Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/11843 E. 2024/177 K. 10.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11843
KARAR NO : 2024/177
KARAR TARİHİ : 10.01.2024


MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/239 E., 2023/406 K.

SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.04.2019 gün ve 2019/60 Esas, 2019/203 Karar sayılı hükme yönelik sanık müdafii, katılan mağdure ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.09.2019 gün ve 2019/1506 Esas, 2019/430 Karar sayılı hükmünün temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 17.03.2021 gün ve 2020/2273 Esas, 2021/2146 Karar sayılı ilâmı ile bozulması yönündeki kararı ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilerek kurulan 11.06.2021 gün ve 2021/367 Esas, 2021/718 Karar sayılı istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılarak zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

2. Dairemizin 23.03.2022 gün ve 2021/25900 Esas, 2022/2784 Karar sayılı kararı ile bozma Kararı usul ve Kanuna uygun olup Bölge Adliye Mahkemesince anılan ilâma yönelik kurulan 11.06.2021 gün ve 2021/367 Esas, 2021/718 Karar sayılı direnme ilamında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden reddiyle, 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. maddenin üçüncü bendine istinaden anılan direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

3.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.09.2022 gün ve 2022/9-258 Esas, 2022/572 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilerek kurulan 11.06.2021 gün ve 2021/367 Esas, 2021/718 Karar sayılı hükmün sanığın mağdura yönelik eyleminin zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı oluşturduğunun gözetilmemesi gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 22.03.2023 tarihli ve 2023/239 Esas, 2023/406 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mağdurların soyut beyanlarından başka herhangi bir somut delil bulunmadığına, dosya kapsamında tanık beyanlarına dayanılmışsa da tanıkların mağdur ile aralarındaki akrabalık ilişkisi düşünüldüğünde tanık beyanlarına taraflı ve gerçeğe aykırı olması nedeniyle itibar edilemeyeceğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasına, cezanın alt sınırdan verilmesi gerektiğine, ikinci kez mükerrirlere özgü ceza çektirilmesi için kanuni şartların oluşmadığına ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Vekalet ücret talebine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece; ”Mağdurelerin anne ve babasının boşandıkları, velayetlerinin anneleri …’da olduğu bir süre sonra annelerinin aralarında resmi nikah olmadan sanık … ile yaşamaya başladığı, bir dönem yurtta kalan mağdurelerin daha sonra annelerinin yanına gelerek sanık ile aynı evde yaşamaya başladıkları, son altı yıldır bir arada oldukları, mağdure …’nın okulu bırakarak çalışmaya başladığı, ancak bir süre sonra işten çıktığı, tekrar okumak istediğini sanığa söylemiş ise de sanığın bu konuda bir girişiminin olmadığı, 03/12/2018 günü evde kahvaltı yaparlarken annesine “bizi ne zaman okula kaydettireceksiniz” diye sorduğunu duyan sanığın “peşinizde bir sürü erkek geziyor, eğer başınıza bir iş gelirse ben mesuliyet kabul etmem” dediği ve sinirlenerek …’nın telefonunu, …’nin ise tabletini ellerinden alarak yanlarından ayrıldğı, bir süre sonra tekrar eve gelen sanığın …’ya çok sevdiği köpeğini satacağını söylemesi üzerine tekrar aralarında tartışma yaşandığı, sanığın tartışma sonrası yine evden ayrıldığı, yaşananlara sinirlenen …’nın çok sayıda hap içtiği, bir süre sonra hap içtiğni kardeşine söyledikten sonra …’nin 112’yi arayarak ambulans çağırdığı, sonra …’nın hastaneye götürüldüğü, …’nin ise ablası ile gitmeyerek evde kaldığı, tekrar eve gelen sanığın …’nın hastaneye götürüldüğünü öğrenince …’ye “benim başımı yakarsanız ben de sizin başınızı yakarım, bu böyle kalmaz” dediği, daha sonra…’ı aradığı, ona “…’ya söyle her şeyi söylemesin, ifadesini düzgün versin, sizin de başınız yanar, benim de yanar” dediği, hastanede neden intihara kalkıştığının tespitine çalışılırken …’nın doktorlara sanığın cinsel istismarına uğradığını anlattığı, bu beyanlar üzerine sanık hakkında soruşturmaya başlanarak sanık hakkında kamu davası açılmıştır.

