Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/11677 E. 2013/8396 K. 04.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11677
KARAR NO : 2013/8396
KARAR TARİHİ : 04.06.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 20.06.2012 gün ve 676/622 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, müvekkiline ait 3923 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan ve sınır komşusu olan 3924 parsel sayılı taşınmazın 120 m2’sinin, 3925 parsel sayılı taşınmazın 330 m2’sinin kadastro işlemleri sırasında hatalı olarak davalılar adına tespit edildiğini ve kendisine ait olduğunu açıklayarak bu yerlerin adına tescilini talep etmiştir.
Davalı …’nun davayı kabul ettiği anlaşılmış, davalı … ise; kadastro tespitinin doğru olduğu, tespit edildiği şekliyle taşınmazı kullandığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 3924 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı …’nun davayı kabul etmiş olması açısından davalının kabulü nedeniyle davanın kabulüne, 3925 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise; taşınmazlar arasındaki sınıra ilişkin ayırıcı özellikler görülmediği, davacının yemin deliline dayanmadığı, davasını ispat edemediği gerekçesiyle davalı … açısından davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; 28.05.2012 tarihli keşifte dinlenen davacı tanığı …, 3925 parsel sayılı taşınmazın güneyinde kalan çeşmenin ayağı ile söğüt ağacının sınır olduğunu, … de, …’a ait taşınmazın güney kısmında bulunan söğüt ağacının sınır olduğunu beyan etmiştir. Yine, dosya içerisinde bulunan fotoğraflardan söğüt ağacının açıkça sınır olduğu anlaşılmaktadır. Fen ve ziraat bilirkişileri, raporlarına ekli krokide 3925 parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan söğüt ağacı ve çeşmenin işaretlenerek Kuzey-Güney hattı doğrultusunda belirlenen taşınmaz bölümünün davacıya ait olduğunu açıklamışlardır. Davacı kadastro tespitinden önceki zilyetliğe dayanmıştır. Kendisine hukuki sonuç bağlanan fiili bir durum olması nedeniyle zilyetliğin, her türlü delille ispatı olanaklıdır. Gerek tanıklar beyanı gerekse fotoğraflar ve bilirkişi raporu ile davacının krokide sınırları gösterilen taşınmaz bölümüne kadastro
tespitinden önce zilyet olduğu, TMK’nın 713/1 fıkrasındaki kazanma koşullarının davacı yararına kadastro tespitinden önce oluştuğu anlaşılmaktadır. Şu halde davacının davasını ispat ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Tanık beyanları ve fotoğraflar ile desteklenen bilimsel verilere uygun bilirkişi raporunun dikkate alınması gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek zilyetliğin her türlü delille ispatının mümkün olduğu gözetilmeksizin 3925 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı … açısından davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca davacının davasının kabulüne karar vermek gerekirken kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Davacı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi