Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2019/3559 E. 2020/7918 K. 16.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/3559
KARAR NO : 2020/7918
KARAR TARİHİ : 16.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi


DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında işçilere yapılan ödemeler nedeni ile rücuen alacak istemi kapsamında Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla ) tarafından görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir.
Dava dosyası 2797 Sayılı Yargıtay Yasa‘ sının 6644 Sayılı Yasa ile değişik 60. Maddesi uyarınca oluşturulan Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu‘ nun 27.03.2019 tarih ve 2019/ 399 E. 2019/ 293 K. sayılı kararı ile temyiz incelemesi yapılması için Dairemize gönderilmiştir.
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun aldığı Yargıtay İş Bölümüne ilişkin kararda Dairemizin ihtisas alanı “ İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku” , temel görevi ise “ İş Hukuku “ olarak belirlenmiştir.
Bu iş bölümüne göre Dairemiz İş Mahkemeleri yada Asliye Hukuk Mahkemelerinin İş Mahkemesi sıfatı ile verdiği kararların temyiz incelemesi ile görevli olduğu, HİİK. nun kararı ile Dairemize gönderilen dava dosyasında ise karar Asliye Hukuk Mahkemesince iş mahkemesi sıfatıyla verilmesine rağmen konu itibariyle kararın temyiz incelemesi görevi Dairemize ait değilsede, 2797 Sayılı Yargıtay Yasa‘ sının 6644 Sayılı Yasa ile değişik 60. Maddesi uyarınca oluşturulan Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu‘ nun kararları kesin olup, temyiz incelemesinin zorunlu olarak Dairemiz tarafından yapılması gerektiğinden,
Temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkil firma, davalının işletmecisi olduğu … Ekmek Fabrikası Mehmet Akgül isimli işletmeyi 025/01/2004 tarihinde devraldığını, bu devir öncesinde belirtilen ekmek fabrikasında çalışan … ve … isimli işçilerin işçiliklerinin devir sonrasında da devam ettiğini, 19/03/2005 tarihine kadar çalıştıklarını ve bu tarihten sonra müvekkil firma ile ilişkilerinin kalmadığını, devamında belirtilen işçilerce müvekkil firma aleyhine kıdem ve ihbar tazminatı talepli davalar açıldığını, Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/417 2012/246 K ve 2010/421 E -2012/335 karar sayılı kararları neticesinde müvekkili firmanın belirtilen işçilere kıdem ve ihbar tazminatı ödemek durumunda kaldığını, işçilerden … için 4.682,01 ve …için ise 5.996,46 TL kıdem tazminatlarını, işten ayrıldıkları süre olan 19/03/2005 tarihinden itibaren işleyen ve mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödendiğini, müvekkili firmanın belirtilen işletmeyi 02.01.2004 tarihinde devralmış olup, ilgili işçilerin bu devir tarihinden önceki çalıştıkları döneme ait kıdem tazminatına ilişkin sorumluluğunun 4857 Sayılı iş Kanununun 6, Maddesi gereğince devreden işverene ait olacağını, bu vesileyle davalı tarafa belirtilen işçilerden … yönünden devir sebebiyle sorumluluğu konusunda Seydişehir Noterliğinin 21.3.2013 tarih ve 02674 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının devrettiği işletmesinin devrinden önceki 8 yıl 4 aylık çalışılan kısmı için ve devir tarihinde işçinin almakta olduğu ücret olan 423,00 TL üzerinden toplam 3,525,00 TL’nin mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödemesinin ihtar edildiği, davalı belirtilen ödemede bulunmadığı gibi ihtarnameyede bir cevap vermediğini, yine davalıya belirtilen işçilerden …yönünden devir sebebiyle sorumluluğu konusunda Seydişehir Noterliğinin 11.04.2013 tarih ve 03359 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının devrettiği işletmesinin devrinden önceki 10 yıl 11 ay 25 günlük çalışılan kısmı için ve devir tarihinde işçinin almakta olduğu ücret olan 423-TL üzerinden top lam 4.646,00 TL ‘nin mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte ödemesi ihtar edildiğini, davalı PTT yolu ile 17.4,2013 tarihinde vermiş olduğu cevapta, ilgili işçinin kendi işletmisini devretmeden önce çalışmış olduğu süreye ve devre ilişkin herhangi bir itirazda bulunmayıp sadece bu bedellere İlişkin sorumluluğu bulunmadığından bahisle herhangi bir ödeme yapmayacağını beyan ettiğini, bu sebeplerle davalı taraftan fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak suretiyle …’e ödenen kıdem tazminatı için 3.525,00 TL ve …’a ödenen tazminatı için de 4,646,00 TL olmak üzere toplam 8.171,00 TL ‘nin işçilerin iş akitlerinin sona erme tarihi olan 18.5,2005 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsil için iş bu davayı ikame etmek zarureti doğduğunu, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 8.171,00 TL rucüen alacağın işçilerin işten