Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/9409 E. 2023/5162 K. 13.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9409
KARAR NO : 2023/5162
KARAR TARİHİ : 13.09.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/158 E., 2015/344 K
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel isitsmarı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
İsnat edilen suçun unsurlarının oluştuğuna, dosya kapsamında yeterli delil olduğuna, suçun tekemmül ettiğine ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; “İddia, sanık savunmaları, mağdur katılan beyanı, katılan beyanı, tanık beyanları, doktor raporları, nüfus ve sabıka kayıtarı, deliller, dosyada bulunan tüm tutanak ve belgeler ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle;
Sanık …’in kızı olan tanık … ile mağdure …’nın aynı okulda eğitim gördükleri, sanık …’ın kızı … ile mağdure arasında anlaşmazlık meydana gelmesi üzerine bu meseleyi konuşmak üzere sanıkların birlikte mağdurenin okuluna gittikleri, sanık …’ın mağdure ile kızının meselesini konuştuğu sırada mağdurenin …’a hitaben ‘kızın erkeklerle yiğişiyor’ demesi üzerine sanıkların birlikte mağdureye elleri ile vurmak suretiyle dosya kapsamında bulunan rapora göre basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları ve araya girenlerin tarafları ayırması üzerine eylemlerine son verdikleri anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanık … …’ın mağdureye karşı basit cinsel istismar suçunu işlediği iddia edilmiş ise de, dosya kapsamında bulunan tanık anlatımlarına göre olay sırasında sanık …’un mağdureyi arkasından tuttuğu ve sanık … ın da mağdureye vurduğu, sanık …’u tutma sırasında mağdurenin göğüslerine elinin değmiş olmasının cinsel saik ile gerçekleştirdiği anlamına gelmeyeceği, zira kavga ortamında diğer sanığın vurmasını temin bakımından mağdureyi tutmasında yaralama eylemine iştirak kastı ile hareket ettiği, cinsel saikle haraket ettiğine dair soyut iddiadan başka mahkumiyete yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından sanığın atılı cinsel istismar suçundan beraatine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleşen olayda sanıklar … ve … ın fikir ve eylem birliği içerisinde mağdure Beyzanur’a vurarak kasten yaraladıkları sabittir. Hal böyle olunca dosya kapsamındaki doktor raporuda gözetilerek sanıkların eylemmine uyan TCK’nın 86/2 maddesi gereğince cezalandırılmaları yoluna gidilmiş, olaydan hemen önce mağdurenin sanıklara hitaben ‘kızın erkeklerle yiğişiyor’ şeklindeki hakaretamiz sözleriyle sanıklarda oluşan hiddetin tesiri altında eylemlerini gerçekleştirdikleri ve bu bağlamda haksız tahrike maruz kaldıkları anlaşıldığından TCK 29 maddesi uyarınca cezalarından indirim yapılmış, geçmişteki sabıkasız kişilikleri, duruşmalardaki tutum ve davranışları, haklarında CMK 231 maddesinin uygulanmasına muvakafat etmiş olmaları ve yeniden suç işlemeyecekleri hususunda mahkememizce oluşan olumlu kanaate binaen sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve yukarıda anlatılanlar ışığında hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; “Suçsuzluk” ya da “Masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; “İn dubio pro reo” olarak ifade edilen “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda tüm dosya içeriği nazara alındığında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamış, katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2015/158 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.09.2023 tarihinde karar verildi.