YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/20346
KARAR NO : 2017/8002
KARAR TARİHİ : 08.05.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, asıl davada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine, birleşen davada ise maddi ve manevi tazminat ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı-birleşen dosya davacısı ile davalı-birleşen dosya davalısı … ve birleşen dosya davalısı … avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalının sahibi olduğu …’da bulunan kundura satış mağazasına 2006 yılının 2. ayında tezgahtar olarak girdiğini, başarılı olarak görülmesi üzerine işverence mağaza anahtarının verilerek mağaza müdürü seviyesine yükseltildiğini, iş akdinin haksız feshedildiğini, alacaklarının ödenmediğini, müvekkili tarafından alacaklarının işverenden çeşitli kez talep edildiğinde müvekkilinin işe girerken kendisinden alınmış olan boş senedin kullanılabileceği yollu imalarla korkutulmaya çalışıldığını iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin ve ücret alacaklarının davalı …’den tahsilini talep etmiş, birleşen dosyada davalılara karşı açtığı davada ise, işe girerken işveren tarafından kendisinden boşa imza atılmak suretiyle alınan senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptalini, senet nedeniyle yapılan takibin haksız olması nedeniyle manevi tazminat istemiştir. Ayrıca dosyaların birleşmesinden sonra sunduğu ıslah dilekçesi ile davalıların giriştiği icra takibi nedeniyle ayakkabı haczine dayanan maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili; davalının yanında çalışmakta olan davacının ilk olarak … mağazasında çalışmaya başladığını, …’daki şubenin kapatılması zorunluluğu nedeniyle davacının …’deki şubeye aldığını, ilk zamanlar hiç problem olmadan çalıştığını, ama son zamanlarda sürekli çalışmakta bulunduğu mağazada huzursuzluk çıkardığını, mağazanın cirolarını düşürdüğünü, müşterilerle sürekli dalga geçtiğini, işinin gereklerini yerine getirmediğini, buna istinaden davalının yine de iyi niyetle davacıyı kendisinin daha çok bulunduğu Mimarsinan mağazasına çekmek istediğini, amacının onu tekrar kazanmak olduğunu, kendisinden uzakta aynı mağazada olmadıklarından dolayı davacının işini iyice aksatmaya başladığını, bu nedenle davacıyı çağırıp konuştuğunu, davacının burada çalışmak istemediğini söyleyerek işten ayrıldığını, boş senede imza atma olayının gerçek dışı olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca son zamanları hariç davalının davacıdan gayet memnun olduğunu, çıkardığı huzursuzlukların sebebinin kendisini işten attırıp mağazasının karşısına mağaza açmak olduğunu sonradan öğrendiğini, mağazasının karşısına mağaza açtığını ve hala ticari faaliyette olduğunu, davacının herhangi bir alacağının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/3470 esas sayılı takip dosyası alacaklısının müvekkili … olduğunu, müvekkilinin davalılardan senet lehdarı … ile davacı … ve diğer davalı … arasındaki iç ilişkiyi bilmesinin mümkün olmadığını, davalılardan …’ye teslim edilen dava konusu senedin müvekkiline ciro edildiğini ve senet yasal süresinde ödenmeyince de icra takibinin başladığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … ve yargılama sırasında vefatı üzerine davaya dahil edilen mirasçıları cevap vermemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece ilk kararda asıl davanın kısmen kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin ve ücret alacaklarının davalı …’den tahsiline, maddi tazminat isteminin reddine, menfi tespit ve manevi tazminat talepli birleşen davanın ise, davalı …’nün, davacı tarafından düzenlenip imza edilen senedi, davalı …’a ciro etttiği, senet süresinde ödenmeyince icra takibi yapıldığı, senede karşı davacının herhangi bir yazılı belge sunmadığı, senedin tazminat senedi olduğunun davacı tarafından yazılı delillerle de ispatlanamadığı, bu konuda yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiği gerekçesiyle reddine hükmedilmiş,
