YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13235
KARAR NO : 2014/16461
KARAR TARİHİ : 24.10.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 42. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2012
NUMARASI : 2012/109-2012/261
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 42. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.11.2012 tarih ve 2012/109-2012/261 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.10.2014 günü hazır bulunan davacı asil İ. S. E. ile davalı vekili Av. T. T. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı şirkete ait anasözleşmenin 5. maddesinde 100 adet isme yazılı intifa senedi ihdas edilerek kuruluş sermayesindeki iştirak payları oranında kuruculara verildiğini, bu kapsamda 1 adet kurucu intifa senedi sahibi olduğunu, anasözleşmenin 55. maddesine göre ayrılması gereken yedek akçe vd. kalemlerden sonra bakiye net karın %5’inin kurucu hisselerine verilmesi gerektiğini, ancak davalının 1992 yılından beri kurucu pay senedine ait her sene vermekte olduğu kâr payı miktarını kısıtlayarak verdiğini, oysaki anasözleşmede sermaye artırımı halinde kurucu intifa senetlerine verilecek kâr payı miktarının kısıtlanacağına dair herhangi bir hüküm bulunmadığını, 26.03.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında 5 nolu gündem maddesi ile sermayedeki payların 1 kuruş itibari değerli olarak kabul edildiğini, bu kararın 5083 sayılı T.C. Devletinin Para Birimi Hakkındaki Kanun ile paradan 6 sıfır silinmesi ve Borsada işlem gören hisse senetlerinin nominal değerinin 1 TL olması karşısında usulsüz olduğunu, kurucu intifa senedine verilecek kâr payında kısıntı yapılmasına dair alınan kararın da yasa ve anasözleşme hükümleri karşısında geçersiz olduğunu, kuruculara ödenecek kâr payının müktesep hak olduğunu, banka pay sahipleri genel kurulunun kurucuların rıza ve muvafakati olmadan kurucular aleyhine anasözleşmede değişiklik yapamayacağını, alınan kararlara muhalif kaldığını ileri sürerek, kurucu intifa senedine verilecek kâr payında kısıntı yapılmasına dair alınan kararın geçersiz olduğuna, banka anasözleşmesinin 5. maddesinde yapılan değişiklikte pay değerinin (bir kuruş) olarak kabulüne dair alınan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kurucu intifa pay sahibi olarak genel kurul kararlarının iptali davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, alacak davası açabileceğini, sermaye artırımlarında kurucu kâr payına arttırılan sermaye miktarı bakımından sınırlama getirilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK’nın 403. maddesi ve 6102 sayılı TTK’nın 503 maddesinde ” … intifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemeyeceği ancak safi kazanca ve tasfiye neticesinde iştirak yahut yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakları tanınabileceği”nin düzenlendiği, davacı işbu genel kurul kararının iptali davasını kurucu pay senedine dayalı olarak açtığından anonim şirket ortağı tarafından açılmış bir genel kurul kararının iptali davası bulunmadığı, davacının ortaklık sıfatı bulunmadığından bu sıfatla katılmadığı bir genel kurul kararının iptalini isteyemeyeceği, davacının 6102 sayılı TTK’nın 503. ve 6762 sayılı TTK’nın 403. maddesinden kaynaklanan kar payının tahsilini genel kurul kararının iptalini istemeden kuruluşta var olan sözleşme koşullarına göre talep etme hakkının her zaman mevcut olduğu, davacı açısından bağlayıcı olmayan genel kurul kararı, davalı şirket yönünden sadece bir irade açıklaması mahiyetinde olduğundan açılacak alacak davasında genel kurul kararının yerindeliğinin tartışılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesinde, davalı şirketin 26.03.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan davalı şirkete ait hisse senetlerinin 1 adedinin 1 kuruş olarak ihdas edilmesine dair kararın da iptalini talep etmiştir. Mahkemece, davacının davasını kurucu intifa senedi sahibi sıfatıyla açtığı, kurucu intifa senedi sahibinin genel kurul kararlarının iptalini talep hakkı olmadığı, davacının ortaklık sıfatı bulunmayıp ortak sıfatıyla katılmadığı bir genel kurulda alınan kararların iptalini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı, davalı şirketin hem kurucu intifa senedi sahibi hem de ortağı olduğunu, ortak sıfatına bağlı olarak kendisine genel kurul çağrısı yapıldığını ve dava konusu genel kurula da ortak sıfatıyla iştirak edip bazı kararlara karşı olumsuz oy kullanarak muhalif kaldığını belirtmiştir. Dava konusu genel kurula ilişkin hazırun cetveli incelendiğinde davacının sermaye miktarının 1.000 TL, hisse adedinin 100 olarak gösterildiği, genel kurul tutanağı içeriğinde de bazı kararların davacının 100 menfi oyuna karşılık oy çokluğu ile alındığı görülmektedir. Şirketin hisse senetlerinin 1 adedinin 1 kuruş olmasına dair kararın da davacının 100 olumsuz oyuna karşılık 49.756.183.382 oyla oyçokluğu ile alındığı, kararın altına davacının olumsuz görüşünü bildirdiği görülmektedir. Bu itibarla mahkemece, davacının davalı şirketin 1 kuruşluk hisse senedi ihdasına yönelik genel kurul kararının iptali davasının bu hususlar nazara alınıp karar yerinde tartışılmadan yazılı gerekçe ile reddedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.