Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2006/3087 E. 2006/10245 K. 03.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3087
KARAR NO : 2006/10245
KARAR TARİHİ : 03.11.2006

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen Bireysel Kredi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesine istinaden kredi açılıp kullandırıldığını, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek davalı borçlulara ihtarname gönderildiğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerinin itiraz sonucu durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili sözleşmedeki imzaların müvekkillerine ve şirketi temsile yetkili kimselere ait olmadığını, davacı bankaya borçlu bulunmadıklarını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı şirket yönünden 2.246.798.176.TL, Cüneyt Toptan yönünden 9.902.918.496.TL, Nükhet Toptan yönünden 9.498.076.541.TL alacak ile bu alacaktan şirket yönünden 9.879.391.350.TL, Cüneyt ve Nükhet Toptan yönünden 8.004.784.074.TL’lik kısmına takip tarihinden itibaren yürütülecek %135 oranında faiz, BSMV, icra gideri, vekalet ücreti ile sınırlı olarak itirazın iptaliyle takibin devamına, fazla istemin reddine, davalıların tazminatla sorumluluklarına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Kefilin sorumluluğu ile ilgili BK.nun 490.maddesi hükmüne göre kefil, borcun aslı ile beraber borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni neticelerinden de sorumludur. Başka bir anlatımla kefalet limitini geçmemek koşuluyla asıl borçlunun borcundan davalı müteselsil kefillerin sorumlu olacakları gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, olaya uygun düşmeyen bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 3.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.