Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3687 E. 2007/4264 K. 07.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3687
KARAR NO : 2007/4264
KARAR TARİHİ : 07.11.2007

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. İCRA MAHKEMESİ

Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık …’nın 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337. maddesi uyarınca 10 … disiplin hapsi ile cezalandırılmasına dair, İstanbul 3.İcra Mahkemesinin 21.02.2006 tarihli ve 2005/2003 esas, 2006/445 kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 04.07.2007 … ve 35513 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 09.08.2007 … ve 2007/151807 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesindeki yaptırım,disiplin hapsi olarak belirlenmiş ise de aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanunla değişik 7.maddesi 1.fıkrasında,”Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.maddesi nazara alındığında, 5252 sayılı Kanun’un 7.maddesi 1.fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle,sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre,sanık hakkında İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2005/5431 esas numaralı dosyasıyla takibe geçildiği,ödeme emrinin borçlu sanığa 25.03.2005 tarihinde tebliğ edildiği, ancak tebligatta borçlu sanığın adreste bulunmaması nedeni yazılmadan, tebligat parçasında Behriye Balta isminin neden geçtiği ve sıfatı belirtilmeden imzası alınmadığı gibi imzadan imtina ettiği de şerh düşülmeden tebligatın yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemez. Böylece borçlu sanığa isnat edilen suçun oluşmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi isabetsizdir.
Her ne kadar tebliğname ile sanık hakkında mahkemece idari para cezasına hükmedilmesi gerekirken,10 … disiplin hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesinin isabetsizliği nedeniyle bozma talebinde bulunulmuş ise de, benzer konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.10.1988 tarih,8/310-390 sayılı kararında” işin başlangıcına ve esasına gidilip eylemin suç olup olmadığı belirlenmeden sonuç kararda kanuna muhalefet hallerini araştırıp tartışmak temelsiz ve anlamsız bir çalışmadır. Bu itibarla kanuna muhalefet nedenleri olarak açıkça ifade olunmasa dahi eylemin suç oluşturup oluşturmadığını araştırmak gerekli ve zorunludur” şeklinde yapılan değerlendirmede esas alınarak, esasa yönelik inceleme sonucu suçun oluşmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki düşünceyi tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görülmekle İSTANBUL 3.İcra Mahkemesinin 2005/2003-2006/445 sayılı ek kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMY’nın 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu sanık … hakkında mal beyanında bulunmamak eyleminden dolayı hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, verilen cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 7.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.