Dairemizce bu hükme karşı yapılan istinaf başvuruları üzerine duruşma açılarak sanığın mağdur …’ya yönelik eylemlerini 6545 sayılı yasa ile değişik TCK 103/1-1 cümle, 103/3-d, 43/1 maddesi gereğince çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğunun kabulü ile sonuç olarak 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 17/03/2021 tarih 2020/2273 esas, 2021/2146 karar sayılı ilamı ile sanığın eyleminin TCK 103/2, 103/3-d, 43/1 maddeleri kapsamında kaldığından bahisle bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay Bozma İlamına karşı Dairemizce direnme kararı verilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/09/2022 tarih 2022/9-258 esas, 2022/572 karar sayılı kararı ile “Katılan mağdurun aşamalardaki istikrarlı ve ayrıntılı anlatımları, adli görüşmeci ile gerçekleştirilen görüşmeye ait video kaydı ve bu görüşmenin çözümlendiği bilirkişi raporu, katılan mağdurun beyanlarını destekleyen katılan … ve inceleme dışı katılan mağdur …’ın ifadeleri, olayın adli makamlara intikal şekli, katılan mağdur …’ın bakire olmadığını gösteren, anlatımlarıyla uyumlu vücudundaki izlerin tespitini yapan Adli Tıp Kurumu raporu, 16-18.10.2018 tarihine ait HTS kayıtları, katılan mağdurun intihara teşebbüs etmesinden sonra sanığın sergilediği davranışları ve sarf ettiği sözleri, tanık …’ın beyanı, katılan mağdurun iftira atmasını gerektirecek nitelikte husumet bulunmaması, sanığın kendisine yönelik suçlamalara ilişkin savunmasının niteliği, katılan mağdurun sanık tarafından baskı altına alınması ve cinsel istismar sonucu intihara teşebbüs etmesi ve yukarıda anlatıldığı şekilde yaşanan olayları gösteren tüm dosya kapsamına göre; katılan mağdur …’ın dokuz yaşından itibaren basit düzeyde kalacak şekilde, on beş yaşını tamamladıktan sonra ise “Ya kendi isteğinle olacak ya da senin yerine kız kardeşini getiririm.”, “Gece yatarken benzini suratına döker yakarım. Bak ben oraya kardeşini götürmedim, seni götürdüm, çünkü ben seni istiyorum. Kardeşini hâlâ götürebilirim. Çaldırıp kapattığımda gel.” ve “Sana yaptığımın aynısını kardeşin …’ye de yaparım.” şeklindeki tehdit içerikli sözlerle ve ilişkiyi kabul etmediği takdirde sanığın kardeşi …’ye dokunacağını gösteren davranışlarla değişik zamanlarda birden fazla kez vücuda organ sokmak suretiyle sanık tarafından istismar edildiği, katılan mağdurun on beş yaşını tamamladıktan sonra sanığın tehdit içerikli sözleri karşısında katılan mağdurun eyleme rıza gösterdiğinin kabul edilemeyeceği anlaşıldığından; sanığın katılan mağdur …’a yönelik eyleminin zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir” gerekçesi ile Dairemiz kararı bozulmuştur.