ayrıldıkları tarih olan 19/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; Davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, davacının işletmekte olduğu işyerinde çalışmakta olan 2 şahsın haksız ithamlarla iş akdinin feshine dayalı açılmış bulunan kıdem tazminatı istemine ilişkin davaya sebebiyet verenin davalı müvekkil olmadığını, davacı yan davaya dayanak yaptığı … ve …isimli iki işçisinin iş akdini haksız olarak feshettiğini ve böylelikle dava açılmasına bizzat kendisi sebebiyet verdiğini, kıdem tazminatının, feshe bağlı bir hak olmakla birlikte asıl olarak fesih nedenine bağlı olduğunu, kıdem tazminatı işyerinin devri tarihinde doğmuş ve ödenmesi gereken bir hak olmadığından devreden işverenin eyleminden de kaynaklanmadığını, diğer yandan davalı müvekkilinin varsa ki kıdem tazminatı yönünden sorumluluğu işçisine karşı olup devralana karşı bir sorumluluğu da bulunmadığını, öncelikle ilgili yasa işçinin ve 3. şahısların devir ile mağdur olmaması için düzenlendiğini, bu nedenle de devreden ve devralan açısından birbirlerine rücu hakkı için bu yasa maddesine dayanılamayacağını, davacı yan devir ile aslında devir sözleşmesi gereği davalının ödemesi gereken bir miktarı ödediğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, bu nedenle de devralan taraf işyerinin aktifi ve pasifini devraldığını devraldığı işyerine ilişkin pasifin devir anlaşmasına aykırı olduğunu ispat davacı tarafça ortaya konması gerekli olduğunu, 4857 sayılı yasanın 6 maddesinde belirtildiği üzere 2 yıllık süre ile sınırlamasının mevcut olduğunu, yukarıdakinin aksine bir yorum düşünüldüğünde devir halinde devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işverenin birlikte sorumlu olduğunu ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır hükmü dahi hem süre açısından hem de bu iki şahsın 3. şahsa karşı sorumluluğu bulunduğu yönünde değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından iş akitlerinin haksız nedenlerle feshi ile feshin geçersiz olması mahkemenizin ilgili esaslı dosyalarında yapılan bir tespit olduğunu, bu tespitler neticesinde Mahkemece verilen ilam doğrultusunda kıdem tazminatı ödemesi yapılmış ve iş bu karar Yargıtay onayından geçerek kesinleştiğini, ilgili davada davalı müvekkilinin her ne kadar taraf sıfatı olmasa dahi davacı taraf davanın davalı müvekkile de yöneltilmesi ve davaya dahil edilmesi isteminde bulunulduğunu, fakat bu talepleri yerinde görülmeyerek bu kararın kesinleştiğini, dolayısıyla taahhütname başlıklı (ek) yazı içeriğinden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında adi ortaklık bulunduğunun aşikar olduğunu, bu nedenle de tek ortağa karşı dava açılamayacağını, adi ortaklığı oluşturan kişilerin ayrı ayrı davalı gösterilmeleri gerektiğini, bu halde davanın usulden reddi gerektiğini, belirtilen nedenlerle davacı tarafın her iki işçi için ödediği kıdem tazminatının dayandığı 4857 sayılı yasanın 6. maddesi gereğince talep edilmesi hem süre yönüyle he yukarıda izah edilen nedenlerle mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemesince, 4857 sayılı yasanın 6. maddesi düzenlemesi gereğince işyeri devri söz konusu olan durumlarda devreden işverenin devirden sonra da çalışmaya devam eden işçilerin kıdem tazminatlarından işyerini devrettikleri andaki ücret üzerinden ve devrettikleri ana kadar olan kısmından sorumlu oldukları, bu nedenle devralan davacı işverenin … ve …isimli işçilere ödemiş olduğu kıdem tazminatının devreden davalı işverenin sorumlu olduğu kısım açısından rücu hakkının bulunduğunu, bu gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili ve dahili davalılardan … mirasçıları ile … mirasçıları tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Uyuşmazlık, somut davada iş mahkemelerinin görevli olup olmadığı ve görevsizlik kararı verilirken yetkili mahkemenin de belirlenip belirlenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, dava tarihine göre yürürlükte olan 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. Maddesini esas alarak belirleyecektir.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. Maddesine göre  İş Mahkemeleri; 5953 sayılı Kanuna Tabi Gazeteciler, 854 sayılı Kanuna Tabi Gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-c bendi gereğince görev dava şartıdır.
Dosya içeriğine göre; uyuşmazlık işçilere yapılan ödemeler nedeni ile rücuen alacak istemine ilişkin olup davanın tarafları arasında hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan bir uyuşmazlık olmadığı anlaşıldığından, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatı ile davanın görülmesi gerekirken iş mahkemesi sıfatı ile bakılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.