YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15210
KARAR NO : 2017/14172
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 118 parsel sayılı taşınmazın, DSİ tarafından kamulaştırma kapsamına alındığını, taşınmaz üzerinde vekil edeni tarafından meydana getirilen yapılar ile meyve ağaçlarının bulunduğunu açıklayarak, söz konusu muhdesatın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.Davalılar Hazine vekili ile … vekili, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile karar içeriğinde belirtilen muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan Hazine ile … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, Muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçeler ile kabul kararı verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.Şöyle ki;
1-26.05.2004 gün ve 5177 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19. maddesine eklenen ek fıkra hükmünde; “Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırmasında binaların asgarî levazım bedeli, ağaçların ise 11. madde çerçevesinde takdir olunan bedeli zilyedine ödenir” denilmektedir. Bu hükümle başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmıştır.DSİ tarafından dosyaya gönderilen 3.4.2014 tarihli yazıda, davaya konu 118 nolu parselin,… Barajı ve HES Göl Alanı nedeniyle yapılacak olan kamulaştırmadan kısmen etkilendiği bildirilmiştir. Ancak Mahkemece yapılan keşif sırasında, dava konusu muhdesatların, 118 parselin kamulaştırma kapsamında kalan bölümünde yer alıp almadığı hususları tespit edilmemiştir.Bu nedenle öncelikle, davaya konu muhdesatların kamulaştırma alanında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve hukuki yarar olgusunun saptanması gerekir.
2-Ayrıca; 02.08.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6495 sayılı Kanunun 27. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 25 inci maddesine eklenen son fıkrasında; “Baraj, sulama şebekeleri ve boru hatları, karayolu, demiryolu, liman ve havaalanı gibi gelecek yıllara sari büyük projelerde kamu yararı kararı kamulaştırılacak taşınmazların bulunduğu mahalle ve/veya köy muhtarlığında on beş gün süre ile asılmak suretiyle ilan edilir. Kamu yararı kararının ilan süresinin bitiminden itibaren, kamulaştırılacak taşınmazlar üzerine yapılan sabit tesisler ile dikilen ağaçların bedeli, kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate alınmaz. Taşınmazlardaki bu sınırlama ilan tarihinin bitiminden itibaren beş yılı geçemez” düzenlemesi getirilmiş olup, bu kapsamda, kamu yararı kararının alındığı ve ilan edildiği tarihin ilgili kurumlardan sorularak belirlenmesi ile, kamu yararı kararının, söz konusu hükmün yürürlüğü tarihinden önce alınıp alınmadığı hususun da gözönünde bulundurulması suretiyle, davaya konu muhdesatların, kamu yararı kararının ilanından önce mi yoksa sonra mı meydana getirildiğinin tespiti açısından delillerin toplanması, bu kapsamda ağaçlarla ilgili olarak uydu fotoğraflarının araştırılması, davacı tarafa tanık listesinde belirtmiş olduğu diğer tanıkları dinletip dinletmeyeceği hususlarının da sorularak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. ahkemece yukarıdaki hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edilmesinde isabet görülmemiştir. SONUÇ: Davalılardan Hazine ile … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA taraflarca HUMKnun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 31.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.