Sanğın aynı evde yaşamaya başladığı mağdurelerden …’ya 2014 yılı içerisinde önceleri sarılarak dokunmaya başladığı, daha sonra bu dokunmaları poposuna göğsüne ve cinsel organına dokunma ve okşama şeklinde devam ettiği, ayrıca …’nın vücuduna sürtündüğü, bu dokunma ve okşama eylemlerinin 2018 yılı Haziran ayına kadar devam ettiği, bu tarihte sanığın anal yoldan … ile cinsel ilişkiye girdiği ve Ekim 2018 tarihine kadar farklı tarihlerde anal yoldan mağdure ile cinsel ilişkiye girmeye devam ettiği, 16 Ekim 2018 tarhinde mağdureye Yozgat ilinde lunaparkta iş bulduğunu söylediği ve birlikte Yozgat’a gittikleri, burada ağaçlık açık bir alanda sanığın … ile vajinal yoldan ilişkiye girdiği, evlerine döndüklerini, döndükten sonra da evlerinin önündeki virane şekildeki kömürlükte …’yı çağırarak birden fazla kez vajinal ilişkiye girdiği;
Her ne kadar sanık her aşamada hakkındaki suçlamayı reddederek mağdurelerin serbest davranmak istediklerini, her istediklerini yapmaya çalıştıklarını ancak kendisinin buna izin vermeyip hareketlerini kısıtladıklarından bahisle kendisine bu şekilde suçlamalarda bulunduklarını söylemiş ise de kendisine yönelik eylem bakımından Dairemiz kararı kesinleşen mağdure …’nin ilk ifadesinde sanığın eylemlerinden hiç bahsetmediği ancak intihara kalkışan ablasının tedavi sırasında doktorlara sanığın eylemlerini anlatması üzerine tekrar ifadesine başvurulduğunda sanığın kendisine yönelik eylemlerini anlattığı, …’nin sanığa iftira atma kastı olsa daha ilk ifadesinde bahsetmesinin beklenir bir davranış şekli olacağı, kaldı ki …’nın da doğrudan polise bir şikayetinin olmadığı, yaşadığı olayların etkisi ile intihara kalkıştığı, hastanedeki tedavisi sırasında doktorlar tarafından intihara kalkışmasının nedenleri araştırılırken anlattığı mağdure …’nın aldırılan iç muayyene raporunda saat kadranına göre 6-8 hizasında kalan etraf hymen dokusuna göre yükseklik kaybı gösteren silinme alanı ve bu bölgedeki etraf hymen dokusuna göre hafif soğuk renk değişimi gösteren eski yırtık olduğu saptandığı, bu rapor içeriğinin …’nın beyanlarını doğrular mahiyette olduğu da dikkate alındığında sanığın bu savunmalarının kendisini suç ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılmakla mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınarak hukuki değerlendirmede bulunulmuştur.

Sanığın mağdureyi “Ya kendi isteğinle olacak ya da senin yerine kız kardeşini getiririm.”, “Gece yatarken benzini suratına döker yakarım. Bak ben oraya kardeşini götürmedim, seni götürdüm, çünkü ben seni istiyorum. Kardeşini hâlâ götürebilirim. Çaldırıp kapattığımda gel.” ve “Sana yaptığımın aynısını kardeşin …’ye de yaparım.” şeklinde tehditte bulunarak önce vücuduna dokunma ve okşama şeklinde cinsel istismarda bulunduğu, yine tehditlerini sürdürerek haziran 2019 tarihinde anal yoldan Ekim 2018 tarihinde ise vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdiği, mağdurenin sanığın kendisine yönelik tehdit sözlerinin etkisi ile genelde evlerinin önündeki virane şeklindeki kömürlükte olmak üzere farklı tarihlerde birden fazla kez cinsel ilişkiye girdiği, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere bu ilişkilerin sanık tarafından mağdureye yönelik söylenen tehdit sözlerinin etkisi ile yapıldığından TCK 103/2 maddesinin uygulama şartlarının oluştuğu Dairemizce de kabul edilmiştir.

Bu değerlendirme ışığında sanık … hakkında mağdur …’ya yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan eylemine uyan TCK 103/2 maddesi uyarınca alt hadden ayrılmayı gerektirir bir neden bulunmadığından cezası 16 yıl hapis olarak belirlenmiş, sanık bu suçu bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan mağdura karşı işlediğinden TCK 103/3-d maddesi uyarınca cezasında 1/2 oranında
arttırım yapılmış, ayrıca sanık bu eylemlerini farklı tarihlerde birden fazla kez gerçekleştirdiğinden zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarının oluştuğu kabul olunarak gerçekleştirilen eylem sayısı da dikkate alınarak TCK 43/1 maddesi uyarınca cezasında takdiren 1/2 oranında arttırım yapılmıştır. Sanığın eyleminden pişmanlık duymadığı da dikkate alınarak hakkında TCK 62 madde ile lehe uygulama yapılmamış ancak TCK 61/7 maddesi gereğince verilen ceza daha fazla olamayacağından sonuç olarak 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve Kırıkkale 2.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 2009/787 esas 2013/372 kararıyla sayılı ilamıyla almış olduğu 1 yıl hapis cezasının tekerürre esas teşkil ettiği anlaşılmakla şartlar oluştuğundan TCK 58/6 madde uyarınca bu cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş …” şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 22.03.2023 tarihli ve 2023/239 Esas, 2023/406 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.01.2024 tarihinde karar verildi.