YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/10904
KARAR NO : 2023/12847
KARAR TARİHİ : 14.12.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/671 E., 2023/1558 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/223 E., 2022/511 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı Kurumun denetlemesi ile davacı aleyhine prim ve idari para cezaları tarih ve tahakkuk ettirildiğini, gerekçe olarak davacıya ait taksi işletmesinin Tire Vergi Dairesi’nin 02.05.2012 tarihli yoklama tutanağı olduğunu, yoklama tutanağında davacının, eşinin yanında hizmet akdi ile para karşılığı çalıştığı şeklinde bir açıklama bulunduğunu, bu nedenle prim tahakkuk ettirildiğini ve idari para cezası kesildiğini, tutulan tutanağın hatalı tutulduğunu, davacının eşinin emekli olmak için yaşının dolmasını beklediğini, bu arada da davacının ve eşinin taksi satın aldıklarını, davacının eşi tarafından taksi işletmesini davacı adına kaydettirildiğini, faaliyetlerin ise davacının eşi tarafından yürütüldüğünü, bu nedenle davalı Kurum tarafından idari para cezasının iptali ile borçlu olmadığının tespitine, davalı Kurum tarafından kesilen cezalar ile tahakkuk ettirilen prim borçlarının ve tüm ferilerinin borçlu olmadığının tespitine, tüm idari para cezalarının ve tahakkuk ettirilen primlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davanın usul ve esas yönünden reddi gerektiğini, davacının yasada belirtilen 30 günlük hak düşürücü süre içerisinde idare mahkemesinde dava açmadığını, idari para cezasının kesinleştiğini, ayrıca prim tahakkuklarının da kesinleştiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, davaya konu tarihlerde taksiciliği kendisinin yaptığını, işletmenin eşi adına olduğunu, eşi ile arasında hiçbir zaman işçi-işveren ilişkisi olmadığını, eşinden bir ücret almadığını, elde ettiği geliri ailesi için harcadığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Dosya kapsamında toplanan delillerden davacının eşi …’ın taksicilik faaliyetinde bulunduğu, davacının eşinin sigorta bilgilerinde 18.02.1993 – 31.08.1999 tarihleri arasında (çay ocakları kıraathaneler çay bahçeleri) faaliyeti, 17.06.2009 – 17.04.2012, 01.05.2012 – 31.12.2019 ve 10.01.2020 den devam eden taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyeti nedeniyle vergi mükellefi olduğu, 17.06.2009 da 4/b sigortalı kapsamına alındığı, 17.04.2012 de terk verildiği, 01.05.2012 tarihinde tekrar 4/a sigorta kapsamında çalışmaya başladığı, 14.11.2016 da çıkış yapıldığı ve tarafına 01.12.2019 tarihinden itibaren 4/a üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, 01.05.2012 ile 14.11.2016 tarihleri arası çalışmasının davacı …’ a ait 1605026 sicil sayılı işyerinden bildirildiği ve davacı …’ın 17.04.2012 – 10.01.2020 tarihleri arasında taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyeti nedeniyle vergi mükellefi olduğu görülmüştür. 4/a ve 4/b sigortalılık kayıtlarının incelenmesinde, davacının eşinin davacı yanında diğer ücretli şekilde hizmet akdiyle çalışmadığını taksi işletmeciliğini eşi ile birlikte işlettiklerini, dinlenen tanık beyanlarında da davacının eşinin taksicilik yaptığı, yanlarında başka bir kişinin çalıştığının tespit edilmediği, Tire Vergi Dairesi tarafından tutulan 02.05.2012 tarihli yoklama fişi dışında Kurumca yapılan bir tespitin bulunmadığı, davacının eşi olan …’ın eşi davacı … yanında çalışmadığı taksiyi bizzat çalıştırdığı, aralarında herhangi bir hizmet akdinin bulunmadığı, esasen bu durumun hayatın olağan akışına uygun olduğu, 5510 sayılı Kanun’un sigortalı sayılmayanlar başlıklı 6 ncı maddesinde düzenlenen işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşinin sigortalı sayılmayacağının belirlendiği ve davacı ile eşine ait 4/1-a ve 4/1-b sigorta kayıtları, toplanan delillerden de davacının eşi olan …’ın davacının yanında hizmet akdine istinaden sigortalı olarak çalışmadığı, vergi gelirin gerçek ve safi tutarı üzerinden alındığı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun diğer ücretliler başlıklı 64 üncü maddesinde kazançları basit usülde olan ticaret erbabı yanında çalışanların safi ücretlerinin asgari ücretin yıllık brüt %25 olarak kabul edildiği, vergi dairesinden alınan cevabi yazıda yasal kabule dayalı olarak davacı hakkında vergi tahakkuku ve ödeme yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı görülmüş ve davacının eşi olan …’ın davacının yanında hizmet akdine istinaden sigortalı olarak çalışmadığı” gerekçesiyle;
“1-Davanın kabulü ile 01.05.2012 – 14.11.2016 tarihleri arasında davacıya işveren olarak, davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim borçlarının iptali ile davaya konu prim borçları sebebi ile davacının borcunun bulunmadığının tespitine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, dava tarihi itibariyle idari para cezası ve prim tahakkukunun kesinleştiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ret kararının davacıya tebliğ tarihinin Kurumdan sorularak tespiti gerektiğini, Kurumca 5510 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi hükmü uyarınca işlem yapıldığını, …’ın 30.04.2012 – 14.11.2016 tarihleri arasında …’a ait iş yerinde fiilen ve ücret karşılığı çalıştığının ve bildirimlerinin yapılmadığının tüm bilgi ve belgelerden anlaşıldığını, Vergi Dairesi kayıtlarının da bu durumu ispatladığını, resmi bilgi ve belgeler karşısında davacının soyut iddialarına itibar edilemeyeceğini, kimsenin kendi kusuruna dayanarak talepte bulunamayacağını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “… özellikle; Kurum tarafından, dahili davalının ücretle çalıştığına yönelik vergi dairesi kayıtları haricinde araştırma yapılmadığı, diğer taraftan, dosya kapsamından, dahili davalının aile birlikteliği içerisinde birlikte kazanç ediniminde çalıştığı, dahili davalının, salt kendisine ödenen ücrete tabi çalışmasına yönelik bilgi ve belge bulunmadığı dikkate alındığında, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle davalı Kurumun istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 02.05.2012 tarihinde Tire Vergi Dairesince tutulan yoklama tutanağında davacının eşinin ücretle çalıştığına ilişkin ibareye istinaden Kurum tarafından prim ve idari para cezasına ilişkin borç tahakkuk ettirildiği, eşin ücretli çalışması olmaması nedeniyle, Kurum tarafından idari para cezası ve prim borcu tahakkuk ettirilmesi işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci, 5510 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin 1-a bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.