Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/3071 E. 2017/14657 K. 07.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3071
KARAR NO : 2017/14657
KARAR TARİHİ : 07.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVATÜRÜ:Vakıf
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekilleri Av. … ve Av. … ile karşı taraftan davalı vekilleri Av. …, Av. …, Av. …, fer’i müdahiller …, … ve … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, davalı vakfın üyesi olan davacı çalışanlar adına Merkez Bankası tarafından yatırılan 1988 yılı öncesine ait banka katılım payları ile 01.01.1988-01.09.1995 tarihleri arasında yine davalı vakfa yatırılan banka katılım paylarının nemaları ile birlikte davalı vakıftan tahsili istenilmiş; davalı vakıf vekili davanın reddini savunmuş; Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, vakıf senedinden kaynaklanan alacak istemi ile vakıf senedi ile yönetmeliğin bazı maddelerinin Anayasa’ya aykırılığının tespiti isteminden ibarettir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 101. maddesinde vakfın, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu, 105.maddesinde ise, özgülenen malların mülkiyeti ile hakların, Vakfın tüzel kişilik kazanması ile Vakfa geçeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla gerek kuruluş aşamasında gerekse tüzel kişilik kazanılmasından sonra Vakıf tüzel kişiliğine ne ad altında olursa olsun yapılan ödemeler bağış niteliğinde olup, Vakfın mal varlığı içerisindedir. Vakfın mal varlığı içerisine giren tutarlarla ilgili kişilerin mülkiyet iddiasında bulunması da mümkün değildir.Davalı Vakıf, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Banka Meclisinin 04.11.1987 tarih ve 5268/4867 sayılı kararı ile TCMB mensupları adına o tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun hükümlerine göre 01.01.1988 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere … 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.11.1987 tarih ve 1987/760-1987/678 sayılı kararı ile tescil edilerek tüzel kişilik kazanmış ve bu tarih itibariyle de Banka mensuplarından talep edenler Vakfa üye olmuşlardır. Bilahare yine 01.01.1988 tarihinden itibaren uygulanmak üzere Vakıf Senedi hükümlerinin uygulanma esaslarını belirleyen Sosyal Güvenlik Yardımları Yönetmeliği yürürlüğe konulmuştur.Davalı Vakfın kuruluşunda TCMB Banka Meclisi tarafından Vakıf Senedinin 36. maddesinin (b) bendinde “Bankadaki görevi devam ettiği halde Vakıf üyeliğinden ayrılanların kendi yatırdığı aidatları neması ile birlikte geri verilir” hükmü düzenlenmiştir. Aynı maddenin (e) bendinde ise Bankadan ve Vakıf üyeliğinden ayrılanlara yapılacak ödemeler düzenlenmiş olup buna göre Bankadan ve Vakıftan ayrılanların Bankadaki hizmeti 5 yıldan fazla olanlara Banka katılma payı ve nemasının ödeneceği, Bankadaki görevi devam ettiği halde sadece Vakıftan ayrılan üyelere Banka katkı payı ödemesi yapılmayacağı, ancak hem Bankadan hem de Vakıftan ayrılan üyelerin üyelik süresi 5 yıldan fazla ise Banka katılma payı ödemesi yapılacağı düzenlenmiştir.
TCMB Banka Meclisi 10.01.1989 tarih ve 3372/15171 sayılı kararı ile Sosyal Güvenlik Yardımları Yönetmeliğine eklenmesine karar verdiği Geçici 5. maddesinin (c) fıkrasında; “01.03.1989 tarihinden sonra Vakıftan ayrılıp da, tekrar üyelik hakkını kazananlar 01.01.1988 tarihinden önceki Banka Katılma Paylarına ilişkin haklarını kaybederler ve Banka’da yeni göreve başlayan mensuplar gibi işleme tabi tutulurlar.” hükmünü getirmiştir.Davacılar, 01.03.1989 tarihinden sonra en az bir kez istifa ederek davalı Vakıftan ayrılmışlar ve sonrasında yaptıkları başvuru ile yeniden davalı Vakfa üye olmuşlardır. Davacılar Vakıftan istifa ederek ayrılmışlar ve kendilerine Vakıf Senedi 36. maddesi kapsamında sadece kendi yatırdıkları aidatları neması ile birlikte ödenmiş ve bu husus düzenlenen ibranamelerde de yer almıştır. Davacıların Vakıftan istifa ettikten sonra Vakfa yeniden üye olma talebine dair giriş formu ve taahhütnamelerde Sosyal Güvenlik Yardımları Yönetmeliği’ne eklenen Geçici 5. Madde kapsamında Banka’da yeni göreve başlayan mensuplar gibi işleme tabi tutulacakları hususu belirtildiği gibi, Yönetmelik hükmü de bu yöndedir.Giriş Aidatı, Aylık Aidat, Katılma Payı ve İade konusunu düzenleyen Vakıf Senedinin 36. maddesi davalı Vakfın yapılan Genel Kurulunda yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir. Ön görülen değişikliğin oy birliği ile kabul edilmesi üzerine Vakıf Senedindeki değişikliğin tescili için açılan davada … 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 11.11.2009 tarih ve 2007/269-2009/346 sayılı karar ile Vakıflar Genel Müdürlüğünün onayı da alınmak suretiyle Senet değişikliği tescil edilmiştir.
Bu değişiklik sonucunda Bankadaki görevi devam ettiği halde Vakıf üyeliğinden istifa ederek ayrılanların Vakıf üyeliği süresi dikkate alınarak kendi yatırmış oldukları aylık aidatlar ve primlerin nemalarının hangi esaslara göre ve ne şekilde ödeneceği yeniden belirlenmiştir. Vakıf Senedindeki söz konusu değişiklik Genel Kurul’da alınan karar ile kabul edilmiş, Vakıflar Genel Müdürlüğünün görüşü alınarak Mahkeme tarafından tescil edilmiştir. Söz konusu değişikliğin yapılmasına ilişkin Genel Kurul kararı aleyhine süresi içerisinde açılmış herhangi bir dava da yoktur. Tamamen yürürlükteki mevzuata uygun olarak yapılan Vakıf Senedi değişikliğinin taraflar açısından bağlayıcı olduğu açıktır.
Davacıların yürürlükte bulunan ve değiştirilmedikçe vakfı ve yararlananları bağlayan mevcut vakıf senedi ile vakıf senedine istinaden düzenlenen Yönetmeliğe göre davalarının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti’nin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Vakfa verilmesine, 29,20 peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2,20 TL’nin temyiz edenden alınmasına, 07.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.