satın aldığını bildirdiğini açıklamıştır.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiş, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın ispat edilemediği açıklanarak reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; nizalı 142 ada 4 parsel 11.09.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, belgesizden, davalılar adına, elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olarak tespit edilmiş, tespitin itiraz edilmeksizin 11.04.2008 tarihinde kesinleşmesi ile tapu oluşmuştur. Mahkemece davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; davacı taşınmazın taksimen kendisine kaldığını iddia etmiş ise de, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklardan nizalı parselin davacıya intikal biçimi sorulmamıştır. Uyap ortamından çıkarılan aile nüfus kayıt örneğine göre, davacının mirasbırakanı Ahmet Altunkaya’nın 1970’de öldüğü ve davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşılmıştır. Miras bırakan … öldüğüne göre terekesi TMK’nun 701 ve 702. maddeleri uyarınca elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK’nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olduğundan tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişi durumunda bulunan davalılara karşı
dava açmaları zorunludur. Davacı, dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile sadece adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Bu haliyle davacının tek başına dava açma sıfatı ve yetkisi bulunmamaktadır. Dava dışı kalan mirasçıların davacı safında yer almaları veya açılan davaya karşı olur vermeleri ya da terekeye temsilci atanması suretiyle dava koşulunun yerine getirilmesi de mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, taşınmazın yapılacak araştırma ve inceleme sonucu satış, bağış veya paylaşım sonucu davacıya düşüp düşmediğinin saptanması bu yollarla davacıya düştüğünün belirlenmesi halinde toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi, aksi halde davacının terekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı tek başına dava açamayacağı gözetilerek şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesinin düşünülmesi gerekirken, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Bundan ayrı, yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın davacının babasına ait olup 40 seneden uzun süre babası tarafından ekilip biçildiğini, ölümünden sonra çocuklarının …’da olması nedeniyle kimse tarafından ekilip biçilmediğini ifade etmişlerdir. Davacının uzun zamandan beri … dışında olması bu taşınmazla doğrudan ilgisini kestiği anlamına gelmemektedir. Bu durumda, davacının bu yere geldiğinde ne şekilde tasarruf ettiği, ilgilendiği konuların tanıklarından sorularak açıklığa kavuşturulması, hiçbir şekilde ilgilenmediği ortaya çıkarsa şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi aksi halde toplanan deliller kapsamında oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.