Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/1328 E. 2023/2845 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1328
KARAR NO : 2023/2845
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/3 E., 2022/7 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 07.10.2021 tarihli ve 2021/11687 Esas, 2021/10193 Karar … kararı ile bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Kadastro sırasında … köyü 107 ada 16 ve 108 ada 1 parsel … 859,97-418,77 m2 yüzölçümlü taşınmazlar mera niteliği ile tespit edilmiştir.

2.Davacı Orman İdaresi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile davalılar adına yapılan kadastro tespitinin iptalini ve taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tescilini talep etmiştir.

3.Davacı …, tapu kaydı ve zilyetlik iddiasıyla taşınmazların adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi duruşmadaki beyanında; kadastro tespitinin hukuka uygun olduğunu, davaya konu edilen yerin mera olup zilyedlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2009 tarihli ve 2003/82 Esas, 2009/12 Karar … kararıyla; Orman İdaresinin davasının reddine, davacı …’ın … Köyü Tüzelkişiliği aleyhine açtığı davanın husumetten reddine, Hazine ve … Köyü Tüzelkişiliği aleyhine açtığı davanın kabulü ile dava konusu 107 ada 16 ve 108 ada 1 … parsellerin kadastro tespitlerinin iptaliyle, … adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı Orman İdaresi ve Hazine temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 27.09.2011 tarihli ve 2011/11754 Esas, 2011/10617 Karar … ilamı ile; “çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olması nedeni ile orman yönetiminin temyiz itirazları reddedilmiş; Hazinenin temyiz itirazları açısından ise çekişmeli taşınmazların da içinde bulunduğu geniş alanın Toprak Tevzi Komisyonunun 16.11.1962 tarihli ve 63 … kararı ile mera olarak tespit edildiği, meraların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, ancak davacının Hazine ve davalı köyün taraf olduğu tescil davası ile oluşan tapu kaydına dayandığı, davalı taşınmazların yüzölçümünün tapu miktarından fazla olduğu ve tapu kaydının da miktarı ile geçerli olması karşısında tescil hükmünün kesin hüküm oluşturduğu, bu sebeple dayanak tapu kaydının oluşumuna esas tescil krokisinin uygulanarak zeminde kapsamının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2017 tarihli ve 2012/10 Esas, 2017/21 Karar … kararıyla; temyize konu 107 ada 16 ve 108 ada 1 parsel … taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, taşınmazların tespitinin iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı Hazine temyiz isteminde bulunmuştur.

3.Dairenin 07.10.2021 tarihli,2021/11687Esas, 2021/10193 Karar … ilamı ile “Dosya içerisinde yer alan fen bilirkişi raporunda, davacının dayandığı tapu kaydının oluşumuna esas tescil ilamının dayanağı basit krokide, ölçek ve koordinat sistemi olmadığından uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsadığı kabul edilmiş ise de bahsi geçen tapu kaydının dava dışı 107 ada 9 parsele revizyon gördüğü gibi, ‘boşluk, yamaç, boşluk ve yol’ hudutlarını içerdiğinden, her yere uyabilecek nitelikte olduğu, hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince, her yere uyabilecek nitelikteki davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gözetilerek, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere taşınmazların zilyetlikle iktisabı da mümkün bulunmadığına göre davanın reddine karar verilmesi gerektiği” şeklindeki gerekçeyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu 107 ada 16 parsel ve 108 ada 1 parsel … taşınmazların, 1962 yılında Toprak Tevzi Komisyonu tarafından sınırlandırması yapılan 29 nolu mera parseli içerisinde kaldığı gerekçesiyle mera vasfı ile Hazine adına tespiti yapılmış ise de aynı köy ve komşu … Köyünde bulunan birçok parsel hakkında da kadastro çalışmaları sırasında, 29 nolu mera parseli içerisinde kaldığından bahisle mera vasfı ile Hazine adına tespit yapıldığı, ancak dava konusu edilen bu parsellerden bir kısmının ‘orman vasfı ile’ Hazine adına, bir kısmının ise ‘ev ve arsası’, ‘bina ve arsası’ gibi farklı vasıflar ile gerçek kişiler adına tesciline karar verildiği, bu kararların büyük çoğunluğunun kesinleştiği, bu durumda mera sınırlandırmasının bilimsel gerçekliğinin bulunmadığı ve maddi gerçekliğin araştırılara davacı adına zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerektiği, bu kapsamda jeodezi ve fotogrametri raporunda en eski olan 1949 tarihli hava fotoğrafı ile memleket haritasının yorumlanmasında, dava konusu taşınmazların etrafında fiilen kültür arazisi olarak kullanılan taşınmazların olduğu ve dava konusu taşınmazların da komşu taşınmazlarda olduğu gibi sürülmüş ve ekilmiş tarım arazisi olarak yerleşim alanına yaklaşık 40 metre uzaklıkta oldukları ve tasarruf edildiği, orman bitki örtüsü bulundurmayan, sınırından yol geçen ve arazide de yapılan incelemeler ile kamu hizmetine tahsis edilmeyen arazilerden oldukları, masraf ve emek sarfı ile kullanıma elverişli hale getirilmiş ve böylece imar-ihyası yapılmış arazi oldukları, ziraat raporunda 108 ada 1 parselin emek ve masraf ile tarımsal açıdan en az 40-50 yıldır imar ve ihya sürecini tamamladığı, 107 ada 16 parselin üzerinde tarımsal faaliyet olmadığı, halihazırda üzerinde en az 50 yıllık taştan ve priketten yapılma biri ev olarak kullanılan iki yapı bulunduğu, bozma öncesinde alınan orman raporunda dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden oldukları tespitlerinin yapıldığı, raporlardaki tespit ve verilerin keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve tanık beyanlarını da doğrular nitelikte olduğu, bu sebeplerle her ne kadar bozma ilamında davacının sunduğu tapu kaydının dava konusu parsellere ait olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, KK. 14/1’de belirtilen miktarlarda olmak kaydıyla malik sıfatıyla zilyetliğin belgeler haricinde bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla da ispat edilebileceği dikkate alındığında davacının eklemeli olarak en az 1949 yılından beri zilyetliğini bilirkişi raporları, mahalli ve tespit bilirkişi beyanları ve tanık beyanları ile ispat ettiği ve 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresi şartının davacı lehine gerçekleştiği kanaatine varıldığı belirtilerek Yargıtay bozma ilamına direnilerek davanın kabulüne; dava konusu … ili, … ilçesi, … Köyü, … Mevkii, 107 ada 16 parsel ve 108 ada 1 parsel … taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde dava konusu taşınmazlar zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olmadığını, zilyetlik ve mera araştırması yönünden yapılan araştırmasının yetersiz olduğunu, dava konusu taşınmazların bulunduğu köyde 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilerek köylüler adına tespit edildiğini, taşınmazların meradan açılma yer olduklarını, taşınmaz üzerinde sırf yapı yapılması imar ihya için yeterli olmayıp bu haliyle zilyetlikle kazanım şartları oluşmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın mera niteliğinde olup, olmadığı ve davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Geçici 4/1 inci maddesi, 3402 … Kanun’un 14 üncü maddesi

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.