Danıştay Kararı 12. Daire 2018/2874 E. 2021/6062 K. 23.11.2021 T.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/2874 E.  ,  2021/6062 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/2874
Karar No : 2021/6062

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN TARAFLAR:
1-(DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

2-(DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken terör örgütü mensuplarınca şehit edilen eşinden dolayı 15/12/1998 tarihinden itibaren 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uyarınca dul-yetim aylığına hak kazanan ve 01/01/1999 tarihinden geçerli olmak üzere 2008 yılında Bağ-Kur’dan da ölüm aylığı almaya başlayan davacının, eşinin Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve aynı anda Bağ-Kur ile Emekli Sandığından aylık aldığının tespit edildiğinden bahisle, Emekli Sandığından bağlanan aylığın kesilmesi ve 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin (a) bendi uyarınca, 01/10/2003 – 18/06/2014 dönemine ilişkin olarak (76.449,24 TL ana borcun) faiziyle birlikte toplam 214.886,13-TL tutarında borç çıkarılması üzerine yapılan itirazın reddine ilişkin işlem ile tahakkuk ettirilen borç tutarının iptali ve 5434 sayılı Kanun kapsamında kesilen aylıklar ve ek ödemelerin iadesine karar verilmesİ istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davacının vefat eden eşinin ölüm olayının, 2330 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davacıya vefat eden eşinden dolayı 2330 saylı Kanun kapsamında Sandıkça dul ve yetim aylığı bağlanmış ise de, aylığın bağlandığı 15/12/1998 tarihinde, eşinin esnaf olması nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 4/B maddesi kapsamında Bağkur sigortalısı olduğu ve ölüm üzerine dul ve yetim aylığı bağlanması için gereken şartlara haiz olunduğu göz önüne alındığında; ancak, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayan geçici köy korucularının yararlanabileceği 2330 sayılı Kanun kapsamında Sandıkça bağlanacak aylığın vefat eden eşi Bağkur sigortalısı olan davacıya ödenmesine hukuken olanak bulunmadığı, bu itibarla davacının vefat eden eşinden dolayı 2330 sayılı Kanun kapsamında almakta olduğu aylığın kesilerek davacıya bu kapsamda yapılan ödemelerin davacıdan geri istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakta ise de, eşinin ölüm olayı üzerine davacının idareyi yanılttığı, kasıtlı veya kusurlu davrandığı ve böylelikle 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmasını sağladığı hususu açıkça ortaya konulamadığı gibi davalı idarece aylık bağlama işlemleri esnasında hak sahibi geçici köy korucusu … ‘ ın bir başka sosyal güvenlik kurumuna tabi olup olmadığının da gerekli inceleme yapılarak araştırılmasının mümkün bulunması karşısında, fazla ve yersiz ödemelerin kurumun (davalı idarenin) hatasından kaynaklandığının kabulü gerektiği, buna göre, davacıya, vefat eden Bağkur sigortalısı eşinden dolayı bu sosyal güvenlik kurumu mevzuatına göre bağlanan aylığın %25 arttırılarak ödenmesi ve tespit tarihinden 5 yıl geriye doğru gidilerek aradaki farkın borç çıkartılması gerekirken, 2330 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylığın ilgililerin kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle 01/09/2013 tarihinden geriye doğru 10 yıl gidilerek, davacı adına borç çıkartılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, dava konusu işlemin iptaline, her ne kadar davacı tarafından, işlem nedeniyle kesilen aylıklarının ödenmesine karar verilmesi talep edilmekte ise de, davacıya vefat eden Bağkur sigortalısı eşinden dolayı bu sosyal güvenlik kurumu mevzuatına göre bağlanan aylığın geriye doğru gidilerek %25 arttırılarak hesaplanması ve yine tespit tarihinden 5 yıl geriye doğru gidilerek bu aylıklar ile 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen aylıklar arasındaki farkın tespit edilmesi gerekeceğinden, anılan mahsuplaşma yapılmaksızın bu aşamada davacıya ödenmesi gereken bir aylık farkı bulunduğundan söz edilmesine hukuken olanak bulunmadığından, tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN TARAFLARIN İDDİALARI :
Davacı tarafından; İdare Mahkemesinin İptal gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre tarafına aylık bağlandığı ve bu hükümlerin uygulanması gerektiği tarafına bağlanan aylıklarla ilgili hukuka aykırılık bulunmadığı ve bu aylıkların kazanılmış hak olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, harçtan muaf oldukları ve İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiş olup, davacı tarafından ise davalı idarenin temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Köy korucusu olan davacının eşinin, 14/12/1998 tarihinde bölücü terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen saldırı sonucunda şehit edilmesinden dolayı, davacıya 15/12/1998 tarihinden itibaren 2330 Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 5434 Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nu uyarınca dul aylığı bağlanmıştır.
