YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5924
KARAR NO : 2021/12530
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ : Bursa Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında Bursa Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı …, dahili davalı Hazine vekili ile dahili davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı … ile davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İlçesi Hamamlıkızık Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 244 parsel sayılı 1.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 7294 ada 13 parsel numarasıyla ve 1.006,33 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 243 parsel sayılı 7.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 7294 ada 14 parsel numarasıyla ve 6.075,87 metrekare yüzölçümlü olarak ve tapuda … ile … adlarına kayıtlı bulunan eski 356 parsel sayılı 5.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 7294 ada 12 parsel numarası ile ve 5.438,04 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı …, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalılara ait 7294 ada 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmış; yargılama sırasında, bilirkişi raporunda davacının taşınmazındaki eksikliğinin tescil harici kısımdan da kaynaklandığının bildirilmesi üzerine, dava Hazine, … ve …’ na da yöneltilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 7294 ada 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitleri gibi tesciline, 7294 ada 13 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon kararı ile kadastro tespitinin iptaline, teknik bilirkişilerin 02.02.2017 tarihli rapor ve ekindeki krokide ilk tesis kadastrosuna göre davacı parseli sınırında bulunan ancak uygulama kadastrosu sırasında yola terk edilen ve krokide A harfi ile gösterilen 40,47 metrekare yüzölçümündeki kısmın 7294 ada 13 parsele eklenmek suretiyle 1.046,80 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı …, dahili davalı Hazine vekili ile dahili davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı … ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, davalı Hazine vekilinin tüm ve davacı …’nun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece, davacının eksikliğini ileri sürdüğü adına kayıtlı bulunan 7294 ada 13 parsel sayılı taşınmaz ile davalılardan Mehmet Sabri ve … adına kayıtlı 7294 ada 12 parsel sayılı taşınmazın ara sınırının sabit sınır olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede tesis kadastrosu 1980 yılında yapılmış olup, keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda, taşınmazlara ilişkin olarak 1984 tarihli hava fotoğrafının incelendiği ve buna göre bu tarihte 7294 ada 12 ve 13 parsellerin ara sınırında belirgin bir hattın bulunmadığı, bir diğer ifade ile sabit nitelikte bir sınırın bulunmadığı belirtildiği gibi, bu rapordan, teknik belgelerine göre oluşturulan tesis kadastro sınırının (raporda kırmızı kesik çizgi ile gösterilen hat) davacıya ait taşınmazın uygulama kadastrosu sınırından daha kuzeyden (7294 ada 12 parselin içerisinden) geçtiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar da, taşınmazların bulunduğu yerin tesis kadastrosundan sonra iki kez sele maruz kaldığını, arazinin taşla kaplandığını, ayrıca sözü edilen taşınmazların ara sınırında mevcut duvarın da tesis kadastrosundan sonra yapıldığını belirtmişlerdir. Ne var ki Mahkemece, bu çelişkiler üzerinde yöntemince durulmamış, uygulama kadastrosunda belirlenen sınırın, hangi nedenlerle sabit sınır olarak kabul edildiği karar yerinde denetime elverişli şekilde tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, açıklanan çelişki üzerinde önemle durularak, söz konusu çelişkileri ve tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin, hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle, davacı …’nun temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 28.09.2017 tarihli ve 2017/1678 Esas, 2017/1693 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair ve davalı Hazine vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 15.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.