Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/5890 E. 2023/4803 K. 05.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5890
KARAR NO : 2023/4803
KARAR TARİHİ : 05.09.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/25 E., 2015/153 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.03.2015 tarihli ve 2013/25 Esas, 2015/153 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, sanığın atılı suçu işlediğine dair soyut iddia ve beyanlardan öte delil olmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin kabulü;
Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de dosya kapsamınca eyleminin sabit olduğu kanaatine varılmıştır. Şöyle ki; şikayetçi …’in ve mağdurenin kovuşturma aşamasındaki beyanları, sanığın kovuşturma aşamasındaki savunması, sosyal hizmetler uzmanı bilirkişinin beyanı, Adli Tıp Kurumu (ATK) 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 28.03.2014 tarihli ön muayene kaydı, ATK 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 21.04.2014 gün 1845 nolu raporu, mağdure ile şikayetçinin şikayetlerinden vazgeçmiş olduklarından karine olarak doğru söylediklerinin kabulünün gerekeceği, sanığın 16.03.2013 günlü polis ifadesinde “Bakkalıma gelen çocuğu ben severim. Bu çocuğu da bir dede, baba sevgisi ile sevmiş olabilirim.” demek sureti ile eylemini tevilli olarak ikrar ettiği, 17.03.2013 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığı ifadesinde “Olay yanlış anlaşılmıştır” demek sureti ile eylemini tevilli olarak ikrar ettiği, mağdure ve sanık arasında önceye dayalı husumet mevcut olmamakla müstekar Yargıtay içtihatlarına göre mağdurenin namusunu ortaya koyacak şekilde beyanda bulunmuş olmasının müşterek hayat tecrübelerine uygun olmadığı hususları ile sanığın bakkal dükkanı işlettiği, 15.02.2013 tarihinde mağdurenin alışveriş için sanığın bakkalına geldiğinde sanığın mağdureye sarılarak boynunu kokladığı, mağdurenin durumu annesine anlatmasına rağmen şikayetçinin olayı kötüye yormadığı, 15.03.2013 tarihinde şikayetçinin mağdureyi şeker almaya gönderdiği, mağdurenin sanığın bakkalına gittiği, alışveriş sonrasında sanığın mağdurenin arkasına geçerek katılanın göğüslerini sıkmak sureti ile “sen ne kadar zayıfsın” dediği, mağdurenin bakkaldan çıkarak durumu annesine bildirdiği vicdani kanaatine varılmakla sübut bulan eyleminden bahisle cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2. Ancak; mağdurenin soruşturma aşamasında alınan beyanında sanığın ilk eyleminde kendisine sarılarak boynunu kokladığını beyan etmesine karşın, kovuşturma aşamasında alınan beyanında sanığın kafasını boynuna yaklaştırıp koklar gibi yaparak “Çok güzelsin” dediğini, bunun dışında kendisi ile fiziksel temas
veya dokunması olmadığını beyan etmesi karşısında, sanığın ilk eyleminde mağdureye yönelik fiziksel

bir teması olup olmadığına dair çelişki giderildikten sonra her iki eylemin hukuki niteliği tespit edilip, eylemlerin birbirlerine teselsül edip etmeyecekleri de değerlendirildikten sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.03.2015 tarihli ve 2013/25 Esas, 2015/153 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.09.2023 tarihinde karar verildi.