Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/3893 E. 2019/8996 K. 14.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3893
KARAR NO : 2019/8996
KARAR TARİHİ : 14.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davalının mirasa ve davaya konu taşınmazlardan elde ettiği ve etmesi gereken kira gelirinden davacının miras hissesinin, ayrıca davalının kira ödemeden kullandığı dava konusu 14 numaralı ve 15 numaralı daireden davacının hissesine düşen bedeli ödemesi gerektiğini açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle 7000 TL ve dava tarihine kadar işlemiş yasal faiz olarak 1000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bozma sonrası 30.03.2015 tarihinde talebini 31.000 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/8854 Esas, 2014/10343 Karar sayılı ilamı ile davanın ecrimisil isteğine ilişkin olduğu, davanın 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK) döneminde açıldığı ve 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihe kadar 1086 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak yürütüldüğü, bu durumda davanın açılması ile ilgili tüm işlemlerin tamamlandığının kabul edilmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK’nin 324. maddesi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, aynı Kanun’un olayda uygulama yeri bulunmayan 114/g, 115/2 ve 120/2 maddelerinden söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığına işaret edilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile toplam 26.057,11 TL ecrimisilin belirtilen dönemler itibariyle dönem sonlarından itibaren ve her bir dönem için belirtilen miktarlar nazara alınarak belirlenecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafında temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasındaki ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olayda, dava 05.08.2008 tarihinde açılmış, davacı vekili, 7000 TL ecrimisil ve dava tarihine kadar işlemiş 1000 TL yasal faiz için talepte bulunmuş, bozma sonrası 30.03.2015 tarihinde, asıl alacak ve işlemiş faiz için talebini toplam 31.000 TL olarak ıslah etmiş, Mahkemece davacının ıslah talebi doğrultusunda, 26.057,11 TL ecrimisilin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
04.02.1948 tarihli ve 1948/3 Esas, 1944/10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; “Islah”ın; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesinin açık hükmü dairesinde tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağı açıklanmış, 06.05.2016 tarihli ve 2005/1 Esas, 2006/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile de; “bozma kararı sonrası ıslah yapılamayacağı ve 04.02.1948 tarihli ve 1948/3 Esas, 1944/10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının değiştirilmesinin gerekmediğine” karar verilmiştir. Buna göre, Mahkemece, bozma ilamı öncesi davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi gereğince usuli işlemler tamamlanıp, bu talep esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu bozmadan sonra yapılan ıslaha göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK madde 297/ç) ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.