Murisin, Bağ-Kur kaydının bulunması nedeniyle, davacıya 1479 sayılı Kanun uyarınca 01/01/1999 tarihinden itibaren ayrıca ölüm aylığı bağlanmıştır.
Dolayısıyla, 01/01/1999 tarihinden itibaren davacıya hem 5434 sayılı Kanun’a hem de 1479 sayılı Kanun’a göre aylık ödenmeye başlanmıştır.
Daha sonra bu durumun idarece tespit edilmesi üzerine, Emekli Sandığından bağlanan aylığın kesilmesi ve 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin (a) bendi uyarınca, 01/10/2003 – 18/06/2014 dönemine ilişkin olarak (76.449,24 TL ana borcun) faiziyle birlikte toplam 214.886,13-TL tutarında borç çıkarılması üzerine yapılan itirazın reddine ilişkin işlem ile tahakkuk ettirilen borç tutarının iptali ve 5434 sayılı Kanun kapsamında kesilen aylıklar ve ek ödemelerin iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
442 sayılı Köy Kanunu’nun 74. maddesinin dördüncü fıkrasında, geçici köy korucularının (maddede geçen “geçici köy korucusu” ibaresi 03/10/2016 tarihli ve 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8. maddesiyle “güvenlik korucusu” olarak değiştirilmiştir) görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hale gelmeleri veya ölmeleri halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Aylık bağlanması” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun kapsamına girenlerden;
a) Engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.
b) Emekli aylığı almakta iken engelli hâle gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.
c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.
Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, % 25 artırılarak ödenir.
d) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayanların engelli hâle gelmeleri halinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 36 ncı maddesi hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (Öğrenimi bulunmayanların ilkokul mezunu gibi) kendilerine, ölümlerinde dul ve yetimlerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığınca görev malullüğü aylığı % 25 artırılarak bağlanır.” hükmüne, ikinci fıkrasında da “… Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girenler, aylıklara ilişkin hükümler hariç olmak üzere (d) bendi kapsamına girenlerin malullük hâline bağlı olarak yararlandığı haklardan da aynı esas ve usuller çerçevesinde yararlandırılır. …” kuralına yer verilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na 08/05/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle eklenen “5434 sayılı Kanuna İlişkin Geçiş Hükümleri” başlıklı Geçici 4. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Kanun’a göre; aylık, tazminat, harp malullüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08/02/2006 tarih ve 5454 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun’da kendileri için belirtilmiş olan şartlara haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacağı; beşinci fıkrasında, bu madde kapsamına girenlerin aylıkların bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı; onikinci fıkrasında ise, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait 5434 sayılı Kanun’dan kaynaklanan alacakların takip ve tahsil işlemlerinin 5434 sayılı Kanun’un bu Kanun’la yürürlükten kaldırılan ilgili hükümlerine göre Kurumca sonuçlandırılacağı kurallarına yer verilmiştir.
16/10/1988 tarih ve 19961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3480 sayılı Maluller ile Şehit Dul ve Yetimlerine Tütün ve Alkol Ürünlerinin Satış Bedellerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’un “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünce imal ve ithal edilen tütün mamulleri ile ağır alkollü içkilerin satış bedellerinden yüzde iki oranında alınacak payın, bu Kanun hükümlerine göre hak sahiplerine ödeneceği belirtilmiş; “Faydalanacaklar” başlıklı 3. maddesinde, “2’nci maddede belirtilen hesapta toplanan paralardan;
a) Harp malullerine,
b) Şehit dul ve yetimlerine,
c) Barışta olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı haller ile talim, tatbikat veya manevra sırasında görevin veya çeşitli harp silah ve vasıtalarının sebep ve tesiri ile vazife malulü sayılan Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile askeri harekatı gerektiren iç tedip hareketleri veya güvenlik veya asayişin sağlanmasında Silahlı Kuvvetlerle birlikte veya ayrı olarak görevlendirilenlerden bu görevlerin çeşitli sebep ve tesirleri ile vazife malulü sayılan jandarma ve emniyet mensupları ile sivil görevlilere,
d) (c) bendinde belirtilen görevlerin ifası sırasında, bu görevlerin çeşitli sebep ve tesirleri ile ölenlerin dul ve yetimlerine, bu Kanun hükümlerine göre ödeme yapılır.” kuralına yer verilmiş; 5217 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile 3480 sayılı Kanun’un 3. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de aynı kural 01/01/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5217 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5434 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 79. maddede tekrarlanmıştır.