Mahkemenin ilk kararı davacının temyizi üzerine Dairemizin 2012/17188 E. 2014/19594 K. ve 16/06/2014 tarihli kararı ile özetle ” ….fazla çalışma alacağından yapılan ½ indirim hakkın özünü etkileyecek yüksekliktedir. Daha makul bir oranda indirim yapılması” ve “Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının takip konusu bonodan kaynaklanan bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti ve söz konusu senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulup doldurulmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Dava konusu senede ilişkin menfi tespit talebine ilişkin olarak, senedin teminat senedi olduğunun davacı tarafından yazılı delille kanıtlanmadığı gerekçesiyle yerel mahkemece bu talebin reddine karar verilmiş ise de, …Mahkemece senedi ciro yoluyla elinde bulunduran ve icra takibi yapan davalı …’ın, davalı işveren …’in faaliyet gösterdiği dükkanın sahibinin oğlu olup olmadığı yönünde alınacak tanık beyanlarından elde edilecek sonuca göre karar verilmesi” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kısmen kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık izin, ücret ve maddi tazminat istemlerinin davalı …’den tahsiline, menfi tespit ve manevi tazminat talepli birleşen dava yönünden ise, istirdat davası olarak icra dosyasına yapılan ödemelerin davalı …’dan tahsiline, ayrıca manevi tazminat isteminin de kısmen kabulüne hükmedilmiştir.
Mahkemenin bu ikinci kararı da temyiz edilmiş ve Dairemizce özetle; “…2-Mahkemece temyiz incelemesinden geçen ilk kararda davacının manevi talebi reddedilmiş ve bu husus bozma nedeni yapılmadığından bu konuda davalı taraf lehine usulü kazanılmış hak meydana gelmiştir.
Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak bozma sonrası manevi tazminat isteminin kabul edilmesi usulü kazanılmış hakkın ihlali olup, hatalıdır. Manevi tazminat talebi reddedilmelidir.
3-Davacı tarafından icra dosyasına yapılan toplam ödeme miktarı (davacının dükkanından haczedilen ayakkabılara biçilen değer 9.050.00 TL. olup, ayakkabılar 4.160.00 TL.’ye satılmıştır.) maaş kesintisi ve satılan ayakkabılar toplamı olarak 14.834.95 TL. olup, mahkemece bu miktarın istirdatına karar verildikten sonra tekrar 9.050.00 TL. ayakkabı değerinin maddi tazminat olarak tahsiline karar verilmesi mükerrer tahsil niteliğindedir. Ayakkabılara biçilen değer ile ayakkabıların satışından elde edilen değer farkının maddi tazminat olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bu ikinci bozma kararı üzerine mahkemece bozma ilamına uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ile davalılar … ve … temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dairemizce ikinci kez bozulan kararda mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, Dairemizin maddi tazminat istemine yönelik olarak ikinci bozma ilamının 3. bendinde yer alan bozma sebebi gözden kaçırılarak ve kendi içinde de çelişki oluşturacak şekilde davacının maddi tazminat istemi hakkında gerekçesi dahi açıklanmadan ” Davacının işyerindeki ayakkabıların haczedilip satışından elde edilen değer kaybına ilişkin maddi tazminat konusunda karar verilmesine yer olmadığına, bu konudaki talebinin reddine, ” şeklinde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Somut uyuşmazlıkta; mahkemece asıl ve birleşen dava yönünden taktir edilen vekalet ücreti ile yargılama masraflarının usul hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Davalar birleşse bile iki ayrı dava vardır.
6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine göre, tarafların yargılama sebebiyle yaptıkları masrafın ne kadar olduğu, bunun ne kadarının harç ne kadarının diğer masraflar olduğu, masraflardan kimin ne kadarından sorumlu olacağı hükümde tek tek açıklanmalı ve aynı Kanun’un 332. maddesi uyarınca hükümde yargılama giderlerinin dökümü yapılmalıdır.
Mahkemece hüküm kurulurken asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurularak, ayrı ayrı yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesine aykırı karar verilmesi de hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 08/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.