YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/667
KARAR NO : 2021/1644
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; davalının müvekkili şirkette kalibrasyon sorumlusu olarak çalışmakta iken 08.11.2012 tarihinde işten ayrıldığını, işten ayrılmasından hemen sonra müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyette bulunmaya başladığını, davalının bu eyleminin müvekkili şirket ile aralarında imzalanan 06.07.2010 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin eki niteliğindeki rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle sözleşme ile kararlaştırılan 5.000USD cezai şartın tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, ancak davalının haksız itirazı nedeniyle icra takibinin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili; taraflar arasında akdedildiği ileri sürülen belirsiz süreli iş sözleşmesi ve rekabet yasağı sözleşmesi altındaki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, iddia edilenin aksine müvekkilinin rekabet yasağına aykırılık teşkil eden herhangi bir davranışının bulunmadığını, ayrıca rekabet yasağı sözleşmesinde coğrafi bölge sınırlaması yer almadığını ve beş yıllık rekabet yasağı öngörüldüğünü, bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.10.2014 tarihli ve 2014/498 E., 2014/246 K. sayılı kararı ile; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 445. maddesinde rekabet yasağının iki yılla sınırlandırıldığı, taraflar arasında imzalanan 06.07.2010 tarihli sözleşmeden dolayı iki yıllık sürenin TBK’nin yürürlükte olduğu 06.07.2012 tarihinde dolduğu, TBK’nin Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1 ve 2. maddeleri uyarınca somut uyuşmazlıkta TBK’nin 445. maddesinin uygulanması gerektiği, takibin yapıldığı tarih itibariyle de Kanun ile öngörülen iki yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/18435 E., 2015/2990 K. sayılı kararı ile kararın değişik gerekçeyle onanmasına karar verilmiş, bunun üzerine süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.01.2016 tarihli ve 2015/7639 E., 2016/761 K. sayılı kararı ile; “…Dava, rekabet yasağı ihlalinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece 6098 SK’nın 445. maddesine göre rekabet yasağının 2 yıl ile sınırlandırıldığı, 06.07.2010 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinden itibaren iki yıllık sürenin 06.07.2012 tarihinde dolduğu, 03.12.2012 olan icra takip tarihi itibariyle yasa ile belirlenen sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle davanın 818 Sayılı BK’nın 348. vd. hükümlerine tabi olduğu, sözleşmede belirlenen sürenin uzunluğu ve içeriği itibariyle tüm ülkeyi kapsayacak şekilde düzenlendiği, bu durumun BK’nın 19 ve 20. maddelerine aykırı bulunduğu belirtilerek mahkemenin ret kararı sonucu itibariyle açıklanan karar işbu değişik gerekçe ile onanmıştır.
6101 sayılı TBK’nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 4. maddesi, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmünü haizdir. Taraflar arasındaki 06.07.2010 tarihli sözleşmede iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 08.11.2012 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK’nın 445. maddesinin tatbik edileceğine dair mahkeme gerekçesi yerinde ise de, anılan kanunda bahsi geçen iki yıllık rekabet yasağı süresinin 06.07.2010 tarihinden itibaren başlatılarak davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 5 yıllık rekabet yasağı süresi öngörülmüş, coğrafi alana yönelik kısıtlama ise yapılmamıştır. TBK’nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda, mahkemece taraflar arasındaki 06.07.2010 tarihli sözleşmenin TBK’nın 445/2. maddesi çerçevesinde değerlendirilip, tartışılarak bir sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 05.03.2015 gün 2014/18435 Esas, 2015/2990 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarıda anılan gerekçeyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.032018 tarihli ve 2017/920 E., 2018/122 K. sayılı kararı ile; taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı 06.07.2010 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 348. maddesi vd. hükümlerine tabi olduğu, rekabet yasağına ilişkin olarak sözleşmede belirlenen sürenin uzun olduğu ve içeriği itibariyle de tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde düzenlendiği, bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesinin BK’nin 19 ve 20. maddelerine aykırılık oluşturduğu, rekabet yasağının davalı işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde hükümler içerdiğinden sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle rekabet yasağı sözleşmesinin kesin hükümsüzlükle (yoklukla sakat) geçersiz olduğu, sözleşme geçersiz olduğundan iş akdinin sona erdiği 08.11.2012 tarihi itibariyle geçerli bir rekabet sözleşmesi bulunmadığı, dolayısıyla taraflar arasında TBK’nin 444-445. maddeleri kapsamında rekabet yasağına ilişkin usulen yapılan bir sözleşmenin söz konusu olmadığı, bu nedenle davacının rekabet yasağına aykırılık iddiasından kaynaklanan cezai şart alacağı talebinde haklı olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasındaki iş sözleşmesine ekli rekabet yasağı sözleşmesinin 06.07.2010 tarihinde yapılmış olması, iş sözleşmesinin ise 08.11.2012 tarihinde feshedilmesi karşısında rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin olarak sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte olan BK’nin ilgili hükümlerinin mi yoksa sözleşmenin feshedildiği tarihte yürürlükte olan TBK’nin ilgili hükümlerinin mi uygulanacağı noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
13. Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi).
14. Mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez. Başka bir deyişle mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar, direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilir.
15. Somut olayda ise mahkemece verilen karar, Özel Dairece; “iş akdinin sona erdiği 08.11.2012 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK’nin 445. maddesinin tatbik edileceğine dair mahkeme gerekçesi yerinde ise de TBK’nin 445/2 maddesinde mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceğinin düzenlendiği, anılan madde çerçevesinde değerlendirme yapılıp sonuca göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrası mahkemece, bu sefer ilk karardan tamamen farklı olarak; “taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı 06.07.2010 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nin 348. maddesi vd. hükümlerine tabi olduğu, rekabet yasağına ilişkin olarak sözleşmede belirlenen sürenin uzun olduğu ve içeriği itibariyle de tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde düzenlendiği, bu nedenle rekabet yasağı sözleşmesinin yapıldığı andan itibaren geçersiz olduğu” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
16. Görüldüğü üzere mahkemece, ilk karardan tamamen farklı değerlendirmelerin yer aldığı bir gerekçeyle direnme kararı verilmiştir. Bu durumda usulüne uygun verilmiş bir direnme kararının varlığından söz edilemeyeceğinden, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu karar yeni hüküm niteliğindedir.
17. Hâl böyle olunca; mahkemece verilen bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.