YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/7967
KARAR NO : 2019/12439
KARAR TARİHİ : 09.10.2019
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’un, anılan Kanun’un 63/10, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/06/2017 tarihli ve 2016/77 esas, 2017/280 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/11/2018 gün ve 94660652-105-20-11326-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/11/2018 gün ve KYB 2018-91061 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın müştekinin bilgisi dışında nüfus cüzdanı fotokopisi ve kimlik bilgilerini kullanıp müşteki adına imza atarak sahte cep telefonu aboneliği sözleşmesi düzenlediğinden bahisle mahkûmiyetine karar verilmişse de, söz konusu abonelik sözleşmesi suretinin incelenmesinde … İletişim-… isimli bir işyerine ait kaşe ve kaşe üzerinde bir imza bulunduğu, sanığın üzerine atılı bulunan suçlamayı kabul etmeyerek, … isimli bir şahsın kendisinin ve şirketinin isimlerini kullanarak 4 farklı ilde telefon bayiliğini açtığını belirttiği, sanık hakkında benzer mahiyette pek çok yargılama dosyasının bulunduğu ve bahse konu dosyalarda da abonelik sözleşmelerinde farklı farklı kaşe ve imzaların yer aldığının anlaşıldığı, ayrıca kanun yararına bozma talepli dilekçesinde de bahse konu sözleşmenin …’ya ait … İletişim isimli firma tarafından sözleşmenin yapıldığını belirtmesine rağmen, bahse konu hususlara ilişkin olarak hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan, sanık ve ilgili işyerinde çalıştığı bildirilen kişilerin imza ve yazı örnekleri temin edilerek sözleşme aslı ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, yargılama aşamasında da sanık aleyhine bir delil elde edilemeden, gerekçeli kararda, sözleşmedeki kaşenin sanığın işyerine ait olduğundan bahisle atılı suçu adı geçen sanığın işlemiş olduğuna dair hiçbir delil ve gerekçeye yer verilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
5809 sayılı Kanunun “cezai hükümler” başlıklı 63/10 maddesinde; 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucu, suçun maddi unsuru “…fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar…” şeklinde tanımlanmaktadır.
Adı geçen maddede yazılı “…bu işi…” deyiminden kastın, suçun unsurlarını oluşturan seçimlik hareketleri nitelemek olduğu, madde metninde atıfta bulunulan fıkralardan biri olan 5809 sayılı Kanunun 56. maddesinin 4. fıkrasında yazılı seçimlik hareketlerin “…kişinin bilgisi veya rızası dışında; abonelik tesisi veya işlemi, elektronik kimlik bilgisini haiz cihaz kayıt işlemi, yapmak ve yaptırmak veya bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlemek, usule uygun düzenlenen bir evrakta değişiklik yapmak veya kullanmak…” seçimlik hareketleri olduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının “…kişinin bilgisi ve rızası dışında abonelik tesisi veya işlemi yapmak, yaptırmak veya bunun için gerçeğe aykırı bir belge düzenlemek, usulüne uygun düzenlenen evrakta değişiklik yapmak veya gerçek dışı hazırlanan bir evrakı kullanmak…” olduğu, suçun sübutu bakımından, sanığın adı geçen sözleşmeyi mutlaka kendi
el yazısıyla düzenleyip imzalaması şartı aranmadığı, adı geçen evrakta, değişiklik yapmak veya gerçek dışı hazırlanan evrakı kullanmak fiillerinden her hangi birini gerçekleştirmesi, abonelik sözleşmesi hazırlamak dışında herhangi bir abonelik tesisi veya işlemi yapması veya yaptırması halinde de suçun maddi unsurlarının oluştuğu kabul edilebilecektir.
Kanun yararına bozma talebine konu dosyada, mahkemenin gerekçeli kararında; sanığın aşama savunmaları, müşteki beyanı, kriminal rapor tüm dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde; müştekinin bilgisi haricinde müşteki adına … numaralı telefon hattının çıkarıltıldığı, müştekinin başvurusu üzerine yaptırılan kriminal inceleme sonucu sözleşme üzerindeki imzanın müştekiye ait olmadığının anlaşıldığı, yapılan soruşturma sırasında sahte sözleşmenin sanık … yetkilisi olduğu … İletişim isimli firma tarafından düzenlendiğinin tespit edildiği, sanık … savunmasında, dava konusu sözleşmeyle ilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, sanık … savunmasında, sözleşmenin sanık … tarafından yapıldığını, kendisiyle ilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, dava konusu sözleşme üzerinde … İletişim firmasının kaşesinin bulunması nedeniyle sözleşmenin bu firma tarafından yapıldığı kanaatine varıldığından sanık … suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği, kanaatiyle 6518 sayılı yasayla değişik 5809 sayılı yasanın 56/4. maddesi delaletiyle aynı yasanın 63/10 maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği anlatılmaktadır.
Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.
26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.
Hal böyleyken, mahkemelerin maddi gerçekliğe ulaşması için toplamasını öngördüğü veya toplanmasının yargılamaya bir katkısı olacağını düşünmediği delillerin dosyaya celp edilip edilmemesine dair kararlarının, takdir yetkilerine bağlı olduğu, bu hususlarda kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği, öte yandan mahkemece verilen gerekçeli kararda hangi delillere itibar edip etmediğine dair açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, bayii yetkilisi olan sanığın bizzat sözleşme oluşturma fiilini gerçekleştirmese dahi hattın aktivasyonunu sağlayacak onay işlemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden REDDİNE, 09/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.