Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2019/1891 E. 2021/2876 K. 29.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1891
KARAR NO : 2021/2876
KARAR TARİHİ : 29.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların ortak murisinden kalan 7 parça taşınmaz ve 2 aracın davalı tarafından kullanıldığını belirterek, 37.800 TL ecrimisil talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ortak muristen kalan taşınmazların bazılarının kiralandığının doğru olduğunu, ancak kira başlangıç tarihi ve bedellerinin iddia edildiği gibi olmadığını, araçların ise otoparkta olup, otopark bedeli ve araç vergileri nedeniyle giderlerinin olduğunu, mahsup edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Yargılama sırasında davalı vefat etmiş, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, 4.365,54 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar, davalılar vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, hüküm altına alınan ecrimisil bedelinin hangi dönemlere ilişkin olduğunun belirtilmemesi ve davalı tarafından def’i olarak ileri sürülen mahsup talebinin değerlendirilmediğini, yapılan zorunlu ve faydalı masrafların belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar vermiş, bozmaya uyan Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 11.478,15 TL ecrimisil bedelinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar, davacı vekili ve davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlararası ecrimisil talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin tüm ve davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak, mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğar. Diğer taraftan yerel mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 gün, 21/9 sayılı YİBK).
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir ve davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtayın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda, Mahkemece ilk kararda davanın kısmen kabulüne, 4.365,54 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildikten sonra, karar yalnızca davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi hükmü bozmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, usuli kazanılmış hakka riayet edilmeyerek davanın kabulüne, 11.478,15 TL ecrimisil bedelinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar vermesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 59,30 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 136,72 TL’nin istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi