YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10555
KARAR NO : 2023/7773
KARAR TARİHİ : 27.11.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/456 E. 2023/443 K.
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin hükmolunan ceza miktarları gözönüne alındığında 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2022 tarihli iddianamesiyle, sanık … hakkında mağdureler … ve …’ye karşı çocuğun cinsel istismarı, mağdureler Sefra ve … Nur’a karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2022/158 Esas, 2023/75 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca dört mağdureye yönelik dört kez 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 23.05.2023 tarihli ve 2023/456 Esas, 2023/443 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Özetle; mağdure beyanlarının çelişkili olduğuna, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, somut delillerin olmadığına, istismara dair bulgu olmadığına, uygulanan maddelerin yanlış uygulandığına ve sair nedenlerle sanığın beraatine karar verilmesine ilişkindir.
B. Katılanlar …, … ile Katılan Mağdure … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın cezasında artırım yapılmasına, mağdure yönünden çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
C. Katılan Mağdure … … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın cezasında artırım yapılmasına, mağdure yönünden çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
D. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz Sebepleri
Özetle; vekalet ücretinin takdir edilmemiş olmasına ve sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince ”Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianame ile tüm dosya kapsamı incelendiğinde; mağdur çocukların alınan beyanlarının birbirini doğrular ve istikrarlı olduğu, yine mağdur çocukların beyanlarını bilgi sahibi sınıf arkadaşlarının desteklediği, şüphelinin sadece kız çocuklarının velilerine okuldan sonraki ders için mesaj atması bir arada değerlendirildiğinde şüphelinin savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak, şüphelinin mağdur çocuklar … ve …’ye karşı 5237 sayılı TCK’nın 103/1-1.cümlesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu birden fazla kez, şüphelinin mağdur çocuklar Sefra ve …’a karşı ise 5237 sayılı TCKnın 103/1-2. cümlesinde düzenlenen çocuğa karşı sarkıntılık düzeyinde cinsel istismar suçunu birden fazla kez yukarıda anlatıldığı şekilde işlediğinin iddia edildiği olayda; Mağdur …’in annesi olan …’in şikayet dilekçesi ile Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma işlemlerine başlanıldığı, katılan …’in soruşturma aşamasında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinde beyanından yaklaşık 1 hafta önce mağdur …’nın sanığın kendisine yönelik eylemlerde bulunduğunu beyan ettiği, bu olayın öğrenilmesinin ardından mağdurlar …, … …, … …’nin ailelerinin de mağdurlara benzer durum yaşayıp yaşamadıklarını sormaları üzerine mağdurelerin sanığın kendilerine yönelik eylemleri ailelerine anlattıkları, dosya kapsamında dinlenen taraf beyanları ile tanık beyanları nazara alındığında, mağdurelerin sanığa iftira atmalarını gerektirir bir durumun dosyaya yansımadığı, her ne kadar sanık mağdurelerin kendi aralarındaki özel mektuplaşmalara ait mektupları ele geçirdiği için mağdurelerin kendisine iftira attıklarını beyan etmiş ise de mağdurelerin yaşları nazara alındığında, dört mağdurenin de sanığın gerçekleştirdiği eylemleri iftira olarak aksettirmelerinin beklenemeyeceği, yine sanık her ne kadar mağdurelerin derslerinin zayıf olması nedeniyle kendisine iftira atıldığını beyan etse de az önce değinildiği gibi mağdurelerin yaşları nazara alındığında ve istikrarlı bir şekilde, daha önceden sevdiklerini beyan ettikleri öğretmenlerine karşı sanığın dosyaya konu eylemleri mahiyetinde iftira atmalarının beklenemeyeceği, öte yandan mağdurelerin yargılama aşamalarında hem birbirleri ile uyumlu, hem de yargılama aşaması boyunca istikrar göstermeleri, her ne kadar mağdurelerin yargılama aşamalarında ve birbirleri ile kısmen çelişkili beyanlar vermiş iseler de yine mağdurelerin yaşları ve yaşadıkları olayın etkisi düşünüldüğünde esas etkili olmayan çelişkili beyanların normal karşılanması gerektiği, öte yandan sanığa atılı eylemin niteliği ve mahiyeti nazara alındığında, işlendiği iddia edilen suçun niteliği gereği, bu eylemin görgü sahiplerinin sadece suçun mağduru ile faili olacağı düşünüldüğünde, Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin, 2016/892 esas ve 2020/123 karar no’lu 08/01/2020 tarihli kararındaki ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011) Yine, AİHM’nin ‘M.C/Bulgaristan’ davasında belirttiği gibi taraf devletlerin tecavüzü cezalandırma ve bu vakaları soruşturmak yönünde AİHS’nin 13. maddesi gereğince pozitif yükümlülüğü vardır. Cinsel şiddetin doğrudan kanıtlarının mevcut olmadığı hallerde yetkili makamlar tüm olguları incelemeli ve olayları çevreleyen koşulları değerlendirerek karara ulaşmalıdırlar. Bu bağlamda tecavüz, saldırı ve istismarın sadece fiziksel bulguları değil, psikolojik bulguları da dikkate alınmalı, mağdurun olay anlatımı ağırlıklı olarak değerlendirilmeli, bu değerlendirme esnasında; mağdur eylemlerine değil, fail eylemlerine odaklanılmalı, mağdurun yaşadığı travmaya bağlı psikolojik durumu gözönünde bulundurulmalı, mağdurun travmaya bağlı tutarsız, karmaşık yahut eksik anlatımı olabileceğini gözetilerek ayrıntılarda değil, genel olay örgüsünde tutarlılık aranmalı ve mağdurun olayın tek tanığı olduğu unutulmamalıdır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı (ATAD)’ ve ‘Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri, olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında kanuni müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir.’ belirtildiği üzere ve mahkememizce oluşan kanaate göre de mağdurların yargılama aşamalarındaki beyanlarına itibar etmek gerekmiş, itibar edilen mağdur beyanları, sanığın mağdurların aileleri ile olan mesajlaşmalarında sadece kız öğrencilere okul saatinden sonra kurs verdiğinin anlaşılması, ayrıca öğrenci ailelerine birebir ders vermesi gerektiği yönündeki mesajlarının da sanığın üzerine atılı eylemleri gerçekleştirme iradesine yönelik kanaat uyandırdığının anlaşılması, yine tanık olarak dilenen okul müdürü … Varışlı’nın bazen koridorlarda gürültü olduğunda bağırdığını ifade etmesi ve mağdure …’nın bu anlatımla uyumlu olacak şekilde okul müdürünün sesini duyunca kendisini bıraktığı şeklindeki beyanı, mahkememizde tanık olarak dinlenen sanığın öğrencisi olan …’nin de ‘Öğretmenimiz sadece kız öğrencileri kucağına oturtuyordu, erkek öğrencileri oturtmuyordu’ şeklinde beyanda bulunması, yine savunmasında mağdurelerin derslerin yoğunluğu sebebiyle kurstan kurtulmak istemeleri ve yine kendi aralarındaki aşk mektuplarını yakaladığı ve bunları idare ile ailelere vereceği için kendilerine husumet beslemelerinden ötürü iftira attıklarını beyan etse de; dosya kapsamında bu minvalde hiç bir delil ve anlatım olmadığı, diğer yandan ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oldukları düşünüldüğünde aralarındaki yazışmaların ailelerine/okul idaresine bildirilmesini engellemek için bu şekilde davranmalarının hem yaşlarına hem de hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğu anlaşılmakla sanık savunmalarına itibar edilmemiş, tüm hususlar nazara alındığında mahkememizde oluşan kanaate göre; Sanığın, ilkokul 4. sınıfa giden mağdurelerin sınıf öğretmeni olduğu, öğrenci velilerinin talebi üzerine sanığın mağdurelere okul saatinden sonra da kurs adı altında ek ders verdiğinin anlaşıldığı, bu özel derslerden birinde mağdur …’ya birebir ders verdiği esnada …’nın itibar edilmesi gereken beyanı ile sabit olduğu üzere, mağdur …’nın ön özel bölgelerine dokunduğu, yine …’nın beyanına göre …’nın dudağının yanını öptüğü, muhtelif zamanlarda da mağdur …’ya yönelik gerçekleştireceği eylemleri, harflerle kodladığı, …’nın beyanına göre ‘S’ harfinin sarılmak anlamına geldiği, ‘D’ harfinin dans anlamına geldiği, ‘Ü’ harfinin enseye üfürmek anlamına geldiği ve bu kodlamaları mağdur …’ya tarif ettiği, …’ya bu kodlanmış harflerden birini seçmesini istediği ve mağdureye yönelik kodlanan harfin karşılığı gelen eylemi yaptığı, mağdur …’nın rahatsız olmaya başlaması nedeniyle ‘D’ harfini seçtiği, sanığın bir başka seferinde de mağdureye hikaye kitabı okuttuğu, akabinde mağdur …’nın okuduğu prensin prensesi öpmek şeklindeki hikayeyi sanığın isteği ile canlandırdıkları ve sanığın mağdureyi cinsel amaçla hikayedeki gibi öptüğü, yine farklı zamanda mağdur … ile mağdur …’un sınıfta bulundukları ve …’un yan sınıfa gittiği esnada sanığın mağdurenin özel bölgelerine dokunduğu, sonrasında mağdurenin evdeki tedirgin hareketleri nedeniyle mağdurun annesi olan …’ın, mağdura yaşadıkları olayları anlatırdığı, sanığın anlatılan eylemleri cinsel amaçla gerçekleştirdiğinin anlaşıldığı ve bu eylemlerin süresi ve niteliği nazara alındığında sarkıntılık düzeyinde kaldığının anlaşıldığı, bu nedenle sanığın mağdur …’ya yönelik sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından sanığın eylemine uyan TCK’nın 103/1-3.cümle maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmiş, sanığın mağdureye yönelik öğretici yükümlülüğü bulunduğu anlaşıldığından 103/3-d maddesi uyarınca sanığın cezasında yarı oranında artırım yapılmış, sanığın eylemini aynı suç işleme iradesi altında muhtelif zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 43. Maddesi oranınca 1/4 oranında artırım yapmak gerekmiş, sanığın yargılama aşamalarında sanığın pişmanlık göstermediği anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 62 maddesi uygulanmamıştır. Sanığın, mağdur …’a farklı zamanlarda birden fazla kez özel bölgelerine dokunduğu, mağdureye farklı zamanlarda terini kontrol etmek ve sarılmak bahanesiyle sarılırken mağdurenin ön özel bölgesi, göğüs bölgesi ve arka özel bölgesine dokunduğu ve sanığın bu eylemleri cinsel amaçlarla gerçekleştirdiği, yine mağdurenin beyanları ile anlaşıldığı üzere mağdureyi kucağına oturttuğu, bu şekilde sanığın mağdureye karşı sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun sarkıntılık suretiyle cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından sanığın eylemine uyan TCK’nın 103/1-3.cümle maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmiş, sanığın mağdureye yönelik öğretici yükümlülüğü bulunduğu anlaşıldığından 103/3-d maddesi uyarınca sanığın cezasında yarı oranında artırım yapılmış, sanığın eylemini aynı suç işleme iradesi altında muhtelif zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 43. Maddesi oranınca 1/4 oranında artırım yapmak gerekmiş, sanığın yargılama aşamalarında sanığın pişmanlık göstermediği anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 62 maddesi uygulanmamıştır. Sanığın, mağdur …’nın anlatımlarına göre de, zaman zaman mağdur …’nın üzerine düşme numarası yaptığı ve bu eylemi bir kaç kez farklı zamanlarda gerçekleştirdiği, yine farklı zamanlarda …’nın kafasını montla örterek mağdurun atletini çıkardığı ve atletinin altından mağdurun karnına dokunduğu, yine diğer mağdurlar gibi …’yı da zaman zaman kucağına oturttuğu ve bu durumlarda mağdurun ön özel bölgelerini ellemek suretiyle sanığın mağdur …’ya yönelik sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından sanığın eylemine uyan TCK’nın 103/1-3.cümle maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmiş, sanığın mağdureye yönelik öğretici yükümlülüğü bulunduğu anlaşıldığından 103/3-d maddesi uyarınca sanığın cezasında yarı oranında artırım yapılmış, sanığın eylemini aynı suç işleme iradesi altında muhtelif zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 43. Maddesi oranınca 1/4 oranında artırım yapmak gerekmiş, sanığın yargılama aşamalarında sanığın pişmanlık göstermediği anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 62 maddesi uygulanmamıştır. Sanığın, mağdur …’ya da birkaç kez cinsel amaçla sarıldığı, mağdurun bu durumdan rahatsız olduğunun anlaşıldığı ve mağdurun bu şekilde beyanda bulunduğu, mağdurun, sanığın birkaç kez kendisine sarılıp özel bölgelerinden rahatsız olması ve bu durumu belli etmesi sonrasında sanığın mağdur …’ya yönelik eylemlerini durdurduğu, anlatıldığı şekilde sanığın mağdur …’ya cinsel amaçla sarılmak ve bu sarılmalar esnasında mağdurun özel bölgelerine dokunmak suretiyle mağdur …’ya yönelik sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından sanığın eylemine uyan TCK’nın 103/1-3.cümle maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmiş, sanığın mağdureye yönelik öğretici yükümlülüğü bulunduğu anlaşıldığından 103/3-d maddesi uyarınca sanığın cezasında yarı oranında artırım yapılmış, sanığın eylemini aynı suç işleme iradesi altında muhtelif zamanlarda birden fazla kez gerçekleştirdiği anlaşıldığından sanığın cezasında TCK’nın 43. Maddesi oranınca 1/4 oranında artırım yapmak gerekmiş, sanığın yargılama aşamalarında sanığın pişmanlık göstermediği anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 62 maddesi uygulanmamıştır. Sanık kamu görevlisi olmakla birlikte, eylemini bu hususu idrak etmesi mümkün olmayan çocuklara karşı işlediği ve dahi eyleme özgü TCK 103/3.c bendinin uygulanması gerekmekle, hakkında TCK 103//3.d bendi uygulanmamıştır.” şeklindeki gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Katılanlar …, … ile Katılan Mağdure … Vekili ve Katılan Mağdure … … Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden
Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi dikkate alınarak sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, anılan mağdureler yönünden çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması gerektiğine ve dilekçelerinde belirttikleri diğer hususlara yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 23.05.2023 tarihli ve 2023/456 Esas, 2023/443 Karar sayılı kararında sanık müdafii, katılanlar …, … ile katılan mağdure … vekili, katılan mağdure … … vekili ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.11.2023 tarihinde karar verildi.