Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2703 E. 2014/8653 K. 07.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2703
KARAR NO : 2014/8653
KARAR TARİHİ : 07.05.2014

MAHKEMESİ : HOPA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/06/2013
NUMARASI : 2012/76-2013/165

Taraflar arasında görülen davada Hopa Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/06/2013 tarih ve 2012/76-2013/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 05/02/1999 tarihinde imzalanan tarımsal kredilere mahsus ikraz sözleşmesi ile davalıya hayvancılık kredisi verildiğini, süresinde ödenmeyen kredi alacağı için Hopa İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığını ileri sürerek, 4.335,00 TL alacağın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; alacağa konu kredi sözleşmesi aslı üzerinde yapılan imza incelemesi sonunda kredi sözleşmesindeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı hususunda rapor tanzim edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, takibin iptaline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Yürürlükten kaldırılan 1086 Sayılı HUMK’nın 382. ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Somut olayda, dava dilekçesinde 4.335,00 TL alacağın temerrüt faiziyle birlikte tahsili istenmiş; yani dava alacak davası olarak açılmıştır. Buna rağmen mahkemece verilen kararın gerekçesinde davacı tarafından davalı aleyhine itirazın iptali davası açıldığı bildirilmiş, hükümde de davanın reddi ile birlikte icra takibinin iptaline karar verilmiştir. Bu husus, davada yer alan talebe uygun bulunmadığı gibi, yukarıda ifade edilen ilke ve hükümlere de aykırı bulunmuş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.