YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18921
KARAR NO : 2020/15596
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalıya ait iş yerinde 17.04.2004-20.12.2012 tarihleri arasında genel sorumlu olarak çalıştığını, iş akdinin davalı şirket tarafından ekonomik durumun kötü olduğu ileri sürülerek haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, davacının çalıştığı sürece fazla mesai yaptığını, bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, ancak yasal olarak ödenmesi gereken işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağı, ihbar tazminatı alacağı, hafta sonu çalışması için alacağı, resmi bayramlardaki çalışma alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı cevap dilekçesinde, davacının davalıya ait iş yerinde 05.02.2009-06.09.2012 tarihleri arasında çalıştığını, kendi isteği ile işten çıktığını, bu yüzden kıdem ve ihbar tazminatı almadığını, davacının iki haftada bir pazar tatili çalışması olduğunu, resmi bayramlarda çalıştığı beyanının asılsız olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve aynı zamanda alacakların haricen davacıya ödendiğini savunmuştur
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Temyiz :
Karar, davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında talep konusu alacakların davalı tarafından haricen ödenip ödenmediği hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalı tarafça, işçilik alacaklarının davacıya banka kanalıyla ödendiği savunulmuş ve buna ilişkin banka kayıtları ve davacı adına havale yolu ile ödeme yapıldığına ilişkin dekont örneği dosyaya ibraz edilmiştir. Ödeme, hukuki niteliği itibariyle bir itiraz olup, borcu sona erdiren bir vakıadır. Dolayısıyla her itiraz gibi, bu itirazında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir. Buna göre, davacı işçiden, davalının ödemeye ilişkin savunmasına ve sunulan belgelere diyecekleri sorulup, ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadan, eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalıdır.
3- Davacının hizmet süresi de taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda, davacı, davalı şirket nezdinde 17.04.2004-20.12.2012 tarihleri arasında çalıştığını iddia etmiş, davalı ise davacının çalışmalarının 05.02.2009-06.09.2012 tarihleri arasında gerçekleştiğini savunmuştur. Dosya içerisinde yer alan Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesi düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının davalı işveren nezdinde 05.02.2009 tarihinde çalışmaya başladığı ve kesintili olarak 11.09.2012 tarihine kadar çalıştığı tespit edilmiş ve belirlenen bu tarihler esas alınarak uyuşmazlık konusu alacakları hesaplanmıştır. Davacının hizmet süresine ilişkin bu kabule bir itirazı yoktur. Ne var ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hizmet süresi tespiti yönünden hatalı olduğu, 05.02.2009-01.11.2011 tarihleri arasındaki dönemde geçen süre 2 yıl 8 ay 27 gün olmasına rağmen, raporda bu dönem için kıdem süresinin 3 yıl 8 ay 27 gün olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu bilirkişi raporunda hizmet süresi olarak tespit edilen ay, gün ve yıl tespitinin hesap yöntemine uygun olmadığı; 12 ayın 1 tam yılı, 30 günün de 1 tam ayı karşıladığı gözetilmeyerek “12 ay” “75 gün” gibi süreler üzerinden yapılan hesaplamanın denetime uygun olmadığı görülmektedir.
Mahkemece yapılması gereken iş, bozma ilamı ile oluşan usuli müktesep haklar da gözetilerek, davacının uyuşmazlık konusu döneme ilişkin hizmet süresinin denetime uygun olacak şekilde tespit edilmesi ve dosya kapsamındaki delil durumuna göre yeniden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesidir.
Bu yön gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.