YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11695
KARAR NO : 2009/10726
KARAR TARİHİ : 07.07.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1.4.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı Kurum tarafından yurtdışı çalışmalarını 3201 sayılı Kanun gereğince borçlandırıldığını ve isteği üzerine kendisine 01.12.1998 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak aylık ödemeleri devam ederken davalının kesin dönüş yaptığını iddia ettiği tarihi de kapsar biçimde Almanya’da fiilen çalıştığının ve Alman sigorta Merciinden 01.04.2006 dan itibaren (25.11.1979-15.08.2006 tarihleri arasındaki çalışması nedeni ile) yaşlılık aylığı tahsis edildiğinin tesbit edilmesi üzerine borçlanmasının ve aylığının iptal edildiğini öne sürerek fiili hizmetinin son bulduğu 31.03.2006 tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbiti talep edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılan borçlanmanın geçerliliğine ve davacıya 01.04.2006 itibarı ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 12.12.2002 gün ve 36/198 Sayılı Kararı ile iptal edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 gün ve 21-790/61 sayılı kararı ile, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşün zorunlu olmadığına ve yurda kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmaların geçerli olduğuna, ancak yurda kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınarak 3201 Sayılı Yasanın 6. maddesine göre yurda kesin dönüş yapılmadıkça yaşlılık aylığı bağlanamayacağı ve giderek aylığın başlatılmamasına, şayet bağlanmışsa aylığın kesilerek fuzulen ödenen yaşlılık aylıklarının Kurumca geri istenmesinin mümkün bulunduğu, hukuken askıya alınan yaşlılık aylığının yurda kesin dönüşün gerçekleştiği tarihi takip eden aybaşından itibaren yeniden ödenmeye devam olunması gerektiğinin kararlaştırıldığı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu bulunduğu hukuksal gerçektir.
Somut olayda ise davacı15.05.1984-05.04.1998 tarıhleri arasındaki yurtdışı hizmetini 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmış ve kendisine 01.12.1998 den itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Daha sonra Alman Sigorta Merciinin gönderdiği hizmet cetvelinden davacının Alman Sigorta Merciine bağlı olarak 25.11.1979-31.03.2006 tarihleri arasındaki çalışması nedeni ile yaşlılık aylığı aldığı dolayısı ile 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinde yer alan KESİN DÖNÜŞ şartının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesince İptal olunan husus; anılan yasanın 3. maddesinde yer alan borçlanmanın geçerliliği için aranan kesin dönüş şartı olup, aylık bağlanması ile ilgili olarak yasanın 6. maddesindeki kesin dönüş koşulu iptal olunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kurumun davacının 01.12.1998-31.03.2006 arasındaki aylıklarını iptal eden işlemi doğrudur.
Davacının 31.03.2006 tarihi itibarı ile çalışmasına son vererek Alman Sigorta Merciinden yaşlılık aylığı aldığı dosya içindeki bilgi ve belgelerle sabit olmakla birlikte,yurda kesin dönüş yapıp yapmadığı anlaşılamamaktadır.
3201 sayılı yasanın 6. maddesi hükmüne göre ”aylık tahsisi yapılabilmesi için yurda kesin dönüş şartı “ arandığından davacının yurda kesin dönüş yapıp yapmadığı hususu araştırılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 7.7.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.