Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13243 E. 2012/14535 K. 17.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13243
KARAR NO : 2012/14535
KARAR TARİHİ : 17.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu ipali ve tescili ile elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ile davalı gerçek kişi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

1956 tarihinde yapılan kadastro sırasında … Beldesi, … Mahallesi 251 parsel sayılı 2830,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 385 tahrir numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle zeytinli tarla niteliği ile … adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiş, daha sonra satış yoluyla davalı …..’ye geçmiştir. Davacı … Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, kesinleşen tahdit içinde kalan bölümün tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, davanın elatmasının önlenmesine ve davalı lehine konulan tüm şerhlerin silinmesine karar verilmesi istemleriyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu … Mahallesi, 251 parsel sayılı taşınmazın 08.06.2009 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (C) ile gösterilen 271,17 m² yüzölçümündeki bölümünün 251 sayılı parselden ifrazı ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ile davalı gerçek kişi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili ile elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1744 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 01.11.1976 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, daha sonra 22.10.1987 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması, 07.04.2005 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. madde uyarınca yapılan düzeltme işlemi vardır.
Mahkemece, verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dava konusu 251 parsel sayılı taşınmaz, tapuda “…” adına kayıtlıdır. Ancak, dosya arasında bulunan bilgisayar çıktılı tapu kayıt örneğinde kayıt malikinin ismi hatalı olarak “…” olarak geçmekte ise de, yine dosya arasında bulunan tapu defter fotokopisinde kayıt malikinin ismi doğru şekilde, yani …” olarak yer almaktadır. Davacı … Yönetimi, davalının soyadını “Tar” olarak ve adres bölümüne sadece belde ismi yazarak eldeki davayı açmıştır. Tapudan gelen cevapla bildirilen adrese dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğe çıkarılmış, adreste bulunmaması üzerine adres araştırması yapılmıştır (Tapu müdürlüğünce bildirilen adres de hatalıdır. Zira, adreste yer alan 76 numaranın var olmadığı gerekesiyle tebligat iade edilmiştir).
Ancak, adres araştırması için nüfus müdürlüğüne yazılan yazıların gereği, davalının kimlik bilgilerinin yetersiz olması gerekçesiyle yerine getirilmemesine rağmen, davalının açık kimliği tapu müdürlüğünden sorulup, açık kimliğe göre adresi nüfus müdürlüğünden sorulmamış ve açık kimliğe göre adres araştırması yapılmamış ve davalı gerçek kişinin Mernis Adresi tespit edilmemiştir. Diğer kurumlar ve kolluk marifetiyle yapılan adres araştırmaları ise, yukarıda belirtilen maddî hata nedeniyle davalının hatalı soyadına göre yapılmış ve bu araştırmalardan da sonuç alınamayınca ilânen tebligat yapılmıştır. Dairenin iade kararı üzerine ise, karar davalı gerçek kişiye tebliğ edilmiştir.
Yetersiz ve aynı zamanda hatalı kimlik bilgilerine göre yapılan adres araştırmasına dayanılarak, davalı gerçek kişinin adresinin meçhul sayılmasına olanak yoktur. Bu itibarla, dava dilekçesinin davalıya gazete yoluyla ilânen tebliği usûlsüz olup, belirtilen bu uygulama davanın davalı gerçek kişinin yokluğunda görülmesi ve dolaysıyla savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğundan, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi ve davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 17.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.