5434 sayılı Kanun’un dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Ek 79. maddesinde ise, “Aşağıda belirtilen kişilere bu madde uyarınca ek ödeme yapılır:
a) Harp malullerine,
b) Şehit dul ve yetimlerine,
c) Barışta, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı haller ile talim, tatbikat veya manevra sırasında görevin veya çeşitli harp silah ve vasıtalarının sebep ve tesiriyle vazife malûlü sayılan Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile askeri harekâtı gerektiren iç tedip hareketleri veya güvenlik veya asayişin sağlanmasında Silahlı Kuvvetlerle birlikte veya ayrı olarak görevlendirilenlerden bu görevlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle vazife malûlü sayılan jandarma ve emniyet mensupları ile sivil görevlilere,
d) (c) bendinde belirtilen görevlerin ifası sırasında, bu görevlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle ölenlerin dul ve yetimlerine,
Hak sahiplerine, yukarıda yazılı durumlar sebebiyle, sosyal güvenlik kurumlarınca aylık bağlanmasına esas olan tarihten geçerli olmak üzere müracaat tarihini izleyen yılın en geç ilk üç ayı içinde T.C. Emekli Sandığı tarafından ek ödeme yapılır. Ay farkları yıllık miktarın onikiye bölünmesi suretiyle hesaplanır.” kuralına yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 121. maddesinde yer alan, “Her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancak ilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında Danıştay’da dava açabilir. Herhangi bir nedenle Sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle düzenlenir.” kuralına dayanılarak hazırlanan ve 02/10/1998 tarih ve 23481 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce İlgililere İstihkaklarından Fazla veya Yersiz Olarak Yapılan Ödemelerin Tahsili Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, “İlgililerin kusurlu davranışı bulunmadan Sandığın hatalı işlemi nedeniyle yapılan yersiz ödemelerden dolayı ilgililer adına çıkartılan borç, varsa her çeşit birikmiş istihkaklarından kesilir. Bakiye borç kalırsa bu miktar borçlunun aylığından 1/4 nisbetinde kesinti yapılarak tahsil edilir.
Bu madde uyarınca hesaplanan ve tahsil edilen borçlar için faiz tahakkuk ettirilmez.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Yönetmelik, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 27/09/2008 tarih ve 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Fazla ve Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 18. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Fazla ve Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan alacağın tahakkuk ettirilmesi” başlıklı 10. maddesinin ikinci fıkrasında, “Kurumun hatalı işlemlerden kaynaklanan fazla veya yersiz ödemeler için de bir önceki fıkrada belirtilen borç tablosu düzenlenir. Ancak, bu tür alacaklar için borcun tahakkuk ettirilmesi sırasında her hangi bir faiz hesaplanmaz.” düzenlemesi getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davacıya, 5510 sayılı Kanun’a 5754 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 4. maddenin yürürlüğe girmesinden önce 5434 sayılı Kanun’a tabi olarak Sandıkça aylık bağlandığı açık olduğundan, yukarıda anılan mevzuat uyarınca 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; geçici köy korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hale gelmeleri veya ölmeleri halinde 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 2330 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasında ise, ölenlere bağlanması gereken görev malullüğü aylığının dul ve yetimlerine intikal ettirileceği ve ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıkların % 25 artırılarak ödeneceği; ikinci fıkrasında da Emekli Sandığı dışındaki diğer sosyal güvenlik kurumlarından aylık alanların, Emekli Sandığından aylık alanlarla aynı haklardan yararlandırılacağı; öte yandan, 5434 sayılı Kanun’un Ek 79. maddesinde, 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlananlara (tabi oldukları sosyal güvenlik kurumuna bakılmaksızın) “ek ödeme” ve “eğitim öğretim yardımı” yapılacağı öngörülmüştür.
Bu durumda; 2330 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanacağı ve ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatına göre bağlanan aylıkların da %25 artırılarak ödeneceği, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmayanlara ise Emekli Sandığınca aylık bağlanacağı, ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığının da dul ve yetimlerine intikal ettirileceği kuralı karşısında, şehit olan eşinin Bağ-Kur sigortalısı olması nedeniyle kendisine ölüm aylığı bağlanan davacıya, Emekli Sandığı tarafından geriye dönük olarak 10 yıl içerisinde ödenmiş olan dul ve yetim aylıklarının 3480 sayılı Kanun uyarınca ödenmiş olan ek ödemeler dahil edilerek, bu tutara faiz işletilmek suretiyle borç çıkarılmasında hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile tazminat istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.