Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/24399 E. 2016/4702 K. 16.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/24399
KARAR NO : 2016/4702
KARAR TARİHİ : 16.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçundan doğrudan hükmolunan adli para cezasının miktar ve türüne göre; 14/04/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31/03/2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2.maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından O yer Cumhuriyet savcısı ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre diğer itirazlar yerinde görülmemiştir, ancak;
a)Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun TCK’nın 31/2 maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şeklide hüküm kurulması,
b)Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c)Suça sürüklenen çocuğun savunmasında suça konu işyerine saat 02:30-03:00 saatleri arası girdiğini belirtmesi,yaz saati uygulamasına göre gece vaktinin 05:48 de bitmesi nedeniyle hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 143/1. maddesiyle artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d)5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan ve suçu işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından belirlenen kısa süreli hapis cezalarının aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
e)Suçu işlediği sırada 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında, TCK.nun 53/4. maddesi uyarınca aynı Kanunun 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmolunamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet savcısı, O yer Cumhuriyet savcısı ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine,16/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.