Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/9989 E. 2017/15644 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/9989
KARAR NO : 2017/15644
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ :Tapu İptali ve Tescil, Alacak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili, davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 95 ada 34 parsel üzerindeki 4 numaralı bağımsız bölümün 1992 yılında ölen ortak miras bırakan … ‘dan kaldığını, mirasçıların 1997 yılında taşınmazı taksim ettiklerini, taksim neticesinde taşınmaz üzerindeki dava dışı 3 nolu bağımsız bölüm ile dava konusu 4 nolu bağımsız bölümün vekil edenine düştüğünü, 1998 yılında dairenin iyileştirilmesi için yüklü masraf yapıldığını, davalıların tapuda devir yapmaya yanaşmadıklarını ileri sürerek davalılar adına kayıtlı payların iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere davalılara ödenmiş 296.050 TL ile 254.050 … Doları tutarındaki paranın davalılardan alınmasına karar verilmesini istemiştir.Davalılardan …, 18.04.2013 tarihli oturumda, davayı kabul ettiğini, ortak muristen kalan taşınmazlardan 1997 yılında mirasçılar arasında yapılan taksim neticesinde 3 ve 4 nolu bağımsız bölümün davacıya düştüğünü, taşınmaz üzerinde kendisi ve kız kardeşinin hakkı bulunmadığını, karşılıklı güven nedeniyle yazılı bir belge düzenlenmediğini, taşınmaz arasındaki farklar karşılığında davalı …’e 77.000 Dolar, kendisine ise 64.000 Dolar ödendiğini bildirmiştir.
Davalı … vekili, davanın yersiz açıldığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki payın satılmadığını, satış bedelinin alınmadığını, dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin geçtiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece; davalı … hakkındaki davanın vaki kabul ve davalı … hakkındaki davanın kanıtlanması nedeniyle kabulüne, dava konusu 95 ada 34 parsel 4 nolu bağımsız bölüm üzerindeki davalılara ait 1/3’er payın iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine, hükmün temyizi üzerine dairemizin 27/01/2015 tarih 2014/23094 E 2015/1608 K sayılı ilamı ile taraflar arasındaki miras taksim sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına bağlı olduğu, taraflara arasında davacı vekili beyanına göre 1997 tarihli sözlü anlaşma bulunduğu, taksimin yapıldığı ileri
sürülen tarihte dava konusu taşınmazın tapuda ortak miras bırakan adına kayıtlı olup elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, TMK’nun 676. madde hükmüne göre de paylaşım sözleşmeleri yazılı yapılması koşuluyla geçerli olduğundan taraflar arasında yapılmış yazılı bir paylaşım sözleşmesi bulunmaması nedeniyle taksim hususu yazılı belgeyle kanıtlanmadığına göre, davalı … payına yönelik olarak açılan pay iptali ve tescil talebine ilişkin davanın reddi ile alacak isteği yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekir gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunduğu görülmüştür.Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki mahkeme bozma ilamına uymuş, davacı vekiline bozma ilamından sonra her bir davalıya ne kadar ödeme yaptığına ilişkin açıklamada bulunma hakkı vermiş, buna göre; davacı vekili tarafından davalı …’e 92.333 USD ve 148.025 TL, davalı …’e ise 84.734 USD ile 148.025 TL ödeme yapıldığı bildirilmiş, sonrasında mahkemece davalı … aleyhine açılan davanın kabul nedeniyle kabulüne ve 95 ada 35 parselde bulunan 5/16 arsa paylı 4 nolu bağımsız bölümün davalı … adına olan 1/3 payın iptali ile davacı … adına tapuya tesciline, davalılardan … hakkında açılan davanın ise davalıya yapılan ödemeler tanıkların beyanları ile ispatlanabilecek ölçünün çok üzerinde olup davacı diğer davalının kabul beyanı dışında bu iddiasını ispatlayacak bir delil ileri süremediğinden reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili, davalı … ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 95 ada 34 parsel, 4 nolu bağımsız bölüm,10.01.1984 tarihinde satış yoluyla ortak miras bırakan Halil Doğal adına tescil edilmiş, 04.09.2003 tarihinde intikal yoluyla 1/3 paylı mülkiyet şeklinde davacı ve davalılar adına tescil edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının davalı …’na muristen kalan taşınmazdaki bağımsız bölümlerin paylaşımı konsunuda ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır, Davacı vekili, davalı …’na 84.734 USD ve 148.025 TL ödeme yapıldığını bildirmiş, davalı … vekili ise ödemelerin davalı …’in, davacıya bağımsız bölümdeki hissesini satması nedeniyle değil, davacıyı evlat edinen ve sonrasında vefat eden tarafların teyzeleri Munise Doğal’dan kalma taşınmazların satımından elde edilen paranın paylaşımı nedeniyle yapıldığını savunmaktadır. Davalılardan … ise, murisin vefatı ile davacı ve diğer davalı ile birlikte aralarında yaptıkları anlaşma neticesinde eksperin belirlediği 570.000 USD üzerinden taşınmazı paylaştıklarını, davalı …’in 2 nolu kendisinin ise 1 nolu daireyi aldıklarını, davacının aradaki fark olan 64.000 USD yi kendisine, 77.000 USD yi ise … ’e ödediğini, daha sonra teyzeleri … ’ın vefatı ile taşınmazlarının satımından elde edilen paradan da talepleri üzerine davacının kendilerine para gönderdiğini, ne kendisinin ne de diğer davalının dava konusu taşınmazda hakkının olmadığını belirterek açılan davayı kabul ettiğini bildirmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 200. maddesinde, miktar ve değeri belli bir miktarın üzerinde olan hukuki işlemlerin senetle ispat edilmesi gerektiği, aynı Kanunun 201. maddesinde de, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.6100 sayılı HMK 203 maddesinde ise senetle ispat yasağının istisnaları düzenlenmiş olup, HMK 203. maddesinde, altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerde, tanık dinlenebileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Yargılama esnasında dinlenen davalı … tanıkları beyanlarında, muris babaları vefat edince davacı ve davalıların aralarında taşınmazı paylaştıklarını, taşınmazların değerini tespit için getirilen eksperin belirlediği fiyat üzerinden davacının her iki davalıya ödemeler yaptığını beyan etmişlerdir. Hal böyle olunca mahkemece adı geçen tanık ifadelerinin yeniden ayrıntılı olarak tespiti ile davacının davalı …’na yapılan ödeme miktarının belirlenmesi suretiyle hüküm tesisi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın davalı … bakımından reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir
2-Ayrıca kabule göre de; davalı … bakımından kabul nedeniyle kabul kararı verilen hükmün incelenmesinde; dava konusu bağımsız bölümün bulunduğu taşınmazın 95 ada 34 parsel olmasına rağmen hükümde “..95 ada 35 parselde…”bulunan denilerek infazda tereddüde yol açacak şekilde yanılgıya düşülerek hatalı parsel üzerinden hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükümlerin 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın onama harcından mahsubu ile kalan 2,20 TL’nin davalı …’ndan alınmasına, ve peşin alınan harcın istekhalinde davacıya ve davalı …’a iadesine 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.